banner83

ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇER

Pandemi döneminde insanın düşüncelerine ayıracağı pek çok zamanı oluyor. Düşünceler kimi anılara götürüyor, kimi de günümüzün kaos içinde geçen yaşamına. Salgından tutun hava kirliliğine, siyasetin yozlaşmasına, insanın insana yaptığı kıyımlara dek bir yığın düşünce. Bu düşüncelerin karmaşık yoğunluğunda bir sonuca ulaşabilmek de pek mümkün görünmüyor. Sonuçta bir yere varıldığını söyleyebilmek de zor.

Mevsim ilkbahar, ağaçlar tomurcuğa durdu. Şimdi güneş kendini daha da çok gösteriyor. Sağda, solda kuş seslerinin cıvıltıları mutlu bir soluk getiriyor. Baharın sevincini yaşamak istiyor içimiz. Öte yandan da yeni dünya düzeninin insanlığı zalimce köşeye sıkıştırdığı bir çağı yaşıyoruz. Sevinmek ne kelime. Düşüncelerimin çoğunda ülkede giderek çığ gibi büyüyen sinir sistemi alt üst olmuş insanların ne yaptığını bilmez davranışları ve karamsar tavırları ve de her gün değişen gündem maddeleri birçok insanımızı bunalıma sokmuş durumda.

Sosyal medyaya bakıyorsun, herkes kendi doğrusunda kral! Ulusal medyaya bakıyorsun, her biri taraf olmuş sinsice beyinlerimize giren zehirli bir yılan... Normal yaşama bakıyorsun, herkes kendi derdine düşmüş... Kimisi, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın havasında kimisi ise ekmeğinin peşine düşmüş yaşama savaşında…

İnsan ister istemez düşünüyor. Kim, bizleri bu hale getirdi ya da kimler bizleri bu hale getirmek istiyor. Neyin kavgasına alet oluyoruz. Nedir bu kobaylık zihniyeti? Bizler anlam veremiyoruz belki ama anlamlandırmak için bizlerle uğraşan belli bir gücün olduğu muhakkak.

Bu durum itibariyle; Tedbiri hiçbir zaman elden bırakmamak gerekir çünkü yakınımızda veya uzağımızda bizi çekemeyenler, kuyumuzu kazmak isteyenler olacaktır. İyilerin ardında uğursuz bir gölge gibi sinsi kötülerin var oluşu, dünyanın olağan hallerinden ve insanlığın kaderindendir. Çabalarımız, ideallerimiz ve düşüncelerimizle bunu değiştiremeyiz.

Hayatta başarılı insan olabilmek için her tür şanssızlığı, aksiliği hesaplamalı, her şeyi akıl terazimizde ölçüp tartmalı, çevreye karşı daima uyanık durmalıyız Ne kadar iyi olursa olsun hiç kimse, "benim düşmanım yoktur" diye övünemez Sinsi emellerin, kara niyetlerin barınağı çok zaman kesinlikle saptanamaz Ayrıca, kendi seviye ve kuvvetimizin aşağısında olan düşmanlarımızı küçümsememek gerekir.

Düşmanın ve iftiranın büyüğü küçüğü olmaz; insanı olmadık yerlerde, olmadık zamanlarda güç durumda bırakabilir. O halde, başarı ve mutluluk yolunda sağlam ve azimli adımlarla ilerlerken, gözlerimizi ideallerin ışığı kamaştırmamalı; ilerlediğimiz yola ve yoldakilere dikkat etmek, başkalarının bizi ezmelerine hiçbir şekilde fırsat vermemek başlıca prensibimiz olmalıdır Kuşkulandığımız ufak bir hareket, söz veya kişi karşısında düşünmeli, tedbirli olmanın yollarını aramalıyız.

Yoksa, Atı alan Üsküdar’ı geçer... Kalın sağlıcakla

YORUM EKLE

banner95

banner94