AVRUPA BİRLİĞİ DÜZENLEMELERİ VE TÜKETİCİ HAKLARI


Ümit ATMAN

Ümit ATMAN

Okunma 20 Ocak 2016, 11:51

Tüm dünyada, küreselleşmenin kazandığı ivme dolayısıyla tüketicinin korunması açısından uluslararası gelişme ve ilişkilerin izlenmesi yaşamsal öneme sahiptir. Bu ilişkiler açısından çeşitli uluslararası anlaşmalar yapılmış çeşitli konferanslar, kongreler, toplantılar düzenlenmiştir. Avrupa Birliği, izlediği ortak politikalar, ortaya koyduğu ilke ve standartlar ile üye devletleri pek çok alanda ortak bir zeminde birleştirmeyi ve uygulamadan kaynaklanan farklılıkları ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üyelik öncesinde, birliğin mevzuatına uyum çerçevesinde önemli ekonomik, hukuki ve sosyal reformlar gerçekleştirmektedir. Bu reformların en önemlilerinden bir tanesi de, tüketicinin korunmasına yönelik bir tüketici politikasının oluşturulmasıdır. AB Tüketici politikasının amacı da bu doğrultuda tüketici ile üretici/satıcının haklarını eşit şekilde korumak suretiyle, taraflar arasında bir uzlaşma zemini oluşturmaktır. AB’nin gelecekteki ekonomik, sosyal ve siyasi politikalarının oluşmasına yönelik olarak üye ülkeler arasında 1997 Amsderdam Anlaşması imzalanmış 153. amaç maddesi de şu şekilde belirlenmiştir.
 
 “Tüketicinin çıkarlarının ve haklarının korunması amacıyla AB, tüketicinin sağlığı, güvenliği ve ekonomik çıkarlarının korunması için katkıda bulunacak, bunun yanı sıra tüketicinin hakları açısından bilgi, eğitim ve organizasyon konularında tüketiciye destek olup tüketicinin çıkarlarının korunması sağlanacaktır.”
 
“AYNI ANTLAŞMANIN 153. MADDESİNİN TÜKETİCİ POLİTİKASI İSE ŞU MADDELER ÜZERİNDE DURMUŞTUR”
 
1. Tüketicilerin daha güçlü bir sese sahip olması,
2. Tüketiciler için yüksek seviyede sağlık ve güvenlik sağlanması,
3. Tüketicilerin ekonomik çıkarlarına saygı gösterilmesi.
 
Avrupa Birliği(AB)nin “tüketici politikası”, birlik tarafından AB vatandaşlarının yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla kullanılan en etkili araçtır. Gıda sağlığı ve güvenliğinden yanıltıcı reklamların engellenmesine değin pek çok alanda düzenleme ve standartlar getiren tüketici politikası, başta tarım ve rekabet olmak üzere birliğin öteki ortak politikalarını da etkilemesi nedeniyle büyük önem taşımaktadır. Özellikle tek pazarın tamamlanmasından sonra ürün ve hizmetlerin serbest dolaşımının sağlanması ile birlikte tüketicinin güvenliği birlik için temel önceliklerden biri haline gelmiş, bu durum tüketici politikasının yalnızca kapsamını genişletmekle kalmamış, üye ülkelerin ortak bir yasal zeminde buluşmasını da son derece önemli kılmıştır. AB tüketici politikasının kuşkusuz en belirgin özelliklerinden birisi tüm yenilik ve gelişmelerden etkilenmesi, bu nedenle dinamik bir yapıya sahip olmasıdır. Nitekim bugün artık elektronik ticaretin de, genetik olarak değiştirilmiş gıdaların da AB tüketici politikası kapsamında düzenlenmesi söz konusudur. Gündelik yaşamı en çok etkileyen ortak politikalardan biri olan AB tüketici politikasına uyumu yalnızca AB müktesebatına uyum çalışmalarının bir uzantısı olarak değerlendirmek yanlış olacaktır. Bugün tüketicinin korunması alanında oldukça ileri bir düzeyde bulunan AB’nin kural ve standartlarına uyum sağlamak, hem vatandaşlarımızın yaşam kalitesini yükseltecek hem de AB ile ticari ilişkileri geliştirecektir.
 
AB TÜKETİCİ POLİTİKASININ ESASLARI
 
AB’de merkezine bireyi alan bir sistem bulunmaktadır. Birlik, AB vatandaşlarının yaşam kalitesini sürekli olarak yükseltmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç için kullanılan en etkili araçlardan birisi de “ortak tüketici politikası”dır. AB sınırları içerisinde yaşayan tüm vatandaşlar aynı zamanda birer tüketici olarak görülmektedirler. Bugün AB’de yaklaşık olarak 370 milyon tüketici bulunmaktadır. Avrupa Birliği, tüketici politikasını tüm bu tüketicilerin sağlığının korunması, güvenliğinin sağlanması ve ekonomik çıkarlarının korunması esaslarına dayandırmaktadır. Tüketici politikasının uygulanması, bahsi geçen esaslara hizmet eden yasal temelin hazırlanmasını ve tüketici sorunlarının ön planda tutulması hususunun tüm AB politikalarına dahil edilmesini içermektedir. Ayrıca tüketici organizasyonlarının Avrupa Komisyonu tarafından desteklenmesi de tüketici politikasının önemli bir parçası olarak görülmektedir. AB tüketici politikasının esaslarından olan tüketicinin sağlık ve güvenliğinin korunması, temel bazı ilkeler içermektedir. Örneğin; birlik içerisinde tüketiciye sunulan ürün ve hizmetlerin risk taşımaması, gıda üretiminde kullanılan maddelerin açıkça belirtilmesi, ürünlerin güvenliğinin denetlenmesi gibi zorunluluklar, tüketici sağlığının korunmasının ön koşuludur. Oyuncaktan kozmetik ürünlere, ilaçlardan zehirli maddelere değin pek çok ürün grubuna getirilen standart ve kurallar ise tüketici güvenliğinin sağlanması yolunda atılan diğer önemli adımlardır.
 
“AB TÜKETİCİ POLİTİKASININ ESASLARINDAN BİR DİĞERİ DE TÜKETİCİNİN EKONOMİK ÇIKARLARININ KORUNMASIDIR”
 
Bu çerçevede tüketici; üretim hatalarından, yanıltıcı reklamlardan, dürüst olmayan ticari uygulamalardan korunmaktadır. AB’nin izlediği Tüketici politikasının temel esaslarını her ne kadar tüketicinin sağlığının korunması, güvenliğinin sağlanması ve ekonomik çıkarlarının korunması oluşturmakta ise de, temel esaslara ek olarak tüketicinin tazmin edilme hakkı, bilgilendirme ve eğitim hakkı ile temsil edilme hakkına da büyük önem verilmektedir. Birlik sınırları içerisindeki tüm tüketiciler satın aldıkları malların bozuk, hizmetlerin yetersiz olması durumunda değiştirme, yasal yollara başvurma ve zararının tazmin edilmesini talep etme hakkına sahiptir. Ayrıca tüketicilerin piyasadaki ürün ve hizmetler hakkında yeterince bilgi sahibi olmaları da tüketicilerin temel hakları arasında görülmektedir. Tüm bunların yanı sıra AB’de tüketiciler kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerini bildirebilmektedirler. Tüketicilerin Birlik politikasını yönlendirmeleri tüketici örgütleri sayesinde olası olmaktadır.
AB’de tüketicinin korunması alanına ilişkin çalışmaların uzun yıllardan beri devam ettiği bir gerçektir. Ayrıca bütün Dünya’ da Tüketici = yurttaş = halk eşitliği benimsenerek tüketici politikaları üretildiği gerçeği çerçevesinde, ülkemizdeki mevcut duruma baktığımızda: 1990’lı yıllara kadar tüketiciler örgütlü olmadığı için, bugüne kadar korunmaları konusunda devlet tarafından yapılan çalışmalar belirleyici olmuştur. 1993 yılında Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü’nün kurulması ile gündeme gelen Tüketici Haklarının Korunması hususu, 8.3.1995 tarihinde yayımlanan ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile önemli bir ilerleme kaydetmiştir. Ama yine de 60 dolaylarında yasa, yüzlerce tüzük, yönetmelik ve tebliğlere rağmen yeterli koruma sağlanamamıştır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili diğer mevzuat ile; Tüketici Konseyi, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri, Reklam Kurulu ve Tüketici Mahkemeleri kurulmasına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. Bunlardan Tüketici Mahkemeleri yeterince kurulmamasına rağmen yaygınlaşana kadar Ticaret Mahkemeleri ve olmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerinin ilgili davalara bakması sağlanmıştır. Bu kanunla getirilen haklar birçok yeni üye olmuş AB ülkesinden ileri olmasına rağmen, Kanun’ un gerektiği gibi yaygınlaştırılıp uygulamaya geçilememiştir. Sorunları doğuran en önemli etken, tüketicinin korunması gibi toplumun her kesimini ilgilendiren son derece geniş bir alanın dünyadaki ve AB’deki yasal düzenlemelerin aksine; doğrudan tek bir çerçeve kanunla düzenlenmiş olmasıdır. Bundan sonra yapılacak yeni düzenlemelerde, mevcut Kanun’un kapsamını olabildiğince genişletmek; bazı hususları uygulamadaki aksaklıkları da göz önüne alarak daha detaylı bir şekilde açıklamak, tüketici ile ilgili Anayasa’dan itibaren tüm mevzuatı dünyada kabul görmüş sekiz evrensel tüketici hakkı çerçevesinde tamamlamak ve geliştirmek gerekmektedir. Öncelikle: Ayıplı mal ve hizmetlere ilişkin hükümler ayrı ayrı maddeler halinde düzenlenmelidir. Tüketicinin sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ülkemizdeki en önemli konudur. Ayrıca Yasal düzenlemeler ne kadar iyi olursa olsun uygulayıcılarında iyi niyetli olması gerektiği açıktır. Bu anlamda tüm toplum olarak tüketici hakları konusunda bilinçli davranmamız gerekmektedir.
 
“TÜRKİYE’DE TÜKETİCİNİN KORUNMASI İLE İLGİLİ MEVZUATIN AB MEVZUATINA UYUMU”
 
Türkiye’de tüketicinin korunması ile ilgili mevzuatın tek bir çatı altına alınması  8 Eylül 1995 tarihinde yürürlüğe giren Tüketici korunması hakkındaki yasa ile olası olmuştur. Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından aşağıda sıralanan konular yaptırım ve esaslara bağlanmıştır:
 
• Ayıplı ürün ve hizmetler,
• Satıştan kaçınma,
• Taksitli satışlar, kampanyalı satışlar, kapıdan satışlar konusunda satıcının yükümlülüğü,
• Tüketici kredisi,
• Süreli yayınlar,
• Etiket,
• Garanti belgesi, tanıtma ve kullanma kılavuzu,
• Onarım, bakım ve diğer satış sonrası hizmetler,
• Kalite denetimi,
• Tüketicinin eğitilmesi.
 
Türkiye’nin tüketicinin korunması ve sağlığı alanında atması gereken adımlar 2003 yılında revize edilen Katılım Ortaklığı Belgesi(KOB)nde birlik tarafından belirtilmiştir. KOB’a göre, “kısa sürede piyasanın denetlenebilmesi için gerekli alt yapı oluşturulmalı ve tehlikeli ürünlere dikkat çeken bir sistem geliştirilmelidir”.
 
1995 tarihli Tüketicinin Korunması hakkındaki kanunun eksikliklerinin giderilmesi amacıyla 14 Mart 2003 tarihinde bu kanunda değişiklikler yapılmış ve bu alandaki AB mevzuatına önemli ölçüde yasal uyum sağlanmıştır. Ancak tüketicilerin, üreticilerin ve tüketici organizasyonlarının bu yeni yasal düzenlemeler hakkında en kısa sürede bilgilendirilmeleri gerekmektedir. AB tüketici mevzuatına büyük ölçüde uyum sağlama çabasında olan Türkiye’nin bu alandaki en önemli eksikliklerinden biri revize KOB’da da belirtilen hukuki altyapının ve tüketici organizasyonlarının güçlendirilmesi konusudur. Bu çerçevede, İstanbul, Ankara ve İzmir’de Tüketici Mahkemeleri kurulmuştur. Türkiye genelinde il ve ilçe merkezlerinde toplam 931 tane “Tüketici Sorunları Hakem Heyeti” görev yapmaktadır. Ayrıca, tüketiciyi korumaya yönelik organizasyonlar da sivil toplum kuruluşları kapsamında AB fonlarından destek alabilmektedirler. KOB’da yer alan bir diğer öncelik olan tüketicinin korunması alanındaki ulusal mevzuatın AB müktesebatı ile uyumu ve kamuoyunun bilgilendirilmesi kapsamında ülkemizde tüketici organizasyonlarının ve vatandaşların yeni hukuki düzenlemeler ve haklar konularında bilgi düzeylerinin arttırılmasına yönelik eğitim faaliyetleri programlanmıştır. Katılım Ortaklığı Belgesi’ne karşılık olarak Türkiye’nin AB tam üyeliğine aday bir ülke olarak taahhütlerinin sıralandığı Ulusal Program(UP)da bu konunun üzerinde önemle durulmuştur.
 
SONUÇ
 Tek pazar hedefleri bağlamında AB tüketici politikasına bakıldığında, başarılı olduğunu söylemek olasıdır. Birlik sınırları içerisinde dolaşan ürün ve hizmetler için belirli koşul ve standartlar tüketici politikası ile bağlantılı olarak gelişmiştir. Ayrıca kusurlu ya da zararlı ürünler konusunda yapılan düzenlemeler tüketici güvenliğinin tesisinde etkili olmuştur. Tüketici politikasının bir diğer önemli getirisi üretimde kalite anlayışının yaygınlaşmasını sağlamak ve tüketici güvenliği ve sağlığını rekabet politikasının önceliklerinden biri haline getirmek olmuştur. Değişen tüketici öncelikleri ve koşulları ile birlikte kendini bu değişikliklere uyumlaştırabilen tüketici politikasının kapsamı önümüzdeki dönemde daha da genişlemeli ve başta e-ticaret olmak üzere tüketici politikası çerçevesinde yeni düzenlemelere gidilmelidir.
 
Uzm. Dr. Ümit ATMAN
Yunusemre Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Halk Sağlığı Uzmanı




 


 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.