AVRUPA BİRLİĞİ TARIM VE KIRSAL KALKINMA TÜRKİYENİN AB’YE ÜYELİK SÜRECİ


HALİM ŞİVECAN

HALİM ŞİVECAN

Okunma 10 Şubat 2016, 15:56

Türkiye'nin Avrupa Birliği serüvenine 1959 yılında yapılan ortaklık başvurusu ile atılmıştır. Avrupa Ekonomi Topluluğu ( AET) Bakanlar Konseyi Türkiye'nin başvurusunu kabul etmiş ve üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması olan Ankara Anlaşması Türkiye ile AET arasında 1963 tarihinde imzalanmıştır. Bu tarihten sonra bir diğer önemli adım, Türkiye'nin 1987 tarihinde Ankara Anlaşması'nda öngörülen geçiş dönemlerinin tamamlanmasını beklemeden tam üyelik başvurusunda bulunmasıdır. Komisyon kendi iç bütünleşmesini tamamlamadığını iddia ederek bu başvuruya olumsuz yanıt vermiş fakat Türkiye'nin üyeliğe ehil olduğunu ifade etmiştir. Türkiye 1995 yılında Gümrük Birliği'ne katılmak üzere çalışmalarını tamamlamış ve 1 Ocak 1996 tarihinde Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği resmen sağlanmıştır. Bu tarihten sonra 1999 Helsinki'de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde Türkiye'nin adaylığı resmen açıklanmış ve diğer aday ülkelerle aynı statüde olacağı ifade edilmiştir. 2004 tarihinde gerçekleştirilen Brüksel Zirvesi'nde ise AB ile Türkiye arasında müzakerelere başlanabileceği ifade edilmiştir.
Ve  2005 tarihi itibariyle Müzakere Çerçeve Belgesi kabul edilmiş ve Katılım Müzakereleri resmen başlamıştır. Türkiye’nin   ulusal mevzuatlarının AB müktesebatı ile ne ölçüde uyumlu olduğunun tespiti yapılması ve ardından ayrı başlıklar olarak 35 fasıldan oluşan müzakerelerin açılması bunun sonucu olan  uyum çalışmalarından sonra  AB ye tam üyelik yolu açılmaktadır. Şu anki durumda 35 fasıldan 15 fasıl açılmıştır. Kısaca Türkiye’nin AB’ne üyelik durumunu özetlemiş oldum.
AB, TARIM VE KIRSAL KALKINMA
Avrupa Birliği, Türkiye gibi aday ülkelerin AB'ye uyumunda ortaya çıkacak teknik ve finansal zorlukların üstesinden gelebilmeleri için çeşitli destek araçları ve Topluluk programları ile aday ülkelere yardımda bulunmaktadır. Türkiye 2004 yılında aday ülke statüsünü kazandığı için, AB tarafından sadece 2000–2006 yılları için hazırlanan ve aday ülkelerin yararlandığı Tarım ve Kırsal Kalkınma Özel Katılım Programı (SAPARD) fonlarından yararlanamamıştır. Bunun yerine, 2007–2013 dönemi için Türkiye, Hırvatistan ve beş Balkan ülkesi için yeni bir üyelik öncesi araç olarak Katılım Öncesi Aracı (IPA, Instrument for Pre-Accesison) uygulanmaktadır.
IPA beş bileşenden oluşmaktadır.
  1. Geçiş Yardımları ve Kurumsal Çalışmalar
  2. Bölgesel ve Sınırlar Ötesi İşbirliği
  3. Bölgesel Kalkınma
  4. İnsan Kaynakları
  5. Kırsal Kalkınma (IPARD - Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Yardım Aracı).
Aday ülkelerin, AB Ortak Tarım Politikaları (OTP) uygulamalarına hazırlanmaları, yapısal fonların yönetimi konusunda bilgi ve tecrübe edinmeleri ve bu ülkelerin tarım sektörleri yapılarının ve kırsal alanlarda yaşayan nüfusun yaşam standartlarının yükseltilmesi için IPA’ nın en önemli bileşeni, Katılım Öncesi Kırsal Kalkınmadır. (IPARD) Öncelikle Kırsal kalkınma, ‘kırsal yaşamı kolaylaştırmak amacıyla yapılacak her türlü faaliyet’ olarak tanımlanır. Tanımdaki kırsal yaşamın bulunduğu kırsal alan tanımına bakmak gerekiyor. Kırsal alanların dünyaca kabul edilmiş ortak bir tanımı olmamakla birlikte, kısaca kent dışı yerler olarak algılanmaktadır. OECD ise kırsal alanlar için AB metinlerinde de kullanılan bir tanım geliştirmiştir. Buna göre kırsal alanlar nüfus yoğunluğunun km2 başına 150 kişinin altında olduğu topluluklardır. Türkiye’de ise başta altyapı, yol, su, elektrik olmak üzere, eğitim ve sağlık imkânları daha kısıtlı, istihdamın ağırlıklı olarak tarıma dayalı, ekonomik çeşitliliğin sağlanamadığı veya nüfus yoğunluğunun kentlere göre daha az olduğu yerlerdir.
Türkiye’nin kırsal yaşam alanlarının ve bu kesimin çoğunluğunun tarımla uğraşması sebebiyle tarıma ilişkin sorunlarının tespit edilmesi ve bu sorunlara kalıcı çözümler bulunması gereksinimi Türkiye’de “kırsal kalkınma” konusunun öncelikli konular arasına alınmasına sebep olmuştur. Ülkemizde Kırsal Kalkınma ile  Üretim kaynaklarını en iyi biçimde değerlendirerek, bitkisel ve hayvansal üretimin arttırılmasına, Kırsal altyapının geliştirilmesine, yeni istihdam alanlarının oluşturulmasına, eğitim ve örgütlenme yoluyla halkın bilinç düzeyinin yükselmesine yardımcı olmak hedeflenmektedir.
 IPA II kapsamında 2014–2020 arası ülkelerin toplam IPA fonu 11,1 milyar Avrodur. IPA II (2014-2020) fonlarının 6 ülke arasında dağılımında en büyük payı yaklaşık 4,5 milyar Avro ile Türkiye almaktadır. 
 Tablo: IPA II (2014-2020) fonlarının ülkelere dağılımı ve tarıma ayrılan fon miktarları
 
Ülkeler Tarım ve kırsal Kalkınmaya ayrılan IPA Fonu
(Milyon Avro)
Toplam IPA Fonu içerisinde Tarım ve Kırsal Kalkınmaya ayrılan pay (%)  Toplam IPA Fonu
(Milyon Avro)
Arnavutluk 92,0 14,2 649,4
Makedonya 106,3 16,0 664,2
Kosova 79,7 12,3 645,5
Karadağ 52,4 19,4 270,5
Sırbistan 210,0 13,9 1.508,0
Çok Ülkeli Programlar - - 2.958,6
Türkiye 912,2 20,5 4.453,9
Toplam 1.452,6 14,2 11.150,1
 
"Tarım ve Kırsal Kalkınma" sektörü başlığı altında 2014–2020 dönemi için ayrılan bütçe 912,2 milyon avrodur. Kırsal Kalkınma (IPARD II) için ayrılan fon miktarı 801 milyon Avro, Kurum ve Kapasite Oluşturma alt sektörü için ayrılan fon miktarı 111,2 milyon avrodur.
AB’ DE TARIM POLİTİKASI
Sıra 1960’lı yıllarda oluşturulan AB Ortak Tarım Politikası (OTP) içerisindeki tarım ve kırsal kalkınmadan bahsetmeye geldi. AB de tarım denince ilk aklıma gelen tarımsal destekler, hali hazırda AB tarım bütçesinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. 2013 yılında, toplam tarım harcamaları içerisinde % 70'lik pay (41,6 milyar Avro) ile doğrudan ödemeler en büyük kalemi oluşturmakta olup, bunun içerisinde de üretimden bağımsız ödemelerin oranı % 93'tür.  OTP' nin oluşturulduğu ilk yıllarda fiyat desteği şeklinde verilen destekler, 1992 yılındaki reformla hektar başına ve hayvan başına doğrudan destek olarak verilmeye başlanmış ve 2003 yılında ise çiftçilere verilen desteğin büyük çoğunluğunun üretimle bağlantısı kesilmiştir. Tek Ödeme Planı (TÖP) olarak adlandırılan bu destekleme sisteminde ödemeler, çiftçilerin referans dönemde (2000-2002) almış oldukları destek miktarı bazında hesaplanmakta. ve çiftçilerin çapraz uyum olarak tabir edilen ve tarımsal arazilerin iyi tarımsal ve çevresel koşullarda muhafaza edilmesi ile çevrenin korunması, bitki ve hayvan sağlığı ve hayvan refahıyla ilgili standartlara riayet etmesi gerekmektedir.  
2004 ve 2007 yılında AB'ye üye olan devletler için ise farklı ve daha basit bir destekleme sistemi öngörülmüştür. Tek Alan Ödemesi Planı (TAÖP)olarak adlandırılan bu sistem kapsamında, hektar başına sabit oranlı bir ödeme verilmekte olup, hektar başına ödeme miktarı, söz konusu ülkeye sağlanan toplam destek miktarının, kullanılan tarımsal araziye bölünmesi yoluyla hesaplanmaktadır.
Son olarak OTP' de, 2013 yılı sonrası dönem için yeniden bir reform gerçekleştirilmiş ve doğrudan desteklerde önemli değişikliklere gidilmiştir. Bu kapsamda, daha önceleri Tek Ödeme Planı ve belirli koşullar altında verilen üretimle bağlantılı destek ile sınırlı olan ödemeler, 5’i zorunlu olmak üzere 9 yeni ödeme kalemi içerecek şekilde genişletilmiştir.  
 Zorunlu Destek Planları
1-Temel Ödeme: 100 Avro'dan az miktardaki ödemeler ile 1 hektardan az tarım arazileri, ödeme kapsamı dışındadır.
2-Tek Alan Ödemesi Planı: Hektar başına sabit oranlı verilen destek.
3-Yeşil ödeme: Doğrudan ödemelerin daha çevreci hale getirilmesi ("greening") kapsamında, ürün çeşitlendirmesi, kalıcı meraların muhafaza edilmesi, arazilerin % 5'inin ekolojik odaklı alanlara (çitler, ağaç, çayır, tampon bölge vs.) tahsis edilmesi gibi bazı çevresel uygulamaların yapılması karşılığında çiftçilere verilen destek.(organik tarımla uğraşan çiftçilerde dahil)
4-Genç Çiftçiler için Ödeme: Tarımsal faaliyete yeni başlayan 40 yaşından genç çiftçiler için temel ödeme alması koşuluyla, ilk 5 yıl süresince, kırsal kalkınma kapsamındaki kurulum yardımını tamamlayıcı şekilde, ilave % 25'lik bir ödeme olarak verilen destek
5-Pamuk için ürüne özgü ödeme: Bulgaristan, Yunanistan, İspanya, Portekiz için verilen destek
İhtiyari Destek Planları
1-Küçük Çiftçi Planı: Katılımcılarına basitleştirilmiş, sabit bir ödeme sunan, daha esnek çapraz uyum koşulları getiren ve yeşil ödeme yükümlülüklerinden muaf tutan bir ödeme planıdır.(Üye Devletler tarafından 500-1250 Avro arasında belirlenen yıllık sabit bir ödeme alabilmektedir.)
2-Üretimle Bağlantılı Destek: Ekonomik, sosyal veya çevresel nedenlerle önem arz eden spesifik tarım türlerinin veya spesifik tarım sektörlerinin belirli zorluklar yaşadığı bölgelerine veya sektörlerine ve sadece mevcut üretim seviyesini korumak üzere verilen destek.
3-Doğal Kısıtı Bulunan Alanlara Verilen Destek: Tarımsal üretimin zorlu koşullarda gerçekleştirildiği alanlarda üretimin devamlılığının sağlanması ve biyoçeşitliliğin korunması için verilen destek.
4-Yeniden dağıtım ödemesi: Küçük ve orta ölçekli çiftlikler için, çiftçilerin ilk 30 hektarlık arazileri için kendilerine tahsis edilen mali bütçenin % 30'una kadar yıllık ilave bir ödeme şeklinde verilen destek. 
Evet…..
Yazılanlardan anlaşılacağı üzere AB’nin tarım politikası “Tarım=Destek” dir.
Dünyada Tarım sektörünün, stratejik önemi, sektörün evrensel özellikleri bakımından, AB’ye tam üyelik hedefiyle hareket eden ülkemiz için büyük bir avantaj olduğunu düşünmekteyim.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
halim - 8 ay önce
tarıma /çiftçiye çeşitli adlar altında verilen desteklerin ülke ekonomisine katma değer yaratmışmıdır. nasıl?.