BİR ÜLKE ÇOĞULCU DEMOKRASİYE İNANIYORSA…


Ahmet Özgür ERCAN

Ahmet Özgür ERCAN

13 Ocak 2020, 13:02

Bir ülke çoğulcu demokrasiye inanıyorsa, o ülkede siyaset kurumu olağanüstü bir önem taşır.

Parlamentosu,

Siyasi partileri,

Düşünceleri, akımları ile siyaset kurumu, toplumdaki bütün diğer kurumlar üzerinde köklü bir etkiye sahip olurlar.

Ülkedeki temel anlayışlardan ekonomiye,

İnsan ilişkilerinden eğitime,

Kadar tüm kurumlar ve her şey, siyaset kurumunun yeterliliğinden, ya da yetersizliğinden nasibini alır.

Ülkemiz de siyaset kurumları geleneksel etkisizliklerle oluşmuş olup, ülkemiz açısından bir talihsizlik olmuştur.

Bu durumun nedenlerini bir araştıracak olursak, çok şey söylemek mümkün olacaktır.

-Tarihsel olarak gecikmiş bir sınıflaşma süreci,

-Bu süreç üzerine oturtulmuş siyasi partiler,

Böyle bir çerçevede, ölçüleri doğru tutturmak elbette kolay olmamaktadır.

Bütün siyasi parti liderlerinin siyasetin bünyesinden kaynaklanmamış suni yasaklarla sınırlı kalması kabul edilebilecek bir uygulama elbette değildir.

Bugün ülkemize;

Çağdaş emek, sermaye ilişkileriyle bağdaşmayan, emeği işin başından yenik düşürmüş bir toplu sözleşme düzeninin sürdürüldüğünü görmekte ve yaşamaktayız.

Gene ülkemiz, tümüyle barışçı nitelikte olan bir düşüncenin, bir eleştirinin, bir kitap çevirisinin, bir gazete yorumunun hiçbir demokraside bulunmayan yasaklarla cezalandırıldığı ülke konumuna getirilmiştir.

Sağlıklı bir düşüncenin, sağlıklı bir siyasi yapının tercih sıralamasında, değer yargılarında ve ölçülerinde, öncelikle mücadele verilecek, sürekli gündemde tutulacak konuları değerlendirmesi gerekmektedir.

Demokrasilerde olumsuz olasılık nasıl ortadan kaldırılabilir.

Dengesiz bir demokrasiye neden olabilecek bu görünüm nasıl önlenebilir?

Tılsımlı ve kolaycı formüller elbette yoktur.

Doğru yerde, doğru yönde aranması durumunda, bulunacak ipuçları ve onların işaret ettiği çözümler elbette vardır.

İnişe geçen elbette siyasi iktidarlar olacaktır.

İnişe geçmiş bir akımı yeniden tırmandırmak, her şeyden önce, yeni bir havayı topluma vermekle, bir yeniden doğuşu sergilemekle mümkün olmaktadır.

Hem de hiç vakit kaybetmeden.

Çünkü siyaset, sadece özde her zaman haklı olmak değildir.

Siyaset özü gereğince yenilenmenin ve en çarpıcı biçimde estirilmiş yeni bir rüzgarla bu özü ifade edebilmenin sonucudur.

Başarılı bir siyaset, bir yenilenmenin, yeniden doğuşun, öz ve biçim olarak toplumda hissedilebilir olanıdır.

Siyaset topluma ve söz konusu siyasal hareketin insanlarına yeni bir başlangıç umudunun, ivmesinin, azminin verilebilmesidir.

Bu işlemler başarılamazsa, bir yeniden doğuş öz ve biçim olarak sergilenmezse, inişe geçmiş bir siyasi hareket içinde tırmandırmak olanaksız gibidir.

Toplumda yeni bir rüzgar estirmek ve öz de yenilenmek bunlar kolay olmayabilir.

Ama yapılması da gereklidir.

Şimdi mesele olması gerekene dönük durmak, olabilir olanı gerçekleştirmektir.

Olması gerekende elbette bütünleşmektir.

Sonuçta her siyasi partinin ve partilinin siyaseti kurallarına göre yapması gerekir.

Bir inişi, bir tırmanışa dönüştürebilecek tek yöntem ancak kaynaktan ve temelden alınabilecek yeni bir güçle özde ve biçimde yenilenmektir.

Bu da ne ile olacaktır. Halka inmekle, halktan alınacak güçle.

İşte o zaman çoğulcu demokrasilerde, özgürlükçü demokrasi doğmuş halk ve millet olarak rahat ve huzura kavuşulmuş olur.

Esen kalınız efendim.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.