CENNET HEDEFLİ YAŞAMAK

Akidemizin temel ilkelerinden birisi; yaşamın ölümle nihayet bulmadığına olan inancımızdır. Biz ahirete, ölümden sonra yeniden varoluşa iman ederiz. Cennet dünyadaki yaşantımızdan sonra ulaşacağımıza inandığımız hayatın ismidir. Ümidimiz, umudumuz ve duamızdır. Yaşadığımız hayatta bütün uğraşılarımız, namazlarımız, oruçlarımız, tevbelerimiz ve zikirlerimiz cennet hedefli salih amellerdir. Yüce Allah mü’min kullarını cennette misafir etmek ister, kullarının cennet için yarışmalarından razıdır. Cennet Allah’ın rızasıdır;

“Rabbiniz tarafından mağfirete, genişliği göklerle yer kadar ve takva sahipleri için hazırlanmış bir cennete doğru yarışırcasına koşuşun! O takva sahipleri ki:

  1. Bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar,

  2. Kızdıklarında öfkelerini yutarlar,

  3. İnsanların kusurlarını affederler.

  4. Allah da böyle iyi davrananları sever.

  5. O takva sahipleri ki çirkin bir iş yaptıklarında veya kendi nefislerine zulmettiklerinde, peşinden hemen Allah’ı anar, günahlarının affedilmesini dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim affeder ki?

  6. Bir de onlar, bile bile işledikleri günahlarda ısrar etmez, o günahları sürdürmezler. İşte onların mükâfatları, Rab’leri tarafından büyük bir af ile kendilerinin ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler olacaktır. Güzel iş yapanların mükâfatı ne de güzel!” (Ali İmran Suresi 133-136.)

Bir mü'minin Allah'tan isteyeceği şeylerin en üstünü cennettir. Cenneti isteyen ve bu isteğinde samimi olan kişi, Allah'ın bu dünyada kendisine iyi işler ve rızâsına uygun ameller nasip etmesini dilemiş olur. Allah Azze ve Celle insanı cennet için yaratmıştır. Cenneti kendisi için yarattığı kulunun ben cenneti istemiyorum, cehenneme gideceğim diye direnmesi, onun rızasının aksine isyan ve nankörlük dolu bir hayatı yaşaması Allah Teâla’yı gazaplandıran ve cehennemin varlığını gerekli kılan husustur.

Yolumuz cehennemi değil cenneti tercih etme yoludur. İnsan çok sevdiği birini bir başkasına kaptırma korkusuyla nasıl kıskançlık duyarsa, Allah Teâlâ da çok sevdiği kulunu cehenneme kaptırmaktan dolayı hoşnutsuzluk duyar. Bu durum hadis-i şerifte kıskançlık olarak ifade edilmiştir. “Şüphesiz Allah Teâlâ kulunu kıskanır. O’nun kıskanması, kulun helal ve haram çizgilerine riayet etmemesi sebebiyledir.” (Buhari Nikah, 107.)

Konuyu Hz. Aişe (Ra) annemizden bir nakille bitirelim: Peygamber (sas) Efendimiz “Kim Allah’a kavuşmak isterse, Allah da ona kavuşmak ister. Kim Allah’a kavuşmak istemezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez” buyurdu. Bunun üzerine ben; “Ey Allah’ın Elçisi ölümü sevmediği için mi (kavuşmak istemez)? Hiçbirimiz ölümden hoşlanmaz ki”, dedim. “Hayır, öyle değil. Mü’mine Allah’ın rahmeti, rızâsı ve cenneti müjdelendiği zaman Allah Teâlâ’ya kavuşmak ister; işte o zaman Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kâfire Allah’ın azâbı, gazabı haber verildiği zaman Allah’a kavuşmaktan hoşlanmaz; Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz” buyurdu. (Müslim, Zikir, 14)

" ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra da istikamet üzere, doğru yolda yürüyenler yok mu, işte onların yanına melekler inip: ‘Hiç endişe etmeyin, hiç üzülmeyin ve size vaat edilen cennetle sevinin!’ derler. (ve devam ederler) ‘Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafûr ve rahîm olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır.’ ” (Fussilet Suresi 30-32. Ayet)

YORUM EKLE

banner95

banner94