Çocuğa taciz

14 Şubat 2012, 10:34
Şakir KORUK
 Önceki hafta Turgutlu Yetiştirme Yurdu’ndan gelen bir haberle adeta sarsıldım. Bir bakıcı altını ıslatan çocuklara şiddet uygulamış. İddiaya göre onlara dışkılarını yedirmiş.

Manisa Yetiştirme Yurdu’ndan bu hafta gelen haber ise mide bulandırdı. 64 yaşındaki bir kişi iki çocuğa tecavüz etmiş. Duyduğum an yıkıldım, öfkem kabardı, dondum kaldım. Sanki ruhum bedenimden çıkıp o tacizci sapığın karşısına dikildi. Tıpkı bir rüya gibiydi. Elime bir sopa aldım ve o sapığın başını ezinceye kadar vurdum. Paramparça oldu, kanlar sıçradı. Ama bir canlı öldürmüş olmanın burukluğunu hissetmedim.

Sonra normal hayata döndüm. Uykudan uyanmak gibiydi. Hıncım biraz olsun geçmişti. Sadece içim acıyordu. Yine de duygusallık ağır basıyordu ve “Nasıl kıyabildin 13 yaşındaki iki çocuğa” diyordum içimden. 

Üzülerek belirtmeliyim ki bu olay ne ilk, ne de son olacak. Bu olay yetiştirme yurtlarının ve bu yurtlardaki çocukların makus talihi. Eğer arada sebep ve sonuç bağı kurulacaksa; belli ki bu yurtların içinde ve çevresinde bu türden bir olayın ortaya çıkmasını sağlayacak çok sayıda sebepler üretiliyor.

Bu olay çok yönlü ele alınabilir. Önce ben bu çocukların eğer hayatta iseler anne ve babalarına bir çift söz söylemek istiyorum. Değdi mi? Şimdi mutlumusunuz? Hangi sebepten olursa olsun, o çocuğunuzu Yetiştirme Yurdu’na vermekle haklı, doğru ve yerinde bir iş yaptığınızı halen düşünüyormusunuz?

Öncelikle biz toplum olarak tüm yetiştirme yurtları ve huzurevlerinde yaşayanlara, Allah’ın bize bahşettiği birer emanet olarak bakmalıyız. Meseleyi anne, baba yada çocuklar üzerine indirgeyip vicdanı rahatlatma kolaycılığını seçemeyiz. Ki öyle bile olsa vicdan mutlaka doğruyu söyler. İşte o doğruya kulak vermeliyiz. Çıkan bu üzücü sonuçlardan hepimiz sorumluyuz.

Gelelim yurt görevlilerine. Yazıklar olsun bu devletin ve milletin size ödediği maaşlara. Bu ve benzer olaylar karşısında nasıl bu kadar soğuk kanlı ve umarsız kalabiliyorsunuz. Anlamak mümkün değil. Bu olayın ardından istifa etmek bir yere, nasıl gidip bankamatikten maaş çekebiliyorsunuz? Akşam ailenizle oturduğunuzda o lokmalar nasıl boğazınızdan geçiyor? Nasıl, nasıl, nasıl?

Tabi bu işin en tepesinde bir de bakan var. Sayın bakan bu olayların önünü alamıyorsa bence derhal istifa etmeli. Bir tarafta Somali’deki aç insanlara el uzatan bir Türkiye, diğer tarafta yetiştirme yurdundaki çocuğuna sahip çıkamayan bir devlet. Bu işte bir tezat var.

Şimdi diyeceksiniz ki hırsızın hiç mi suçu yok. Var elbette. Zaten bu konuyla ilgili hissiyatımı yazımın başlangıcında iletmiştim.

Üstelik bu iğrenç fiili işleyen şahıs daha önce de benzer bir suçtan dolayı sabıka almış. Görülen o ki cezalarımız caydırıcı değil. Görülen o ki cezaevlerimiz suçluyu rehabilite edip yeniden topluma kazandırma noktasından çok uzak. Bazen ceza kanunlarımızı incelediğimde, böyle bir kanunu ancak bu işin suçluları hazırlamış olabilir, diye düşünüyorum. Her türlü af, hafifletici unsur var. Bir şahsın cezaevine girmesi kolay olmamalı. Sistem kader mahkumları üretmemeli. Ancak girenin de rehabilite olmadan çıkacağı bir yapıya müsaade edilmemeli. Suç ve ceza denklemi iyi kurulup işletilmeli. Aksi halde geçmişten günümüze yaşadığımız bu üzücü olayların ardı arkası kesilmeyecektir. Zaten bugün içinde yaşadığımız tablo bunu gösteriyor.

Yazımı Manisa’daki mağdur çocuklara ilişkin bir istatistikle sonuçlandırmak istiyorum. 2008’de 6200, 2010’da 8015 çocuk suç mağduru oldu. Bu sayının toplam çocuk sayısına oranı % 6.10. Bu oran Türkiye genelinde % 3.79. Manisa’daki suç mağduru çocukların karıştığı suçların niteliklerine baktığımızda cinsel suçlar dikkat çekiyor. 2008’de çocukların karıştığı cinsel suç sayısı 504 iken, bu sayı 2009’da 700’e, 2010’da 758’e çıktı. Son üç yılın ortalaması alındığında çocuk mağdurların yer aldığı cinsel suç oranı % 11.82. Türkiye’de ise bu oran % 10.14. Manisa çocuk mağdurların yer aldığı cinsel suç sayısı bakımından Türkiye’deki iller sıralamasında 11. Neresinden bakılırsa bakılsın Manisa adına üzücü bir tablo. Bu istatistiki bilgileri hazırlayan Sayın Dr. Vahap Özpolat ve Adem Solak’a da teşekkürlerimi bildirmek isterim.  


Bu makale 298 kez okundu
Yükleniyor...