banner83

ÇOCUKLAR VE SINIRLAR: ÇOCUĞUM YARAMAZ MI?

Bu hafta biraz sınırlardan bahsetmek istiyorum, hepimizin bildiği gibi hayatta her şey sınırlara sahip olduğu oranda tanımlanabilir. Buna fiziksel örnekler vermek gerekirse bir bahçenin sınırlarını belirlemezsek o bahçenin ne kadarını ne şekilde kullanabileceğimizi bilemeyiz veya koordinatlarını bilmediğimiz bir yere gidebilmemiz ancak şans eseri denemelerimizin sonucunda olabilir. İşte aynı buna benzer şekilde hayatta her şeyin belirli sınırlara ve bu sınırların da tanımlanmış olmasına ihtiyacı vardır.

**

İnsanlar dünyaya geldiklerinde daha önce karşılaşmamış oldukları koşullara uyum sağlamaya çalışırlar. Bu çoğunlukla kaygı vericidir ve insan yavrusu ne yapacağını bilemez haldedir. Bunu kendimizden de örneklendirebiliriz aslında yeni bir ortama girdiğimizi varsayalım orada ne için olduğumuzu, neler yapabileceğimizi ve neler yapamayacağımızı bilemezsek bunu bir şekilde çevremizdekilere sorarak veya onları gözlemleyerek öğrenmeye çalışırız. Bu öğrenme sürecinde bazen hatalar yaparız ve belki de hiç yapmamamız gereken bir davranışta bulunmuş oluruz.

**

Hani çocukların sıklıkla yaptıkları ve bizim onları yaramazlık diye tanımladığımız bu davranışlar aslında sınırları tanımlayabilme ve neyin yapılıp neyin yapılamayacağının anlaşıldığı bir süreçten başkası değildir. Nasıl ki kendimizi bomboş bir evrende veya bir uzay boşluğunda savrulurken hayal etmek –belki başta kulağa heyecanlı gelse de- bilinmez olduğu için kaygı verici bir durumsa, aynı şekilde çocuklar için de bu dünyadaki sınırları bilmemek aynı duyguyu uyandırır. İşte bu sebeple çocuk evin, okulun, sokağın, ülkenin ve dünyanın sınırlarını anlamak nerede ne yapıp yapamayacağını öğrenmek için çaba gösterir.

**

Kimi anne baba çocuklarına hayır demenin onların gelişimlerini engelleyeceğini, öğrenme deneyimlerini baltalayacağını düşünerek davranır. Çocuk eğer duvarı boyamak istiyorsa boyar ve aile bunu sevimli bir deneyim olarak kucaklar ancak birkaç duvar boyama davranışı ve belki başka diğer ‘sevimli deneyimler’ eklenmeye başladıkça çocuk yaramaz kabul edilerek bir çocuk psikoloğundan destek talep edilir.

**

Tabi ki bu hikaye her zaman bu kadar hızlı talep arayışı ile sonlanmaz ve bu çocuklar aileleri tarafından hoş görülse de toplumda arkadaş ve öğretmenleri tarafından kuralları ve sınırları tanımadıkları için sıklıkla cezalandırılırlar ve topluma uyum sağlamak konusunda zorluk yaşarlar.

**

Basit olarak sınırların gerekliliğini tanımlamış olsak da bunu nasıl başarırız biraz onu konuşalım, çocukların özellikle ilk iki yıldan sonra bu sınırlar ile tanışmaya başlaması ve kuralları tanıması önerilir çünkü ilk iki yıl annenin bebeğe uyum sağlaması ve ihtiyaçlarına yanıt vermesi çocuğun benliğinin sağlıklı şekilde oluşabilmesi için ilk basamaktır. Daha sonra ise zorlama ve ceza ile değil ancak neyi nerede yapıp yapamayacağının çocuğa söylenmesi ve uyum sağlaması konusunda cesaretlendirilmesi önemlidir. Örnek vermek gerekirse oyuncakların oynandıktan sonra kutuya geri koyulması, duvarların değil boyama kağıdının boyanması veya yanlışlıkla boyandı ise çocukla beraber yapılan bu yanlışın düzeltilmesi ve boyanın silinmesi gibi yapıcı şekilde sınırlar çocuğa öğretilmelidir. Burada önemli olan sınırlar bazen aşılabilir veya anlaşılmayabilir bu durum karşısında çocuğa kızmak yerine dediğimiz gibi birlikte yanlış yapılan durum düzeltilmeli ve doğru olan davranış kazandırılmalıdır.

Herkese iyi haftalar dilerim, sağlıkla kalın.

YORUM EKLE

banner95

banner94