banner83

ÇOCUKLARIN DİLİ: OYUN

Bu hafta biraz çocuklarla iletişimden bahsetmek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi doğduğumuz andan itibaren hayatımızda bizi korkutan, kaygılandıran, mutlu eden ve daha birçok duyguyu yaşamamıza neden olan olaylar deneyimleriz. Bu duyguların birçoğu bizim için zamanla tanıdık olsa da bazı duygular yenidir ve tanımlanması zordur. Kimi zaman ne hissediyorsun sorusuna duygumuz yerine düşüncelerimizle cevap veririz, örnek vermek gerekirse kırgınım yerine aldatılmış hissediyorum demek verilebilir, halbuki kırgın olmak bir duygu iken aldatılmış hissetmek bir düşüncedir. Aynı zamanda bir duyguyu ifade etmek her zaman sanıldığı kadar kolay olmayabilir, bazen öfke duygusunu şiddetle ifade eden kişiler görürüz veya bazen de kişiler üzüntülerini ifade etmediklerinde içsel sıkıntılarının sıklıkla bedensel hastalıklara dönüştüğünü biliriz. Bunun gibi birçok örnek verilebilir ancak asıl konumuz biz yetişkinler bile duygumuzu ifade etmekte zorlanıyorken çocuklar duygularını nasıl ifade ediyorlar?

***

Çocukların duygularından bahsettiğimiz zaman gerçekten hassas bir konudan konuştuğumuzu unutmamalıyız. Çocuklar sıklıkla çevrelerinde yaşanılan olumsuz durumlardan kendilerini sorumlu tutarlar. Bu durum çocukların gelişmekte olan zihinsel becerilerinin ilk basamağı olan benmerkezci düşünme özelliğinin bir sonucudur. Çocuklar biz yetişkinler gibi olayların diğer tarafını görmekte yetersizlerdir. Eğer anneleri hasta olduysa bunu kendi yaramazlıklarına kolayca bağlarlar veya anne-babası boşanan bir çocuk bunun kendi hatalarından olduğuna öylesine inanır ki duygusal olarak büyük bir yükle mücadele etmek zorunda kalır. Bu birkaç örnek bile çocukların duygularının konuşulmasının ne kadar önemli olduğunu açıkça gösterir. Duyguları konuşulan, olayların onun yüzünden olmadığını başka sebepleri de olduğu gösterilen ve anlaşılmış hisseden çocuk psikolojik olarak çok daha sağlıklıdır ve tüm bu duygusal yükün bedensel rahatsızlıklara dönüşme ihtimali azdır. Kimi sıkıntılı olay yaşamış çocuk duygularını paylaşamadığı için bizlere alt ıslatma, kekemelik, tırnak yeme, tuvalet ve uyku problemleri, karın ağrısı gibi belirtilerle kendini anlatmaya çalışır. Bu kendini anlatma şekli bilinçli olarak yapılan şeyler kesinlikle değildir ancak unutmayalım ki içsel sıkıntılarımız bizlerde olduğu gibi çocuklarda da olduğu yerde kendiliğinden yok olmaz tıpkı enerjinin elektriğe dönüşümü gibi içsel sıkıntılarımız da başka semptomlara dönüşür.

**

Peki çocuklarımızın çoğu zaman şımarıklık ettiğini düşündüğümüz bu belirtiler yalnızca çocuğun sıkıntılı olaylar yaşamasından sonra mı oluşur? Cevap kesinlikle hayır çünkü bahsettiğimiz gibi çocuklar kendileri ile ilgili olmaksızın birçok olayı yaşları ve zihinsel özellikleri dolayısı ile farklı yorumlayabilirler.

****

Bilirsiniz çocuklardan bahsettiğimiz zaman konu bir şekilde oyuna gelir, oyun çocuklar için duyguları ifade etmede ne kadar önemli diye bahsetmek isteseydik emin olun ki uzun vaktimizi alırdı. Oyun basit ifade ile ‘çocuğun dili’ dir. Çocuklarımızı anlamak, duygularını konuşmak istiyorsak bu muhakkak oyun ile gerçekleşir. Kimse çocuğunu karşısına alıp türk kahvesi içerek derdini anlatmasını beklemiyordur elbet, ancak oyun ile kendini ifade etmesini de yorumlamak çoğu zaman uzmanların işidir. Evet çocuğumuzun evcilik oynarken sıklıkla kendinden bahsettiğini fark etmişizdir veya çizdiği resimde kendi hayatında olan olayları resmediyor oluşu bizler için de açıktır ama bu bilgilerle ne yapacağımızı, çocuğumuza nasıl faydalı olacağımızı bilemeyebiliriz.

***

Çocuklar duygularını ifade ettiklerinde olumsuz duygularının dönüştürülüp iyi olan duyguları içe almaya ihtiyaç duyarlar. Bunu annelerin bebekleri ağladığında kucaklarında sarılarak sakinleştirme çabalarına benzetebiliriz ancak bebekler büyükçe sıkıntıları da farklılaştır ve bazen bu müdahale yetersiz kalabilir. Çocuklarla çalışan klinik psikologlar bu terapötik müdahaleyi çocuğu oyun içerisinde gözlemleyerek uygularlar. Psikolog öncelikle aile ile görüşür ve çocuğun öyküsünü alır daha sonraki seanslarda ise çocuk oyun oynarken gözlem yapar ve çocuğun sorunsalı üzerine hem çocukla hem de aile ile terapi sürecini sürdürür. Oyun terapisi çocukların kendilerini ifade etmeleri için çok önemlidir ve çocuklarda görülen birçok semptom bu seanslar sayesinde dönüştürülür ve iyileşme sürecine girilir. Oyun ve oyun terapisi arasındaki en önemli fark oyun terapisinin terapötik süreç içerisinde uzman tarafından çocukla iletişim aracı olarak kullanılmasıdır.

Unutmayalım kuşlar uçar, balıklar yüzer ve çocuklar oyun oynar…

Keyifli haftalar dilerim...

YORUM EKLE

banner95

banner94