banner83

ÇOCUKLUK ÇAĞI DEPRESYONU

Depresyon, bir çoğumuzun son zamanlarda sık duyduğu bir kavram haline geldi. Çevremizdeki insanlar artık depresyondayım sözünü kötü hissettiklerini tanımlamak için bile kullanıyorlar. Tabi ki kötü hissetmek ile yakından ilişkili olan bu kavram psikolojik bir bozukluk durumunu tanımlamak için kullanılan bir terim esasında.

Depresyondaki birey sıklıkla uykusu, iştahı, kendisine, dünyaya ve diğer insanlara yönelik düşünme şekli, hayatta daha önceden keyif aldığı aktivitelere artık katılmaması ve işlevselliği gibi alanlarda olumsuz yönde değişimleri deneyimler. Depresyon tanısı almış bazı kişiler iyi hissetme halini arttırmak için yemeğe yönelirken bazıları ise iştahsız olduğundan bahseder. Yine benzer şekilde bazı kişiler yataktan kalkamadıklarını, tüm günlerini yatakta geçirdiklerini belirtirken kimileri uykuya geçmekte zorlandıklarından yakınır. Ama genel olarak baktığımızda bu insanların hayatlarından eskisi kadar keyif almadıklarını, eskiden yaptıkları aktivitelerden ve girdikleri ortamlardan uzak durduklarını duyarız. Şiddetli bir depresyon yaşayan veya depresyonu diğer ruhsal bozukluklarla komorbid olan yani birlikte seyreden bir hasta bu şikayetlerin çok daha ötesinde ölüm/intihar düşünceleri, geleceğe dair umutsuzluk, değersizlik hissini yoğun şekilde yaşayabilmektedir ve tedavi sürecinde sıklıkla ilaç ve terapi şeklinde ilerlenmesi gerekir.

Biz yetişkinler depresif duygular hissettiğimizde veya depresyon tanısı aldığımızda terapiye gitme seçeneğinden haberdarız. Ancak durum çocuklar ve bebekler için bizimki kadar net değil. Evet, çocuk ve bebekler de normal zamanlarından çok daha olumsuz duygular deneyimledikleri, iştahları ve uykularının değiştiği dönemler deneyimlerler. Baktığımız zaman depresyon bir yetişkin rahatsızlığıymış gibi gelse de aslında hangi yaşta olursak olalım yaşadığımız olaylar karşısında güçlü kalma kapasitemiz ve sosyal destek çevremiz bizim bu rahatsızlığı geliştirmemiz üzerinde etkilere sahip.

 Peki ne oluyor da erken çocukluk ve bebeklikte depresyon bu ruhsal bozukluk meydana geliyor? Bu sorunun ne yazık ki tek bir yanıtı olmasa da belli başlı durumlar örnek verilebilir. Anne ve babası işe gitmek durumunda olduğu için sürekli farklı bakım verenlere bırakılan çocuklar güven duyguları zedelendiği için daha depresif hissedebilir. Veya memeden kesme sürecini sert bir şekilde yaşayan çocuk, dünyaya geldiği andan itibaren beslendiği ve sakinleştiği meme ile kötü ayrıldıysa (memeye acı biber veya salça sürülmesi gibi) bu kötü duygularla baş etmekte zorlanabilir ve depresyon geliştirebilir.

Çocukların ne şekilde depresyon geliştirdiğinin tek bir yanıtının olmamasının sebebi aslında her çocuğun kendisine özel biricik gelişim öyküsünün ve deneyimlerinin kaynaklarının farklı olmasıdır. Öyküler farklı olsa da benzer sonuçlar yaşandığını görüyoruz ama bu durumu tanımlamak yetişkinlerin depresyonunu tanımlama kadar kolay değildir. Az önce de saydığımız gibi yetişkinler bu durumlarını kendileri de ifade etse de çocuk ve bebekler için sözel olarak ifade etmesini beklemek mantıklı değildir.

 Bu değişimlere örnek vermemiz gerekirse, alt ıslatmayan bir çocuğun birden bu davranışı yapması, ağladığı zaman önceki kadar kolayca sakinleşememesi, tırnak yeme davranışı, öfke nöbetleri, iştahsızlık, gece uykusunda korkmaya başlaması/kabuslar, egzamalar, sessiz konuşması veya aile dışındaki insanlarla konuşmaması (evde normal ses tonunda konuşabiliyorken), karın/baş ağrıları, dikkat/odaklanma problemleri gibi birçok semptom depresyona işaret edebilir. Bebek ve çocukların normal davranışlarından farklı olumsuz değişimler gözlemliyorsak bir psikolog tarafından destek almamız faydalı olacaktır.

Sağlıklı Haftalar Dilerim

YORUM EKLE

banner95

banner94