banner83

DİNİ İNANCI OLANIN VİCDANI YOK VİCDANI OLANIN DİNİ YOK

"Ahlak konusunda en çok ahkam kesenler, en ahlaksız olanlardır" sözü ne anlamlı bir söz değil mi?

Bu yazımda biraz insan merkezli ahlak yapısının, topluma faydalarını yazmak istedim.

Ayrıca; iyi bir ahlaka sahip olmak için sadece bir dine, bir kitaba bağlı olmadan da sahip olunabileceğinin önemini vurgulamak istedim...

Ahlak filozofu Sokrates 51 tane jüri önünde yargılanıyor ve idam kararı veriliyor ve baldıran zehri ile öldürülüyor. Ondan önce sevenleri;

"Seni hapishaneden kaçıralım," diyor.

Sokrates cevaben;

"Bu ahlaksızlıktır," diyor ve kabul etmiyor. "Uydur kaydır sözlere başvur, jüri seni affedebilir," deseler de ahlak filozofu bunu da kabul etmiyor. Tarihe geçen savunmasında idam kararı veren jüriye şunları söylüyor:

"ÖLÜMDEN KORKULMAZ ÇÜNKÜ ÖLÜMÜN ÇARESİ VAR. ÖLÜRSÜN KURTULURSUN.

AMA YANLIŞ YAPMANIN ÇARESİ YOKTUR, YAPTIĞINIZ YANLIŞ KIYAMETE KADAR SİZİNLE BİRLİKTE GELECEKTİR."

Bugün 2500 yıl geçmesine rağmen Sokrates’in ismini bilmeyen yok.

Dünyaya kalıcı eserler bırakan düşünürler ne kadar kıymetli değil mi?

Dünyanın en gelişmiş ülkelerine baktığımız zaman, bu ülkelerin toplumsal düzlemde etik kuralları var. Her işlerini belli bir ahlak çerçevesi içinde yürütüyorlar.

Yanlış anlaşılmasın! Ahlakı; dini inançlarla bağlantılı bir kural olarak görmeyin.

Ahlak; sanıldığı gibi dini inanca sahip olan kişilerin sahip olduğu bir erdem değildir. Ahlaka insan eğitim, kültür ve vicdan ile ulaşır.

Şöyle ki; hiçbir dine, bir kitaba mensup olmayan, ateist bir toplum olan Japonya'ya baktığımızda çok sağlam ahlak kurallarının olduğunu görürüz.

İNSAN MERKEZLİ AHLAK YAPISI

Birçoğumuzun bildiği gibi Japon ahlakının temeli, günah ve günah anlayışından kaynaklanan korkuya değil, çevreden utanma duygusuna dayanır. Japon için; yüz kızartıcı suçla itham edildiğinde istifa ediyor ve hatta hayatını dahi sonlandırabiliyor. Utanma duygusu olmayanın korkusu olur mu?

Peki, sizce Japonya bu ahlak seviyesine nasıl ulaştı?

Evet, işin sırrı eğitim ve uygulamalarda.

Japonya'da ulusal bütçenin %12'si eğitime ayrılırken %7,7'si askeri harcamalara ayrılmaktadır. Japonya'da okur-yazarlık oranı %99'dur.

Öyle dini toplumlar vardır ki ahlak sükut etmiş ve öyle inanmayan toplumlar vardır ki ahlakta zirveyi yakalamıştır.

Sonuç olarak; eğitimle utanma duygusu, özveri, düzen, disiplin, saygı, hoşgörü, dürüstlük aşılanmadıktan sonra ne kadar dindar olursanız olun ahlaklı olamazsınız.

Demek ki sadece bir dine, bir kitaba inanmak yetmiyor!

“Şu hayatı öyle bir yaşa ki kapanışta kendini alkışlayabilesin...”

“Sadece bir iyi vardır; bilgi.

Sadece bir kötü vardır; cehalet...”

Sokrates

YORUM EKLE
YORUMLAR
Halil Köprücüoğli
Halil Köprücüoğli - 5 ay Önce

Evet doğru söylüyorsunuz bazen dindar görünen insanların da terbiyesizlikleri ahlaksızlıkları söz konusu oluyor ama üniversite mezunu bakanlık seviyesine yükselen insanlardan profesörlerden ahlak hocalarından da çok terbiyesizler ahlaksızlar maalesef çıkıyor bunlar eğitim de Çan eğrisi ile anlatılır evet dindarların kötüleri çan eğrisinde yüzde 5-10’lara belki tekabül eder öteki eğitimlilerinde elbetteki doğru dürüst gelenek ve göreneklerine bağlı ilme bağlı bir eğitim almışlar ise onların da şaşıranları az olur fakat si dini, ahlakı dindarların halleriyle değil dinin temel ölçüleri ile ölçün. İslamiyet en son ve en mükemmel dindir akılla ilimle örtüşür iki cihanın saadet prensiplerini ihtiva eder elbetteki birkaç tane şaşırmış Müslümanı ölçü almamalıyız sizin de bu şaşkın Müslümanlarla değilde dinin temel ölçüleri ile yargılamanızı beklerim.
Japonların ve Batının medeni (!) milletlerinin suç istatistiklerine bakarsanız intihardan, tacizden, hırsızlıktan ne kadar fazla suç işlendiğini görürsünüz.
İnşAllah gücenmezsiniz. Saygılarımla efendim

banner95

banner94