DİNLEME-I


Ahmet Erdinç

Ahmet Erdinç

Okunma 11 Haziran 2018, 10:30

"İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa" demiş atalarımız.
Karşılıklı olarak birbirini anlamanın yolu insan için konuşmak.
Murat edilen anlama olunca da, bir konuşandan bir de dinleyenden söz ediyor oluyoruz doğal olarak. Konuyu biraz daha kurcalayıp etkili konuşma ve etkin dinleme ile gerçekleştirilecek temasın; işlev gören, problem çözen, birlikteliği pekiştiren yönlerinden devam edip gidiyoruz.
Etkili konuşma bir başka başlığın mevzu iken dinleme, bir problem alanı olarak çıkıyor karşımıza. Çoğunlukla anlaşma denemelerimizde, ne yazık ki; dinlemeyi beceremiyoruz, karşıdakini olması gereken gibi dinlemiyoruz.
Gruplarla etkinliklerde konuya böylesine bir giriş yaptığımızda; insanların kafasında hemen şöyle bir soru oluşuyor.
-Nasıl yani? dinlemiyoruz da ne yapıyoruz?
El cevap: dinler gibi yapıyoruz, yarım yamalak dinliyoruz.
Zira; bireyin bilgi, deneyim, tutum, duygu ve düşünceleri konuşmasını veya duyduklarını algılayışını belirliyor.
Bu manada dinleme, konuşmadan daha çok olumlu tecrübeyi ve gelişmişliği gereksindiriyor.
Şöyle düşünelim; hemen her şeyi merak ettiğimiz bir çocukluk dönemi ve biz ortalıkta dolanıyoruz. Evdekilerin tam da bir şeylerle meşgul olduğu zamanlar. Biz, ilgiyi üzerimize toplamak amacını da işe koşarak bitmeyen sorular soruyor, bir şeyler anlatıyoruz. Benzer durumlara ait nasıl bir tecrübeye sahibiz? Takdir edersiniz ki;
uğraşılan şeye ara verip bir parça sözü dinlenenler şanslı kabul edilebilir ama o şansa sahip olamamışlarımızın çoğunluğu oluşturduğundan şüphe olunmaz. İşte, olumlu tecrübe dediğimiz budur.
Daha yaşamının başlarında, bizim söyleyeceklerimizden daha önemli meşgaleleri veya düşünceleri olan ve kendilerini onlara yöneltmiş tavırlarla büyümüşsek, dikkat kesilip dinleme konusunda nasıl bir algılama geliştiririz?
Halbuki dinleme ile ilgili öncelikli bilgilerimiz şunlar;
-Dinlemek, ilişkileri sürdürmek ve yeni ilişkiler kurmak için gerekli bir beceri,
-Dinlerken, bir sorumluluk ve saygı belirtisini karşıdakine iletirken dinlemediğimizde, "söyleyeceğin şeyler beni çok da ilgilendirmiyor" mesajını veriyoruz.
-Hakkını vererek becerilen dinleme, insanları birbirine yaklaştırıyor. Dinlemediğimizde ise; önemli bilgileri kaçırmak, gelecek sorunları görememek, bu durumda akıl okumak
veya tahminde bulunmak girdabına düşebiliyoruz.
Oysa; birini anlamak, ondan bir şeyleri öğrenmek, onun gereksinimlerinin veya bizim eleştirilecek yanlarımızın farkında olmak için gerçek dinlemeyi becerebilmemiz gerekiyor.
Gerçek dinlemenin anahtarı da; istemek ve niyet etmek.
İşte, dinlemeye yönelik isteği ve iyi niyeti işlevsiz kılan engellere takılıp beceremediğimizde de bizi dinliyor görünmeye iten bir takım sebepler olsa gerek diye düşünüyor ve önemsiyoruz.
Nasip olursa, o kısmı da, gelecek haftaki yazımızda, DİNLEME-II' de paylaşalım, olur mu?
Görüşmek üzere...  
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AYDIN - 1 hafta önce
MÜKHEMMEL OLMUŞ