banner83

DOĞA ÇÖP ÜRETMEZ!

Her yeni güne bir felaket haberi ile uyanıyoruz. Çünkü attığımız adımları düşünerek atmıyoruz. Hiç durmadan tüketmek, menfaat ve mal biriktirmenin peşindeyiz. Geleceği değil sadece bugünü ve kendimizi düşünüyoruz. Attığımız taşın nereye gideceğini hesap etmiyoruz.

***

Hani bir şarkı sözü vardı “Yenik düşüyor her şey zamana. Biz büyüdük ve kirlendi dünya” Yeni Türkü grubunun bir şarkısıydı. İnsanlığın ne hale geldiğini en güzel şekilde özetliyor belki de. Sadece dünyanın çevresini kirletmedik, beyinler kirlendi, düşünceler kirlendi, bakışlar kirlendi. En sonunda denizleri de kirlettik ve deniz kusmaya başladı. Çünkü zehirlenen her canlı kusarak tepki verir. Şimdi de sadece denizin kustuğu müsilajı alarak temizleyeceğimizi zannediyoruz. Oysaki o müsilaja neden olan faktörleri ortadan kaldırmadığımız sürece başarılı olamayacağımız gerçeği ile bir gün yüzleşeceğiz.

****

Çocukluğumuzda yediğimiz içtiğimiz doğaldı. Ya bahçemizde ya da yaşadığımız bölgede yetişen ürünleri tüketirdik. Şimdi büyüdük, yediğimiz gıdalar şüpheli, içtiğimiz su şüpheli, her şey yapay, her şey kimyasalla bulaşmış, ağız tadı ile yenecek çok az şey kalmış. Yumurtanın rengi solmuş, tereyağının lezzeti kalmamış, sebzeler kalıntılı, ürünlerin genetiği değişmiş, su da hava da kirlenmiş.

*****

Gelecek nesli düşünmeden tüm madenleri bitirdik, suyu ve toprağı tükenmez zannedip israf ve tüketim çılgınlığına kapıldık. Ev yapmak için tarım alanlarını ve ovaları işgal ettik. Şehirleri beton yığınına çevirdik, nefes alacak yeşil alan bırakmadık. Çocukların toprağa dokunmasını engelledik, her yeri plastik yığınına çevirdik. Doğayla ve toprakla insanımızın ilişkisini kestik. Doğal ortamından uzaklaştırdığımızda sağlığını kaybeden insanımızı ilaca mahkum hale getirdik. Doğal olan zeytinyağını, tereyağını, yumurtayı yasaklayıp yapay besinleri insanımıza hoş ve cicili kılıflarda yedirmeyi kalite diye satmaya çalıştık.

*****

Huzurlu yaşamayı değil çok para kazanmayı, hizmet etmeyi değil makam sahibi olmayı amaç zannettik. Dinimizin ilk emri olan “oku” emrini “diploma al, sertifika al” diye anladık. Talim verdik, terbiye veremedik. Öğrettik ama eğitemedik. İlim verirken, irfanı gereksiz gördük. Sevgiyi ve saygıyı insanlarımızın gönlüne nakşedemedik. Şiddet yayıldı, hastalıklar arttı, çıkar ve menfaat uğruna birbirimizi satar hale geldik. Aya giden ama karşı komşumuza gidemeyen, bayramlarda tatile giden ama yaşlı anne ve babasını ihmal eden bir nesil yetiştirdik. Yüz yüze sohbeti unuttuk, telefondan tabletten kafamızı kaldıramaz hale geldik. Kısacası yalan dünyaya aldandık, tükenmez zannettik, kirlenmez diye düşündük. Zengin olup mutlu olacağımız hayaliyle uçuruma doğru gittiğimizin farkına varamadık. Dünyayı da umutları da kirlettik.

*****

“Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik, fakat bu arada çok basit bir sanatı umuttuk; Kardeş olarak yaşamayı” Martin Luther Kings. Biz güzelliği parada, pulda, şöhrette aradık. Paranın her şeyi halledebileceği yalanına inandırdık kendimizi. Günübirlik kaygılarımız ön plana çıktı. Şu alemde “hoş bir seda” bırakmanın anlamını kavrayamadık.

******

Bütün bu olumsuzluklar rağmen hala bir umut var. Henüz geç kalmış sayılmayız. Gelin birlikte güzelleştirmek için çalışalım hayatı, dünyayı ve yaşamı. Gelin yeniden öğrenelim irfanı, hikmeti ve hürmeti. Sevgiyi, huzuru hakim kılmak için, saygıyı büyütmek adına elimizi taşın altına koymak için son bir şansımız olduğunu unutmayalım. Yüreğinde iyilik, ruhunda merhamet, elinde kalem taşıyan, dünyaya geliş amacını her gün kendine hatırlatan dertli insanlar olduğu müddetçe umutlar henüz tükenmemiş demektir.

YORUM EKLE

banner95

banner94