EKONOMİK KRİZ HEM ÜLKEMİZİN HEM HALKIMIZIN CANINI YAKACAK

Değerli okuyucularım! Bu yazıyı iyi okumanızı ve iyi analiz etmenizi rica ediyorum.

Bu yazıyı kaleme alırken, ülkem için hem çok kaygılandım, hem çok üzüldüm. Her şey güllük gülistanlık gibi gösteriliyor ama işin aslı öyle değil. Kahin değilim ama şimdiye kadar ülkem ve milletim için ne söylediysem Allaha şükür hiç birinde yanılmadım.

Bazı olayların ve felaketlerin geleceği önceden yaşanan birkaç olayla belli oluyor. Yani bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde yaşıyorsanız ve ileriye yönelik mesela 50 yıllık planlarınız yoksa günlük yaşıyorsunuz demektir.

ÜZGÜNÜM AMA EKONOMİMİZ KÖTÜYE GİDİYOR

Pandemi döneminde hükümet tarafından pompalanan paralar hem döviz rezervlerinin hem de reel piyasanın hareketlenmesine sebep oldu. Karşılıksız basılan paralar, altın fiyatlarının uçması, ülke ekonomisinin sos vermesine sebep oluyor. Atalarımız ne güzel söylemiş "Görünen köy kılavuz istemez" diye. Ülke ekonomimiz de öyle.

Medyaya bakarsak ülkede herhangi bir kriz yok ama dünya piyasaları ve ekonomi patronları öyle söylemiyor. Tabi bu adamlar da ülkeye yatırım yaptıkları için en az bizim kadar kaygılı olmaları çok normal.

TL’DE DEĞER KAYBI YÜZDE 14’Ü AŞTI, LİRA BATIYOR

TL’nin dolar karşısında bu yıl yüzde 14’ü aşan değer kaybıyla en çok değer kaybeden para birimlerinden biri olduğu, TCMB’nin yılsonu enflasyon tahmini yüzde 7,4 iken haziranda yıllık enflasyonun yüzde 12,6’ya yükseldiği hatırlatılan analizde ayrıca, kamu bankalarının müdahalelerine rağmen TL’de değer kaybının sürdüğüne ve bunun da enflasyon için bir başka tehdit olduğuna dikkat çekildi.

İngiliz basını, İngiliz Financial Times gazetesi de TL’deki son değer kaybına ilişkin analizinde “Türkiye onu desteklemek için milyarlarca dolar harcamasına rağmen Lira batıyor” başlığını kullandı ve kuru frenlemek için ülkenin döviz rezervlerinin tüketildiği hatırlatıldı.

Rabobank stratejisti Piotr Matys, "Türkiye'de rezervlerin durumu gerçekten kaygı verici ve ülke ince bir buz üzerinde yürüyor. Çok ağır bir şekilde müdahale ediyorlar ve soru şu ki daha ne kadar süre bunu yapabilirler" diye bizleri uyarıyor.

Konut fiyatlarının tavan yaptığı ve otomobil piyasasının tarihin zirvesine çıktığı bir piyasa yaşanıyor ülkemizde. Hal böyle olunca da hükümet tarafından piyasaya pandemi dolayısıyla verilen paraların çoğu ya gayrimenkule ya da otomobil piyasasına gitti.

HAZIRA DAĞ DAYANMIYOR

Tabi pandemi yavaş yavaş etkisini azaltıyor. Hesabını yapmadan para basanlar şimdi reel piyasanın şokunu yaşıyor. Üretmeden para kazanmanın yolu, bizim gibi gariban ülkelerin sırtından geçiyor. Bir yıl önceki altın fiyatlarıyla şimdiki fiyatlar arasında uçurum var. Milyon dolarları altına yatıran dev şirketler pastanın tamamını yemenin zevkini yaşıyor.

Ülkemizde bir kesim var ki, ülke düzlüğe çıkınca borsadan, ülke bir çıkmaza girdiğinde dolardan para kazanıyorlar. Yani yabancı yatırımcıyı hiçbir zaman üzmüyor devletimiz.

Bize de Ayasofya'nın açılışı, Diyanetin İşleri Başkanı’nın lanet okuması, CHP'nin kongresi gibi konularla lak lak yapmamız isteniyor.

KÖTÜ EKONOMİLERDEN İYİ İKTİDARLAR ÇIKMAZ

Ülkenizi ne kadar bolluk ve şatafatlı gösterirseniz gösterin, “bizde kriz yok” deyin, ama maalesef dünyada ekonomik göstergeler var. Enflasyon, işsizlik, paranızın değeri, sosyal ekonomik şartlar, refah düzeyi, dış borç, kişi başı düşen gelir, tüm bunlar bir ülkenin karnesidir. Siz istediğiniz kadar farklı düşünün ama gerçek bunlar.

Umarım aklımızı başımıza alır ve dengeli bir ekonomiye geçeriz. Zenginin ve fakirin aynı hayatı yaşamaya çalışmasından vazgeçer ve gelirimize göre yaşamayı öğreniriz. Fabrikada asgari ücretle çalışıp, 100 bin liralık arabalara binmeyi bırakırız.

Saygılar…

YORUM EKLE

banner95

banner94