EZAN OKUNURKEN AYAĞA KALKAN DEDEM!


Muzaffer YURTTAŞ

Muzaffer YURTTAŞ

12 Mart 2019, 12:53

8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle İstanbul Taksim’de bir grup kadın derneğinin organize ettiği eylemde caminin minarelerinden vakit ezanı okunurken, kendini bilmez zavallılardan bazıları ezanı protesto edip ıslık çaldılar. Günlerden Cuma ve bu kendini bilmezler yatsı ezanını ıslıkla protesto edip yuh çektiler. Bu densizlerin yaptıkları kalbimi sıkıştırdı, bir anda beynimde şimşekler çakmaya başladı. Biz bayrak inmeyecek, ezan susmayacak diye ant içmiş bir milletiz. Yıllar önce aynı zihniyet ezanı yasaklamıştı, bugün yine sahneye çıkmaya çalışıyorlar ama asla izin vermeyeceğiz.
Hani bazı olaylar vardır, hiç hatırlamak istemezsiniz… Hatırladığınızda boğazınız düğümlenir… Hatırladığınızda kalbiniz sıkışır… İşte onlardan biri: Özünden koparılan ezan… Cumhuriyet tarihinin en büyük acılarından biri… Ezanın Arapça okunmasının yasaklanması…
15 Haziran 622 günüydü. Hazreti Peygamber Medine’deydi. Sesi en güzel sahabesi Hz. Bilal-i Habeşi’yi çağırdı yanına. “İnsanları ezan ile namaza çağır ey Bilal!” dedi. Bir kutsal çağrıydı bu, günde beş kez yenilenen ve insanları yenileyen bir çağrı. Ama gün gelecek bu ilahi çağrı yasaklanacaktı. Yıllardır Anadolu insanı dua ederken “bayrak inmesin, ezan susmasın” derken, ezan susturulacaktı bu güzel topraklarda. Resmi tarih o zulmün ayrıntılarını dile getirmiyor. Ama Anadolu insanı bu büyük zulmü asla unutmayacak ve unutmamalı.
Ezanın Yasaklanması!
4 Şubat 1933 tarihinde müftülüklere ezanı Türkçe okumalarını, buna uymayanların şiddetli bir şekilde cezalandırılacağı ile ilgili bir tamim gönderildi. Ezanın Türkçe okunması ile ilgili genelgenin ardından Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi 6 Mart 1933 tarihinde yayımladığı bir tebliğ ile salanın da Türkçe okunmasına karar vermişti.
Demokrat Partinin İktidarı ile Ezan Serbest
1946 seçimlerine gelindiğinde halk kendine reva görülenlere cevap vermek için sandığa gidecek fakat oy, zabitlerin gözü önünde açık açık verilecek, sayım karanlık odalarda gizli gizli yapılacaktı. Baskı sonucu “açık oy gizli sayım” ile istibdat devam edecekti. Ancak 1950 de bu baskı dönemine millet “dur” diyecekti. Genç demokratların kurduğu Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 günü “milli şef” denilen döneme son noktayı koydu. Anadolu’nun yiğit evladı Adnan Menderes artık başbakandı.
Yasakçı zihniyetin dayattığı Türkçe ezan 18 yıl sürdü. 14 Haziran 1950 tarihinde mecliste ezanla ilgili yasağın kaldırılması çalışmaları başladı ve 16 Haziran 1950 tarihinde mecliste oybirliği onaylanmış oldu. Durum telgraf ile Celal Bayar’a bildirildi. Bayar yasayı imzaladı ve 17 Haziran 1950 tarihinde Resmi Gazetede yayınlandı.17 Haziran Ramazan ayının ilk günüydü.
Rahmetli Osman dedem ezan okunmaya başlayınca bizi oturmamız ve susarak ezanı dinlememiz yönünde uyarırdı. Bazen dedem ezan okunurken ayağa kalkar ve kıbleye karşı döner, ellerini bağlar ve ezanı dinlerdi.
Dedem Gözyaşları İle Anlatıyor!
“O güne kadar 18 yıl boyunca “Tanrı Uludur! Tanrı Uludur, tangır tungur” diye ne olduğu belirsiz bir şey okunuyordu. Bazıları bu ezan yasağının birkaç gün sürdüğünü, sadece bir deneme yapıldığını, tutmayınca vazgeçildiğini zannediyor. Durum hiç öyle değildi. 18 yıl ezan okunmadı, Kuran okumak yasaklandı bu ülkede. Bunları gençlerin bilmesi gerekiyor.
Ezan aslına uygun okununca bütün Türkiye bayram yerine döndü. Kurbanlar kesildi, şenlik havası yaşandı. O gün millet hayatı boyunca belki de en büyük sevinç gözyaşlarını döktü. Bu olanları bir dada yaşamak istemiyoruz. Allah bir daha bu millete böyle zulüm göstermesin. Siz benim anlattıklarımı çocuklarınıza anlatın ki bir daha hiç kimse böyle bir yasağa cesaret edemesin. Rahmetli Menderes ve arkadaşlarının mekanı cennet olsun diye anlatırken hem biz hem dedem gözyaşlarını tutamazdı.
Bayrak inmesin, ezan dinmesin. Allah ezanı susturmak isteyenlere fırsat vermesin. Selam ve saygılarımla!
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.