GÖNÜLLERE GİREBİLMEK


Yüksel İTAK

Yüksel İTAK

14 Nisan 2019, 15:00

Hizmeti duaya dönüştürmenin adıdır gönülden iş yapmak..
 
Gönülden gönüle giden yolun yolcusu olursan gönüller sana açılır..
 
Sahaya inmeden kapısı açılmayanın kapısı çalınmadan, garip gurebanın, kimsesi olmayanın elinden tutmadıkça gönüllere girilmez..
 
Sahaya inilmeden gönüllere girmenin mümkün olmadığı bir gerçektir.. İşini gönülden yaparsan gönüllere de girersin..
 
Makamını kapı ile koltuk arasından ibaret görmeyen idarecilere ihtiyacımız var..
 
Protokol idareciliğinden çok çekti milletimiz.. İmzamı atar maaşımı alırım diyen zihniyetten çok muzdarip olduk..
 
Oysa sahaya inildiğinde hizmetin duaya dönüştüğünü, gönüllere hitap edildiğini, gönüller alındığını, duaların edildiğine şahitlik ediyoruz..
 
İşin özü sahaya inmek..
 
İşini gönülden yapmak..
 
Hizmetle birlikte duaya talip olmak..
 
Tıpkı Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik  gibi.. işini gönülden yapıp, Gönüllerin Başkanı unvanını girdiği tüm gönüllerden aldığı gibi..
 
Peki nasıl oluşuyor bu olgu, bu birleşim biraz açalım.. Belki bizim de insanlık adına birilerine mesaj vererek bir faydamız dokunur..
 
Gönül güzelliğin, sevginin ve Allah'ın algılandığı bir merkezdir. Daha doğru bir deyişle gönül Allah Evi'dir. Bütün dinlerde, bütün öğretilerde hatta insanlık tarihinin tümünde 'Gönlü temiz tutmak' kavramı yer almıştır. Kin, kıskançlık, kibir, öfke, aşırı hırs, madde tutkusu, bedeni ihtiyaçlara gereğinden fazla düşkünlük ve benzerleri gönlün içinde ya da önünde bir perdedir.  'Gönül kiri/pası' olarak da tanımlanan bu kavramlar gönlü katılaştırır, akıl yolundan saptırır ve insanı Allah'tan uzaklaştırır.
 
Gönül aşkın, sırların, hikmetin merkezi olarak da tanımlanır. Can gözü gönüldedir!. Allah’ı, sevgiyi, dostluğu, bilgiyi gönülden benimseyen insan manen yücelir ve davranışı, 'Gönüllere girmek' ya da 'Gönül almak' gibi sözcüklerle tanımlanır.
 
Gönlümüzü yönlendirmek isteyen hatta taarruz eden maddi hırslardan, aklımızı kullanarak, doğru düşünerek uzak tuttuğumuzda, Allah'ı tüm duygularımızla hissederiz. Sabahın dingin sessizliğinde ya da bir doğa manzarasının sarhoş edici güzelliği karşısında insanın gönülden şükretmesi olağanüstü bir duygudur. İşte zamanın o noktası, arınmış bir gönlün Allah ile buluştuğu andır.
 
Gönlü temiz tutmak için önce kendimizi tanımamız gerekiyor. Peki ama nasıl?..
 
Düşünmek, sorgulamak, doğru bilgileri iyilik, doğruluk, sevgi ile bütünleştirmek için en kısa yoldur. Bunları akıl süzgecinden geçirip bir kez gönle kabul ettirirsek hiç bir olumsuz olay ve kişi bizi bu bilgilerden saptıramaz.
 
Günümüzde 'Hazır yaşam' reçeteleri medyanın, sanal alemin, politikanın, madde dünyasının bizlere sunduğu 'Algı Operasyonları' ve Hızlı Tüketim Furyası'ndan kendimizi kurtardığımız an, önümüzdeki yolu aklın ve gönlün temiz ışığı aydınlatır.
 
Yüreğinde sevgiyi, doğruluğu ve iyiliği, aklında bilgi coşkusu ve çalışma prensiplerini benimseyenler toplumda fark yaratırlar. Aklını kullanan her insan, her oluşumun, her duygunun evrende bir şeyleri etkilediğini anladığı, bunun bilincine ulaştığı zaman manen yücelme yolundadır. Bu bilgi, bu anlayış derinliği o kişinin her zaman dikkatli olmasını sağlar. Tüm hareket, söz ve duygularına yön verir ve Akıl-Gönül Birliği'nin ilk adımlarıdır.
 
Toplumda 'Gönül Beraberliği' olarak tanımlanan pek çok olumlu gelişme bu ilk adımların ardından gelir. Akıl ve gönül birliği içinde olanlar da, her ortamda ve koşulda uyumlu davranış sergilerler. Ancak aklını gönül için kullanan bu iki güç merkezini 'Bir' eder. İnsan aklını yönlendirebilir ama gönle doğrudan söz geçiremez.
 
En önemli tuzak egodur. Egosunu yenen, düşüncelerini kontrol eden, aklını ve gönlünü bir edenler çoğaldıkça toplumun huzuru, uyumu, dengesi de sağlanmış demektir. Maddi ve manevi gelişme de toplumsal mutluluğun anahtarıdır.
 
Kulun gönül gözü görmedikçe, başımızdaki gözün görmesinin bir anlamı yoktur. 
Kalın sağlıcakla...
 
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.