Ruh sağlığında masalla terapi dönemi

1950’li Yıllara Kadar Anadolu Devam Eden Ve Daha Sonra Unutulmaya Yüz Tutan Masal Anlatıcılığı Manisa’da Yeniden Hayat Buldu. Manisa’nın Tek Masal Terapisti Olan Madalek Lakaplı Yakup Efe Çaliştiği Hastanede Hasta Ve Danışanlarına Haftanın 3 Günü Psikiyatri Uzmanlarının Denetiminde Masal Anlatımı Yaparken, Evinde Hazırladığı Stüdyoda Seslendirdiği Masal Ve Hikayelerle De Binlerce İnsana Ulaşıyor.

Ruh sağlığında masalla terapi dönemi
banner87

Manisa’nın tek masal anlatıcısı Madalek lakaplı Masal Terapisi Uzmanı Yakup Efe, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde psikiyatri uzmanlarının denetiminde hastalara masal ve hikayeler anlatırken onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlıyor. Hastaların ilk başlarda şaşkınlıkla karşıladıkları masal terapisi, haftanın 3 günü hastanenin farklı servislerinde devam ederken, zaman zaman masal anlatımına hasta ve danışanlarının da eşlik etmesi uygulanan terapinin faydasını gözler önüne serdi.

1950’li yıllara kadar Anadolu devam eden ve daha sonra unutulmaya yüz tutan Masal anlatıcılığı Manisa’da yeniden hayat buldu. Manisa’nın tek Masal Terapisti olan Madalek lakaplı Yakup Efe çalıştığı hastanede hasta ve danışanlarına haftanın 3 günü psikiyatri uzmanlarının denetiminde masal anlatımı yaparken, evinde hazırladığı stüdyoda seslendirdiği masal ve hikayelerle de binlerce insana ulaşıyor.

Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde 15 senedir tıbbi sekreter olarak çalışan ve 2 farklı gazeteye hikaye ve masallar üreten Madalek rumuzlu Yakup Efe Madalek isminin nereden geldiğini şöyle anlattı: “Yakın zamanda masal ve hikayelerimi anlatmakta daha çok kitleye ulaşmayı tercih ettim. Ben kendim Keloğlan’dan esinleniyorum. Rumuzuma Madalek dedim. Madalek’i tersten okursanız ‘Keladam’ olur. Hastanemizde ve yeri geldiğinde evimde hazırladığım stüdyoda hikaye ve masallarımı anlatıyorum ve YouTube’deki Madalek isimli kanalımda ve sosyal medya hesaplarımdan bunları paylaşıyorum. Babam, abim, biz ailecek edebiyata yatkın insanlarız. Babam da abim de ben de şiirler yazıyorduk. Ben eskiden şiirler yazıyordum, roman deneyimimim oldu arkasından masallar, hikayeler, öyküler üretmeye başladım. Kapı kapıyı açıyor derken kendimi masal anlatıcısı olarak buldum. Bu yolda ilerlerken de aynı zamanda masal terapisi eğitimi aldım. Akabinde masal terapisi uzmanlığı daha sonra masal terapisi eğitici eğitmenliği alarak bu dalda da uzmanlaştım.”

Hastalar masal ve hikayelerle mutlu oluyor

Haftanın 3 günü Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde hasta ve danışanlara psikiyatri uzmanlarının denetiminde masal anlattığını kaydeden Efe, “Hastanemizde rehabilitasyon eğitimleri ve hastalara faydalı olmak amacıyla, onları eğlendirmek, güldürmek ve mutlu etmek amacıyla Salı günleri Ahmetli birimimizde, Perşembe günleri toplum ruh sağlığı merkezinde, Cuma günleri çocuk ve genç servislerimizde masal ve hikayeler anlatarak hasta ve danışanlarımızla masal ve hikayelerimi paylaşıyorum.“ dedi.

Çocuk tacizlerinden yola çıkarak masal yazdı

En son yazdığı 3 Maymun isimli masaldan bahseden Efe, “Yakın zamanda yazdığım 3 maymun isimli bir masal var. Bu masalı çocuk istismarına binaen yazmıştım. Bu masal için Almanya’dan Antalya’ya kadar 100’den fazla video topladım. Bunun akabinde bir animasyon hazırladım. Animasyon üzerine de masalımı okudum ve sosyal paylaşıma videoyu atarak maddeler belirledim. Hemen akabinde de masalı biraz daha genişleterek gazetedeki köşemde yayınlayarak son rötuşunu da vererek 4. Uluslararası Edebiyat Festivaline katılarak orada da sesimizi yeniden dile getirdik.” diye konuştu.

Hastalar önce şaşırdı

Hastanede ilk masal anlatımında hastaların önce şaşırdığını ancak zamanla masal anlatım günlerinin iple çekildiğini vurgulayan Efe, “Hastaları ilk masal anlatmaya başladığımda biraz şaşırmışlardı çünkü bilindiği üzere 1950’lerden sonra masal ve hikaye anlatıcılarımız, masal analarımız, meddahlarımızın artık nesli kesilmiş. Bu geni aktaramamışız. Bu haliyle bilinmiyordu, unutulmuş bir hasletti bu. Önce şaşırdılar, ‘Nasıl oluyor’ dediler. İkinci, üçüncü anlatıştan sonra onlar da anlatmak istediler. Birden etrafımda çok güzel bir kalabalık oluştu. Birlikte masal anlatıyoruz. Danışanlarımızdan şu sözü duydum bu beni çok onurlandırdı ve gururlandırdı, çok hoşuma gitti ve motive etti. ‘Kendimizi değerli hissettik. Senin masal ve hikayelerini çok beğeniyoruz, her gün gelmeni istiyoruz’ diyerek. Hatta idareye yazılar, dilekçeler vermeye başladılar daha sık yapılması için. Fırsatımız ve imkanımız oldukça danışanlarımıza ve hastalarımıza masal ve hikayelerimi paylaşıyorum.” ifadelerini kullandı.

Masal anlatıcılığı kültürünü gençlere aktarmak istiyor

1950’li yıllara kadar devam eden ve sonra unutulmaya başlanan masal anlatıcılığını gelecek kuşaklara aktarmak istediğini kaydeden Efe şunları söyledi: “Amacım Milli Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu bir Anadolu Masalları projesi var. Bu projeyi Manisa’da hayata geçirmek istiyorum. Bu eğitimi verecek ve bu projeyi burada yürütebilecek bu eğitime, donanıma ve yeterliliğe sahibim. Bu masallarımızı, hikayelerimizi, geçmişimizden günümüze misli misli gelen kültürümüzü, kodlarımızı gençlerimize, yeni nesillerimize aktarmak istiyorum.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER