banner83

HAKKIMIZ ÖDENMİYOR

Değerli dostlar, bugün, 24 Kasım, Öğretmenler Günü.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri Başöğretmenliği”ni kabul ettikleri önemli ve anlamlı gün. Çünkü Ulu Önderimiz de “Öğretmen” olmayı çok istedi.

Onun kayıtlara geçen “Cumhurbaşkanı olmasaydım, Millî Eğitim Bakanı olmak isterdim.” sözü, eğitim ve eğitimci açısından oldukça önemlidir. 

Atatürk’ün eğitime ilgi göstermesinin iki temel nedeni vardı.

Bunlardan birincisi, eğitimin kalkınma hareketindeki yeri ve önemi; ikincisi de Cumhuriyeti koruyacak yeni nesilleri yetiştirmek.

Daha Milli Mücadele devam ederken Sakarya Meydan Muharebesi’nin en kritik günlerinde Maarif Kongresi’ni toplaması, büyük zaferden sonra da eğitimin yaygınlaşması için bir dizi yenilikler ve inkılaplar yapması, eğitime bakış açısını ve eğitimin önemini çok iyi anlamasıydı.

Ulu Önderimize, boşuna “Başöğretmen” unvanı verilmemiştir. O da “Başöğretmenlik” unvanını boşuna kabul etmemiştir.

Bir ulusun gelişmesinde eğitimin ve eğitimcinin ne kadar önemli olduğunu bilen, gören ve anlayan Ata’mız, “Öğretmenlik” mesleğini ve “Öğretmenliği” gelecek nesillerin kurtarıcısı olarak görmüştür. 

İşte bu gerekçelerle ve nedenlerle “Öğretmenler Günü”nün ayrı bir anlamı ve önemi var.

Yıllar önce 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla törende yaptığım bir konuşmada;

“Bu günün önemini ve anlamını kavrayabilmek için eğitime ve eğitimciye verilen değeri, bakış açısını ve önemini iyi anlamak ve değelendimek gerekiyor. 

Eğitim, gelişmiş ülkelerin üzerinde titizlikle durdukları ve önem verdikleri bir konudur. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, o ülkenin eğitime ve öğretmene verdiği değerle, eğitilmiş insan gücünün çokluğuyla doğrudan ilgilidir. 

Öğretmen, insanları geleceğe hazırlar. İnsanları hedeflerine ulaştırmak için var gücüyle çalışır. Yani öğretmenlik, özveri isteyen bir meslektir. Mum misali çevresini aydınlatırken kendisi de yavaş yavaş erir. İşte bu yüzden öğretmenler, dünyanın her yerinde toplumun en fedakar ve en saygıdeğer varlıklarıdır. 

Bir insan için şu hayatta en büyük mucize, küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır. Mutlaka hepimizin karşısına iyi öğretmenler çıkmıştır. Onların kıymetini bilmeliyiz, onları unutmamalıyız. Hz. Ali, bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum, demiş. Bu söz üzerine bizlerin nasıl davranması gerektiğini bir kez daha sorgulamamız gerekiyor. 

Öğretmenlerimizin bilgisinden ve deneyimlerinden yararlanmak için yarışılmalıdır. Çünkü böyle fırsatlar bir daha ele geçmez.

Öğretmen, öğrenciye ışık yakar ve yolu gösterir. O yolu, öğrenci isterse adımlar. O öğrencide istek yoksa arkasından bile itseler, bir adım bile yol alamaz. 

Fikri hür, vicdanı hür, onurlu, yürekli, fedakar ve cefakar öğretmenlerimizin gününü kutluyorum.” diyerek bitirmişim.

Gerçek eğitimciler, öğretmenler, her şeyin farkında. Öğretmeni, ancak öğretmenler ve öğretmenlik yapanlar anlayabilir.

Keşke öğretmenin değerini, önemini ve gerekliliğini herkes anlayabilse!  

Her Öğretmenler Gününde ilgililer ve yetkililer, yine güzel cümlelerle ve can alıcı sözlerle günü geçiştirecekler.

Yine her yıl olduğu gibi benzer kalıplaşmış sözlerle “Öğretmenler Günü” kutlamaları yapılacak.

Ama sonuçta elle tutulur bir şey olmayacak. Ertesi gün yine aynı umarsız ve ilgisiz davranışlar sürecek.

Yine her zaman olduğu gibi “Hakkınız ödenmez!” benzeri sözlerle avutulacağız. 

Ama ne garip bir durum ki bir türlü “Hakkımız ödenmeyecek!”, hakkımızı ödemek için de bir çaba, girişim olmayacak. 

Sözün Özü

Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmendir. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE

banner95

banner94