HAŞİR VE MAHŞER

Âhiret hayatında dirilişten sonraki merhale 'haşir' ve 'mahşer'dir. Kıyamet gününde yeniden diril­tilen bütün insanların hesaba çekil­mek üzere bir meydana sevk edilip top­lanmasına 'haşir', toplanılacak yere de 'mahşer' denir.

Kur’an-ı Kerim’de haşir ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Kur’an, başta in­sanlar olmak üzere cinler, şeytanlar ve meleklerin he­saba çekilmek için haşredileceklerini (Âl-i İmrân, 3/158.) haber vermektedir. Ayrıca Kur’an bütün insanların topluca bir araya toplanacakları bir günden, (Hûd, 11/3) o günün aldananların ortaya çıkacağı bir gün olacağından, (Teğâbün, 64/9) Allah’ın bütün insanları çok kısa bir zaman içerisinde bir araya getireceğinden, (Yûnus, 10/45) huzurunda toplayacağından (Bakara, 2/203) bahsetmektedir.

O gün yer yarıla­cak, insanlar süratle kabirlerinden çıka­rak çekirgeler gibi kendilerini çağırana doğru koşacak, (Kâf, 50/44; Kamer, 54/7-8) herkesin yanında biri yaptıklarına şahitlik etmek, diğeri de onu mahşere götürmekle görevli iki melek bulunacak,­ (Kâf, 50/21) kimsenin bir başkasına fayda veya zararı dokunamayacaktır. (Sebe’, 34/42)

O gün, günahkârların gözlerinin korkudan gömgök olacağı, (Tâ-Hâ, 20/102) âmâ, dilsiz, sağır olacakları, yüzüstü sürünecekleri, (Tâ-Hâ, 20/124) suya koşan develer gibi susayacakları, (Meryem, 19/86) zincire vurulup katrandan gömlek giydirilecekleri (İbrahim, 14/49-50) ve bu hâlde haşredilecekleri âyetlerde bildirilmektedir.

Hadislerde de haş­rin şekli, inanç ve amelleri değişik olan insanların haşir esnasındaki durumları hakkında çeşitli bilgiler veril­mektedir. Allah Resûlü haşir esnasında insanların yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olacaklarını, (Buhârî, Tefsîr, (Enbiyâ) 1) insanların kendi dertlerini ve sıkıntılarını düşünmekten birbirlerine bakamayacaklarını, (Nesâî, Cenâiz, 118) kiminin binitli, kiminin yaya, kiminin de yüzüstü sürünerek mahşer yerinde toplanacaklarını haber vermiş, (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 17) sahâbe-i kiramın, “Ey Allah’ın Resûlü! Yüzüstü nasıl yürüyecekler?” diye sormaları üzerine de, “Onları ayakları üzerinde yürütmeye kadir olan (gücü yeten) Allah, yüzleri üstünde de yürütmeye kadirdir.” (Buhârî, Rikâk, 45) buyurmuştur.

Haşir ve mahşerin insanların tahmin ettiklerinden daha zorlu bir gün olacağını (Buhârî, Rikâk, 45) söyleyen Allah Resûlü ilk olarak haşredilecek kişinin kendisi olacağını (Tirmizî,Tefsîru’l-Kur’ân, 17) ifade etmiş, insanların dünya hayatında yapıp ettiklerine göre farklı şekillerde haşr edileceklerini bildirmiştir.

O gün insanlar iki grup hâlinde haşrolacak olup bir grup Allah’ın arşının gölgesinde barınacak, (Tirmizî, Zühd, 53) diğer grup ağız ve kulak hizasına kadar ter içerisinde kalacaktır. (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 2) Başka bir rivayette de insanların üç grup hâlinde: Birinci grubun binek üzerinde karnı tok ve giyinmiş; ikinci grubun melekler tarafından yüzükoyun süründürülerek cehenneme atılmış; üçüncü grubun ise Allah’ın arkalarından gönderdiği bir ateşten kaçarak (Nesâî, Cenâiz, 118) haşredilecekleri haber verilmiştir.

Böylesine dehşetli sahnelerin yaşanacağı o günde Allah Resûlü kendisinin fakirlerle beraber haşredilmek istediğini (Tirmizî, Zühd, 37) ifade etmiştir. İnsanların haşredileceği mahşer meydanı ise kepeksiz undan yapılmış ekmek gibi bembeyaz, hiç kimsenin saklanabileceği tümsek veya çukurun bulunmadığı dümdüz bir arazi ve bir kimseye yol gösterecek herhangi bir işaretin (dağ, taş, ağaç) olmadığı bir yer olarak tasvir edilmiştir. (Buhârî, Rikâk, 44) O günün tek hâkimi olan Yüce Allah, bu meydanda bütün insanları toplayacak, “Melik ancak benim! Deyyân (amellere karşılık veren) ancak benim!” (Buhârî, Tevhîd, 32) diyerek onlara seslenecektir.

O gün dünyada insanın yapıp ettiklerini izleyip kaydeden meleklerin (Kâf, 50/17-18) ortaya koyacağı amel defterleri herkese verilip okutulacak, büyük küçük tüm yaptıklarının eksiksiz olarak kaydedildiğini gören insan hayretler içerisinde kalacak (İsrâ, 17/13-14) ve şöyle diyecektir:

“(O gün) Kitap (herkesin amel defteri) ortaya konmuştur. Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. ‘Vay hâlimize!’ derler, ‘Bu nasıl bir kitap! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!’ Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf, 18/49) Bir kısmının kitabı sağ tarafından verilecek, bir kısmınınki de sol tarafından (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 4) veya arkasından verilecektir. Kitabını sağ tarafından alanların hesapları kolay, sol tarafından veya arkalarından alanların ise çok zor olacaktır. (Hâkka, 69/19-20, 25-26)

Amel defterlerinin dağıtılmasından sonra adalet terazileri kurulacak ve hesap görülecektir. O gün tek hesap sorucu Allah’tır. (Şuarâ, 26/113) Yüce Allah hesabı çok çabuk, hızlı bir şekilde görecek (Bakara, 2/202) amellerin tartılması için teraziler kuracaktır. Bu husus Kur’an’da şu şekilde zikredilir:

“Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz herkese yeteriz.” (Enbiyâ, 21/47) Hardal tanesi kadar dahi olan bir işi karşılıksız bırakmayacak olan Yüce Allah hesap anında asla haksızlık yapmayacak, zerre kadar iyilik yapana mükâfatını, zerre kadar da kötülük yapana cezasını verecektir. (Zilzâl, 99/7-8) O gün, sevap tartıları ağır basanlar kurtuluşa erecek, tartıları hafif gelenlerse kendilerine yazık etmiş olacaklardır. (Mü’minûn, 23/102-103)

YORUM EKLE

banner95

banner94