banner83

HAYAT SINAVI

Bilmem ne kadar farkındayız ama, bu günlerde bir hayat sınavından geçtiğimizi düşünüyorum… nedenine gelince; tabii ki salgın illetinin bizlere hayatın önemini daha çok hissettirdiğinden sevdiklerimizi bir bir kaybetmemizden olsa gerek...

Bunu söylerken insanlarımızın bir kısmı hariç, büyük bir kısmı silkelenmiş, kendine gelmiş gibi bir ortam oluştuğunu görsek de hayatın kendisi için önem teşkil etmeyenleri de görmekteyiz. Gözlemlediğim başka bir durum ise bir insana değer verdiğinde iyisin hoşsun, vermediğin anda kaçarlar, kıymet verdiğinde iyisin hoşsun, vermezsen uzaklaşırlar. Bunun tek manası kuşkusuz çıkar ve menfaat olması insanı üzen yanı.

Hayat her şeye rağmen güzel falan değil sevgili dostlar. İstediğin hiçbir şey olmazken istemediğin her şey birer birer gerçekleşiyor. Kimse senin gözünün yaşına bakmıyor. Başkalarının hayatlarını güzelleştirmek için ortalıkta dolanan birer kuklayız sanki. İnsanlar bizimle işleri bitince bir kenara atıyor öylece. Sevdiğimiz, güvendiğimiz insanlar birer birer gidiyor. Arkalarından "dur" bile diyemiyoruz. Desek bile gidiyorlar. Ve sen yine başa dönüyorsun. Hayatın bitik. Kalbin paramparça.

Oysaki; şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır. Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye; Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye, Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye; İnsanları ezip geçmeye, Günlük menfaatler için, onurunu terk etmeye; Bir kısım insanlara kızıp, tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat...

Sormuşlar bir bilgine: HAYAT ne? diye; demiş bilgin, iki yönlü bir yol, devam eder bilinmeze. Sen görmemezlikten gelsen de vardır bir yoldaş her köşesinde. Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan, Bazen de aşarsın dertleri, sanki uçuyormuş gibi inerek buradan...

Peki, SEVGİ nedir? demiş biri; Kalbine sığmayacak kadar geniş, Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz, kokusunu alamayacağın kadar uzak, hayal edemeyeceğin kadar yakın...Ya KORKU nedir? diye atılmış diğeri; Bir yağmur damlasındaki barut kokusu. Belki de saklanılan bir hayal yontusu ya bir miniğin haykırışı ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı...

Peki, ya UMUT nerededir? diye atılmış bir umut avcısı. Bilinmezde değildir bilirim, demiş; yerini kaygılı ve tasalı. Aradın boşuna her yeri ama unuttun en kolay yeri besbelli Bunu derken işaret etti insanın en derinden yaralanan yerini...

Peki, DOST kimdir? diye sormuş biri. Demiş; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini, Verdin mi desteğini, sordun mu halini, Yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi. Hissettin mi DOSTLUĞU? demiş diğeri. Bilgin demiş: Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?

Hayat her şeye rağmen güzel falan değil desek de içimizde beslediğimiz SEVGİ'nin varlığını, yarınlara baktığımız UMUT'ların varlığını ve DOSTLUKLARIN hâlâ yaşatılabilir olduğunu unutmamamız dileğimle Kalın sağlıcakla...

YORUM EKLE

banner95

banner94