HAYVANDAN İNSAN OLMUYOR AMA İNSANDAN HAYVAN OLABİLİYORMUŞ


Kamil KARAGÖZ

Kamil KARAGÖZ

12 Nisan 2019, 13:53

Değerli arkadaşlarım bugün çok kısa olarak değişik bir konuya değineceğim ve Facebook’ta tanıştığım bir öğrencinin yazısını paylaşacağım. Ben her zaman güzel başlayan ilişkilerin güzellikle sürdürülmesini isterim. Ne var ki günlük yaşamda çok güzel başlayan ilişkilerin arkadaşlıkların evliliklerin.. v.b.. mutlulukla sürerken bir süre sonra üzücü olaylarla yarı yolda kaldığı oluyor. Güzellikler de çiçekler gibi bakım istiyor. Her gün özenle titizlikle kıskançlıkla korunup canlılığı geliştirilip yaşatılmalıdır. Yoksa resimlerle, coşkuyla, müzikle, şiirle,.. başlayan mutluluklar bir süre sonra geçmişin derinliklerinde yitip gider. Yazımı daha uzatmadan sözü Ali Tok adlı öğrencime bırakıyorum.
 “Neden mi istemiyorum kimseyi.  Birini sevdim ben hem de çok... Düşler kurdum onunla, gelecek olan günleri. Aynı okulu okuyacağım, aynı evi paylaşacağım ve onun olacağım. Hep sevecekti beni ve ben de onu. Bize ayrılık hiç uğramayacaktı. İşe gittiğinde bile beni özleyecek ve beş dakika bensiz duramayacaktı. O ve benden başka kimse olmayacak yaşam önceliklerimizde; biz ve bize ilişkin şeyler olacaktı. Yaşantımızın her anında büyüyecekti sevgimiz.  Ölüm bile ikimizin olacaktı. O bir gün ölürse ben, ben ölürsem o gelecekti arkamdan beş dakika düşünmeden. Dünya iki kişilik olmasa da onun içinde ve benim içimde iki tek kişi yaşayacaktı. Birinci ve ikinci tekil kişiler unutulmuştu bizde. Yapamazdık biz ve birbirimiz siz olmazdık. Ama oldu.
Günler geçtikçe, belki daha çok sevdik birbirimizi söylediğimiz gibi ve sevgi dorukta yaşadı bir süre. Sonra başladı bir düşme. İnişler çıkışlar gittikçe arttı. En küçük tartışmalarda bile kızabilir olduk birbirimize. Kıskançlığımız yaşamın iki kişilik olduğu hevesimiz, yaşamın yalnız bizden olduğu düşüncemiz yitirmişliğe uğrattı bizi. Günden güne yok oldu, yok olduk. Başlarda ben onu yitirdim, sonra da o beni.. Ya da önce o beni, sonra ben onu. Yavaş yavaş ayrılığın sessizliği çöktü üstümüze. Yan yanayken konuşamaz, ilk söze başlamayı birbirimizden bekler olduk. Her ne yapmak istediysek ' o yapmıyor ama ? ' korumasına bürünür olduk. Biz kalktı ortadan ve kişiler aldı yerini. Her sabah aklında uyandığımın seyrek gelir oldum aklına, her akşam sevgi sözcükleriyle uyutulan yüreğim aşka uyutulur oldu. Yapmacık davranışlar çoğaldı içten içe... ‘Seni seviyorum’ demek için bile düşünür olduk. Kurduğumuz düşlerin gerçek olmayacağı gerçeği bir tokat gibi çarptı yüzlerimize. Belki istemedik ayrılığı, tüm bunlara karşın denedik eskisi gibi olmayı. Azalan ve tükenmeye yol alan sevgimizi çoğaltmaya çalıştık. O da ben de sevmeye uğraştık. Öpüşmelerdeki coşkuyu, sarılmalardaki titremeyi aradık. Ama olmadı. Gittikçe yordu bu uğraşmalar bizi. Her geçen gün çirkinleştik birbirimizin gözünde, beğenmez olduk, eksik görür olduk. Ve beklenen son geldi, bitişimizi izledik... Ne o sürdürelim diyebildi ne de ben.  İkimiz de biliyorduk bir şeylerin tükendiğini. Ve bitmesi gerektiğini.  Bitti.  Şimdi kimseyi istemiyorum yaşantımda.  Korktuğumdan değil ya da sevemeyeceğimden.  Ben onda kalsın istiyorum ‘a ş k’. Onunla anımsamak istiyorum kurduğum onca düşlerimi. Olmasa da ve olmayacak olsa da, dahası olmasını ben de istemesem de ‘özel’ kalsın istediğimden. Dudaklarım onda, ellerim ellerinde. Ve bedenimin sıcaklığı onun bıraktığı gibi kalsın. Yaşam onda kalmasın ama ‘yaşanmışlık’ onda kalsın istediğimden. Yeni birileri mi?.  Öz seçkim yalnızlık değil kuşkusuz,  ne var ki yeniden denemeye yok istek”
Ali Tok-Antalya Lisesi öğrencisi
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.