İNCİTME GÖNÜL


Muzaffer YURTTAŞ

Muzaffer YURTTAŞ

11 Şubat 2020, 13:17

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi öncülüğünde her ay düzenlenen Manisa İrfan Meclisi Edebiyat Sohbetleri devam ediyor. Ocak ayında “Vefa” konusu ele alınırken şubat ayında yine toplumun önemli bir konusu olan “Gönül Almak” üzerinde düşünceler paylaşıldı.

Yunus Emre Belediyesi tarafında yapılan İrfan Meclisi Salonu’nda gerçekleşen programa üniversitelerden öğretim görevlileri, milli eğitim temsilcileri, diyanet temsilcileri, sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve Manisa Esnafları ile Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği üyelerinin katılımı ile gerçekleşen programda katılımcıların toplanması esnasında neyzenlerin ney dinletisi ile gerçekleşti. Yunusemre Belediyesi Kültür Müdürü Hafız Ahmet Aksoy tarafından okunan Kuran-ı Kerim sonrası Katip Çelebi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ünal Şenel’in “edebiyatımızda ve tarihimizde gönül almak” başlıklı sunumunu takiben Celal Bayar Üniversitesi Kampüs Camii İmamı Osman Bozok” Kuran ve Sünnette Vefa Örnekleri” konusunu anlattı. Gönül almak konusunda hikayeler, şiirler ve türkülerle program devam etti. Manisa Sultanı Kuru Üzümü ve leblebi yanında çay ikramının yapıldığı programın sonunda katılımcılar tek tek görüş ve düşüncelerini ifade ettiler. Her ay bir kurum tanıtımın yapıldığı İrfan Meclisi’nde bu ay Manisa Yazma Eserler Kütüphanesi ve yapılan çalışmalar hakkında kurum müdürü Ali Arı dinleyicilere bilgi verdi.

Toplum olarak ihtiyaç duyduğumuz konulara parmak basmak ve gündemimize almak istiyoruz. Bu ay konumuzu “Gönül Almak” olarak belirledik. “Gönül almayı bilmeyene ömür emanet edilmez” demiş atalarımız. Ne güzel söylemişler. “Bilmiyorsan gönül sazını çalmasını, ne teli incit ne burguyu kır” diye dile getirmişler. “Minareden düşenin parçası bulunur da, gönülden düşenin parçası bulunmaz” sözü ile gönül kıranın sonunu en veciz şekilde anlatmışlar.

Dünya hayatında en değerli şeylerden birisi, insanların gönüllerini kazanmaktır. Daralan, sıkıntı içinde olan bir insanın imdadına yetişmekten daha güzel ne olabilir ki? Gönül almak ne güzel kelam. Batı dillerinde şimdiye kadar bu kelimenin karşılığını tam olarak göremedim. Belki ben bilmiyorum. Ama gönül almak bizim dünyamızın bir işi. Yani Doğu Kültürünün bir parçası. Maddenin baş tacı edildiği kültürlerde gönlün yeri yurdu yoktur.

Dertlilere derman, çaresizlere çare olmak ne büyük bir iştir! Maalesef bugün, ‘gönül kazanma’ işini biraz aksatıyoruz. Dünya işlerine o kadar dalmışız ki, büyüklerimizin üzerine titrediği gönlü kazanmak ve hoş tutmak bir yana, kolayca kırar hâle gelmişiz. Gönül almak çok zor; ama kırmak ise kolaydır ve 
gönlün tamiri oldukça güçtür.

Gönül almak, inancımızın bir gereğidir. Gelip geçici olan dünya hayatında, fânîyi bâki kılmanın yolu iyi ve güzel işler yapmaktan geçiyor.  Atalarımız bu hususu gâyet iyi anlamış; insan gibi yaşamanın,  hak ve hakikatin yolunun gönülden geçtiğini görmüş, bu heyecanı tâ içlerinde yaşamış, nerede bir kırık gönül varsa tamire koşmuş, Allah’a (cc) ve Peygamber’e (sas) saygısızlık olur korkusuyla, gönülleri kırmaktan, incitmekten sakınmıştır. Ecdadımızın bu davranışı bizler için önemli birer mirastır. Bizler bu mirasa sahip çıkmalıyız. Gönüllerimizde inkişaf ettirmemiz gereken sevgi hazinesini, herkese dağıtmalıyız. 
“Hor görme derviş fakiri, hor görüp kılma nazar,/Kalbinin köşesinde, rahmet-i Rahmân gezer” diyen bizim Yunus şöyle devam ediyor: “Bir bahçeye giremezsen, / Durup seyran eyleme./ Bir gönlü yapamazsan, / Yıkıp viran eyleme.” Yunus Emre’nin tüm hayatı gönül almak ve gönül yapmak üzerine geçmiştir desek yeridir. O "Yunus der ki: Ey hoca,/ İstersen var bin Hacca,/Hepisinden iyice,/ Bir gönüle girmektir.” mısraları ile en önemli işin bir gönül kazanmak olduğunu en veciz şekilde gönüllere nakşetmeye çalışmıştır.

“Sevmek, gönül almak, ince düşünmek, güzel konuşmak, halden anlamak, düşeni kaldırmak, ağlayanı güldürmek” hepsi bedava, hiç biri para gerektirmiyor, sadece dikkatle yaşamayı, farkında bir yaşam sürmeyi gerektiriyor. Baktığını görmeyi, insanı ve yaşamı okumayı bilen herkes bunları çok rahat yapabilir.

Şu yalan dünyada huzuru değil para kazanmayı, hizmet etmeyi değil makam sahibi olmayı amaç zannettik. Dinimizin ilk emri olan “oku” emrini “diploma al, sertifika al” diye anladık. Talim verdik, terbiye veremedik. Öğrettik ama eğitemedik. İlim verirken, irfanı gereksiz gördük. Sevgiyi ve saygıyı öğretemedik. Şiddet yayıldı, çıkar ve menfaat uğruna birbirimizi satar hale geldik. Aya giden ama karşı komşumuza gidemeyen, bayramlarda tatile giden ama yaşlı anne ve babasını ihmal eden bir nesil yetiştirdik. Yüz yüze sohbeti unuttuk, telefondan tabletten kafamızı kaldıramaz hale geldik. Kısacası yalan dünyaya aldandık, tükenmez zannettik, kirlenmez diye düşündük. Zengin olup mutlu olacağımız hayaliyle uçuruma doğru gittiğimizin farkına varamadık.. Dünyayı da umutları da kirlettik.

Bilge Mimar Turgut Cansever “İnsanın dünyadaki en önemli görevi, dünyayı güzelleştirmektir” derken, biz güzelliği parada, pulda, şöhrette aradık. Paranın her şeyi halledebileceği yalanına inandırdık kendimizi. Günübirlik kaygılarımız ön plana çıktı. Şu alemde “hoş bir seda bırakmanın” “bir gönül yapmanın” anlamını kavrayamadık. “Ne olacak bu dünyanın hali?” diye şikayet edeceğimize bu güzel çalışmalara dahil olalım, işin bir ucundan da biz tutalım.

Annesi, babası ve büyükleri sıla hasreti, evlat kokusu özlemi çekerken, bayramlarda ellerinin öpülmesini, hal ve hatırlarının sorulmasını arzu ederken, kuru kuru telefonla bayramlarını kutlamayı, yakınlarına toplu mesaj atarak bayramlaşma ve sıla-ı rahim görevini yaptığını zanneden, bununla vicdanını rahatlatmaya çalışan bir millet olma yolunda tehlikeli bir dönemeçte olduğumuzu bize hangi trafik işareti gösterecek?

Sevgi tohumlarını ekelim, saygıyı ve hoşgörüyü hakim kılalım. “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak” diyelim ve huzura bir yol açalım. Doğruya ve güzele doğru bir başlangıç yapalım. En büyük yolculuklar bile küçük bir adımla başlar. Bir iyilik yapmakla başlayalım işe. Bir yetime el uzatarak adım atalım huzura. Bir mazlumu sevindirerek çıkalım yola. Bir kötülüğe engel olarak tırmanalım huzura. Bir gönül almanın değerini önce kendimiz öğrenelim sonra gelecek nesle bunu yaşayarak öğretelim.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ömer Ertuğrul YILDIZ - 5 gün önce
Elinize yureginize sağlık
Hayırlı ve örnek çalışmalarınızın devamını diliyorum
Avatar
Kenan Kutluay - 5 gün önce
Bir bahçeye giremezsen,
Durup seyran eyleme.
Bir gönlü yapamazsan,
Yıkıp viran eyleme.
Yunus Emre (Kulalı)
Avatar
Emircan - 5 gün önce
Allah razı olsun
Avatar
Av Semiha Öyüş - 5 gün önce
Kaleminize sağlık ve kuvvet diliyorum.
Bizim olan fakat unutulmaya yüz tutan dostluk,kardeşlik,komşuluk,diyergam olma vb erdemler toplumumuzu içten içe kemiriyor.Farkindalik yaratacak şekilde dile getirdiğiniz makaleniz için teşekkürler...
Bugün özürlü bir kardeşimiz aradı dertleştik.
Fiziksel özürü nedeniyle evden çıkamayan bu hanım komşularının ilgisizliğinden yakındı.
Komşusu açken tok yatan bizden değildir hadisi nerede kaldı?
Avatar
Hüseyin Yağlı Salihli - 5 gün önce
Kaleminize sağlık Allah sizden razıolsun.