KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’DAN SONRA: YENİ BİR DEVİR Mİ?


Necdet CURA

Necdet CURA

18 Şubat 2020, 13:26

Kanuni Sultan Süleyman Han devri, pek çok Tarih ilmiyle ilgili akademik çalışmalar yapan hocalarca ‘’en parlak ve muhteşem devir’’ olarak kabul edilmektedir. 46 yıl kadar uzun süren saltanat yılları gerçek anlamda devletin üç kıtaya hakim olduğu, dünya siyasetine yön verdiği ve çevre Müslüman devletlerin yardım duyduğu bir devlet olmuştur. Yalnız İslam ülkelerince değil Hıristiyan olan Fransa dahi Kanuni’den yardım istemiştir. Bu bile başlı başına dönemdeki otorite ve güce delalet olacaktır.

Kanuni zamanından sonraki dönem ise Sultan II.Selim Han devridir. Bu dönem maalesef fazla bilinmemekle birlikte, doğru anlaşılmamaktadır. Bu biraz da Selim Han’dan önceki dönemin kudretinden de kaynaklanmaktadır. Bir de Sultan Selim, Osman Gazi’den bu yana süregelen savaş meydanlarının sultanı değildir. Ordunun başında hiç sefere katılmamıştır. Geleneği bozmuştur. Ordunun başında hiç sefere katılmadığı halde döneminde çok ciddi ve meşakkatli deniz seferleri görülmektedir.

Sokullu Mehmet Paşa her ne kadar karşı çıksa dahi ‘’Kıbrıs’’ adasına sefer düzenlenmiştir. Kıbrıs, 1571 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kıbrıs gibi son derece stratejik ve mühim bir adanın kaybedilmesi Avrupa için ciddi yankılar uyandırmıştı. Bunun intikamını almak için büyük bir donanma topladılar. Akabinde birleşik Haçlı orduları İnebahtı’da Osmanlı’yı yense bile Osmanlı donanması kısa sürede tekrar inşa edilmiş ve Tunus yeniden fethedilmiştir.

Yemen, Hicaz’a yakınlığı ve kavşak konumunda olmasından mütevellit öneme haizdi. Bu bölge ise yine II.Selim zamanında alındı. Don-Volga ve Süveyş Kanalı gibi meseleler yine bu dönemde düşünüldü. Bu olaylar padişah ordunun başında olmasa bile ciddi ve büyük seferlerin yapılabilirliğini göstermesi açısından kıymetlidir.

Buraya kadar anlattıklarımız işin siyasi boyutudur. Devletlerin ilişkileri, projeler, harpler…

Bir de kültürümüze Mimar Sinan hediyesi olan, Selimiye Cami vardır.

Edirne’nin incisi olan bu cami yine Sultan II.Selim Han devrinde inşa edilmiştir.

Bu dönem şiir başta olmak üzere çeşitli sanat dallarında ortaya konulan eserler devletin sanat alanındaki parlaklığını kanıtlar niteliktedir.

II.Selim Han sonrası devir artık uzun, bitmek bilmeyen harplerin başladığı devirdir.

Sokullu Mehmet Paşa artık yaşlanmış ve devlet içindeki bazı paşalar ve kişiler artık Sokullu’nun otoritesinden rahatsızlık duyar hale gelmişlerdir. Bu devrin padişahı ise Sultan III.Murad Han olacaktır. Şehzadeliğini babası ve dedesi gibi Manisa’da tamamlayan Murad Han, Arapça ve Farsça dillerini çok iyi derecede bilmekteydi. İyi bir tahsil görmüştü. Babasına kıyasla uzun, dedesine kıyasla kısa bir saltanatı oldu. O da babası Selim Han gibi ordunun başında sefere çıkmadı. Bu durum devletin aleyhine sonuçlandığı iddia edenler olduğu gibi tam tersi olduğunu söyleyebilmek de mümkündür. Artık bir ucu Fas, bir ucu Kırım, bir ucu Viyana, bir ucu Yemen’e giden büyük bir cihan devleti vardır. Osman Gazi, Orhan Gazi, Yıldırım Beyazid dönemlerinde devletin yüzölçümü daha ufaktı.

Bu durumda seferlerin süresi kısaydı. Ama artık Murad Han zamanında, yavaş yavaş otoritenin padişahtan sonraki üstlenicisi olan sadrazamların ‘’Serdar-ı Ekrem’’ ünvanıyla ordunun başında sefere çıktığını görmekteyiz. Kuruluş dönemi sultanları nispeten daha küçük krallıklarla Avrupa kıtasında ve Türk beylikleriyle Anadolu yarımadasında mücadele ettiler.

Kanuni zamanında ise Avrupa’da büyük bir Haçlı devleti vardır. Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu ile savaşılacaktır. Hem karada hem denizde İspanya, Almanya, Avusturya, Venedik gibi devletlerle mücadele ediliyordu. Ruslar ise yavaş yavaş güçlenip Doğu Avrupa ve Türkistan için bir tehdit olma yolunda gidiyordu. Doğu komşumuz İran’da ise bir Türk devleti olan Safevilerle olan mücadele III.Murad döneminde İran içlerine kadar girmemizle sonuçlandı fakat bu maliye için ciddi bir zorluğu ortaya çıkaracaktı. Bu Avusturya ve İran üzerine olan harpler devlet için yıpratıcı bir hal alacaktır. Kanuni Sultan Süleyman’dan I.Ahmet’e kadar olan süreç tam anlamıyla bir ‘’değişim ve dönüşüm’’ sürecidir. İyi anlaşılmalı ve okunmalıdır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim Mert - 1 ay önce
Edirne deki Selimiye camisini Kanuni yaptı biliyordum.Dogrusunu öğrendim..
Avatar
Dilefruz Köksal - 1 ay önce
Yine harika bir yazı olmuş. Verdiğin bilgiler bizi aydınlatıyor. Eline sağlık teşekkür ederiz.
Avatar
Serhat köse - 1 ay önce
Öyle güzel günlere tekrar ihtiyacımız var devlet olarak
Avatar
Müslim OĞUZ - 1 ay önce
Kanuni sultan Süleyman,
Adı Rokselan olan karısı Hürrem sultanın ve veziri Rüstem paşanın entrikaları sonucu oğlu Şehzade Mustafayı uşak edince Rokselan'dan olan oğlu II.Selim veliaht oldu.
Selim, sarı Selim olarak da bilinir beceriksiz,
Şarap düşkünü biriydi.Şarap fıçısı da denir bu yüzden.
Şehzade Mustafa son derece iyi yetişmiş değerli bir şehzade idi. Kanuni onu uşak ederek mülkü Osmanlı'nın parlak yıldızını söndürdü maalesef.