Kendi Kendime Yazılar!


Muzaffer YURTTAŞ

Muzaffer YURTTAŞ

05 Kasım 2019, 13:20

Değişik vesilelerle toplumun yaralarına parmak basan yazılar yazmaya çalışıyorum. Bu yazılar asla birilerine tavsiye, öneri ya da nasihat yazıları değildir. Aslında bu yazılar ruhumu daraltan, vicdanımı sızlatan olaylara karşı kendi kendime sesli düşünmem ve kendime ve ruhuma yazdığım makalelerdir.

Kimseye nasihat verecek, çözüm önerecek konumda görmüyorum kendimi. Bana ve içinde bulunduğum topluma daha güzel ve yaşama amacına matuf trafik işaretlerini sesli okumaktan ibarettir. Bana ve iç dünyama deva olacak her hikmet, her güzellik aynı zamanda benim gibi düşünen, benim gibi dertlenen herkese biraz olsun ışık tutacaktır. Biliyorum ki, dertli insanlar yalnız değildir. Derdi olan insan çareler arar, dert söyletir, dert yazdırır.

İnsanların çıkar ve menfaat uğruna her türlü dalavereyi yapabildiklerini, çamur atmakta hiçbir beis görmediklerini, iftira ve yalanı çıkarları uğruna mubah saydıklarını maalesef üzülerek izliyoruz. Daha iyi bir insan olmanın ve akıllanmanın en kestirme yolu, dünyaya kazık kakmayacağınız gerçeğini beyninizde ve kalbinizde idrak edebilmektir. Bunu becerebilen insan kendisine ve başkalarına sevgi ve merhamet duymayı öğrenir.

Hayatta adam gibi yaşayıp, adam gibi ölmem mümkünken, bukalemun gibi kılıktan kılığa girenlerin, çıkarları uğruna sağa sola yalpalayanların, milli ve manevi mukaddesatı sadece sözden ve slogandan ileri gitmeyenlerin dünyasında “adam gibi yaşamak” bir anlam ifade etmeyecektir.

Memleket meselelerini dert edinen, tarihine sahip çıkan, çevreye duyarlı yaşayan her insan bence iyi yaşayan ve faydalı insandır. Helal kazanmayı, işini en iyi yapmayı hedeflemek bu yolda atılacak ilk adım olmalıdır. Önce kendi içinde, sonra hanesinde, sonra sokağında, yaşadığı ilçede ve ilde huzuru sağlamak için çırpınan, nemelazım fikrinden uzak duran insanların sayısı arttıkça o şehirler ve beldeler daha mutlu ve huzurlu olacaktır.

Hepimiz iyi bir hikaye anlatmak için yaşıyoruz. Dünyayı yaşanılır hale getirmek mümkünken hiç durmadan kirletmek, hayatı aşkla yaşamak mümkünken çekilmez hale getirmek kime yarıyor? Yapmak mümkünken yıkmak kimin işine geliyor? Barış ve kardeşlik mümkünken terör ve savaşlar kimlere yarıyor? Tertemiz bir dünya oluşturmak imkanı varken kirletmek niye?

İdarecilik sorun insanı olmak değil çözüm adamı olmaktır. İdarecilik basmakalıp düzenle kurumun başında imza, gelen misafirlere çay kahve ikram edip emir yağdırmak değil vatandaşın derdiyle ilgilenmek, memurların davranışlarını kontrol etmek, yardımcılarının ne yaptığına bakmak, devleti temsil ettiğini ve milletin problemlerinin çözümü için o makamda bulunduğunu unutmamaktır.

Biraz düşünüp kendimize bir baksak. Biz ne yapıyoruz? Neden bu hale geldik? Toplumda Allah korkusu, vicdan, adalet düşüncesinin yerine egosantrik düşünceler hakim olmaya başladı. Toplum olarak kendimize gelmeliyiz. Eğitim yeniden ve ahlak eksenli ele alınmalıdır. Televizyonlardaki programlara çeki düzen verilmelidir. Toplum olarak silkinip kendimize gelmeliyiz. “Biz nereye gidiyoruz?” diye düşünmeliyiz.

Herkes başarmak ve öne geçmek çabasında, el uzatma, yardım etme, gülümseme, dostluk ve sevgi diye bir şey kalmamış. Kıyasıya rekabet, çelme takma, düşürme ve öne geçme gayreti, fotoğraf karesinde görünme çabası nedeniyle herkes yarış atı gibi burnundan soluyor.

Hep başkalarını rakip gören, karşımızdaki insanları durdurulması gereken ve öne geçmesine müsaade etmemek uğruna hayatımızı anlamsızlaştırdığımız bir mücadelenin içindeyiz. Oysa içe dönebilsek ve öz benliğimize girebilsek, atalarımızın misafirperverliğini ve diğergamlığını, muhabbetini, hoş sohbetini, sanat anlayışını, imece usulünü ve Hak’tan yana tavrını benimsediğimiz gün hayat daha güzel ve anlamlı olacaktır.

Kendime dair yazılar bir ömür boyu devam edecek. Toplumun sorunlarına parmak basmaya, gördüğüm olumsuzlukları kaleme almaya, söylemeye, mazlumun hakkını aramaya hiç ara vermeden devam edeceğim. Önce kendime söylediğim bu sözleri kaleme almayı bir görev biliyorum. “İnsanın dünyadaki en önemli vazifesi dünyayı ve gönlünü güzelleştirmektir”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YELİZ - 1 hafta önce
Avatar
Mehmet babayiğit - 1 hafta önce
Sizi tebrik ediyorum
Avatar
Davut BILGIN - 1 hafta önce
Haklısın. Bir kısmına da belki rızan var. Liyakat diye bir şey vardı eskiden. Kimse liyakat aramıyor, tek şey arıyor. Bana tabi olsun üye olsun ne olursa olsun. Çünkü bu insanlar her boya ile boyaniyor. Böyle itiraf gibi yazıları okuyunca hep hak veriyorum. Haklısın...
Avatar
Mehmet Fatih Sözen - 1 hafta önce
Ve buna katkı Sunabilecekleri arttırabilmektir...
Kaleminize sağlık.
Avatar
sezai kaya - 1 hafta önce
günümüz hayatını tespit eden, sorunlara kolay, anlaşılır, uygulanır öneriler getiren bir makale olmuş... kaleminize sağlık
Avatar
Yeşim Yıldırım - 1 hafta önce
Yazdığınız makale bana Tasavvuf edebiyatının önde gelen şairlerinden Yunus Emre'nin şu dizelerini hatırlattı. Gelin tanış olalım işi kolay kılalım sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz. Siz de makalenizde bencilliği hırsı menfaatleri bir yana bırakıp özümüze dönelim iyi doğru dürüst güzel insan olmak için çabalayalım bu düşünceye vurgu yapmışsınız. Ben bir edebiyatçı olarak yazınızı çok beğendim elinize sağlık başarılarınızın devamını dilerim.