KİM KAZANACAK?


Ali GÜLTEKİN

Ali GÜLTEKİN

Okunma 07 Haziran 2018, 11:07

Partilerin seçim bildirgeleri ve beyannameleri hayata geçirilir mi geçirilmez mi bilinmez.  Vaadler “evrenin boşluğunda uçuşuyor”
İnsanlar bildirgeleri, beyannameleri  okurken yıllardır oy verdiği partilerini hayretle izliyor, kendi partilerini tanıyamıyorlar.
Yıllardır faaliyet gösteren iktidar ve muhalefet partileri sanki Türkiye’de yeni kuruldular. Bugün düşünebildiklerini dün  düşünemiyorlar mıydı? Geçen seçimlerdeki vaadlerini ne kadar yerine getirdiler?
Bütün bunlar seçmen tabanında sorgulanıyor, tartışılıyor  mu? Parti liderleri çiçeği burnunda yeni genel başkan seçilmişler  gibi konuşuyorlar.
Bu bilgiler daha önce yok muydu? Türkiye’nin temel sorunlarını daha önce bilmiyorlar mıydı?  Biliyordunuz önemsemediniz mi?
Önemsediniz neden hayata geçirmediniz?
MEYDANLARA NE DEMELİ
Partiler, bildirgeler, beyannameler, ajitasyon, propagandalar...  Mitingler, kapalı salon toplantıları, TV ekranları, ev- iş yeri ziyaretleri ile  seçmenleri etkilemeye çalışıyorlar.
Ya kullanılan dil?
Liderlerin birinin diğeri için sarf ettikleri siyaset ahlakı dışındaki sözlerini ekranlarda, meydanlarda ebeveynleri çocukları, gençler ile  birlikte  izliyorlar. Çocuklar “hakaret, küfür, iftira öğrenirken” gençler idolleri  olan parti liderlerinin söylemlerine özenti içinde yetişiyorlar.
Gelecek nesiller aynı üslup ve tutumu sürdürerek siyaset yapacaklar.
SEÇMEN EVİNE EN YAKIN YERDEN EN UZAK ADAYA OY VERECEK
Bu nasıl mı oluyor. Seçmen  TBMM’de kendisini temsil edecek milletvekillerini kendileri belirleyemiyor. Genel merkezlerden genel başkanların belirlediği millet vekilleri “ atamaları yapılmış memurlar gibi tayinlerinin çıktığı seçim bölgelerine geliyorlar. Seçmen vekilini vekil seçmenini tanımıyor. Bölge sorunlarını İl yöneticilerinin anlattığı kadarı ile biliyor. Bu vekiller seçmeninin mi yoksa kendisini aday gösteren  genel başkanlarının mı  vekilleri olurlar? Kimin yanında olup kimi temsil ederek  hakkını koruyacaklar?
-İşçiler kendi temsilcisini seçemiyor.
-Köylüler kendi temsilcilerini seçemiyorlar.
-Memurlar kendi temsilcilerini seçemiyorlar.
- Sanatçılar kendi temsilcilerini seçemiyorlar.
-Kadınlar kendi temsilcilerini seçemiyorlar.
-Gençler kendi temsilcilerini seçemiyorlar.
-Çevreciler kendi temsilcilerini seçemiyorlar...
Bütün bu çevreleri kim temsil edecek. Yasal olarak bu çevrelerin  kendi temsilcilerini seçme hakları  var. Neden bu hakları ellerinden alınır? Neden genel merkezin belirlediği aday diyerek dayatılır?
Neden  parti liderleri tarafından “atanan” milletvekili adaylarına oy vermek zorundalar? İşçilerin, emekçilerin, memurların, köylülerin, kadınların, gençlerin, çevrecilerin, sanatçıların... temsilcileri TBMM’de olmayacak mı? Sivil Toplum Kuruluşları kendilerini kimler ile nasıl temsil edecekler.
PARTİLERDE DEĞİŞİM ŞART!
Partiler yasası değişmeli.
Parti üyeliği, delege ve millet vekili aday adayı, genel başkan belirleme değişmeli.
Milletin önüne konulan baraj kaldırılmalı.
Din, mezhep, ulus, etnik kimlik üzerinden siyaset yapılmamalı. Tüm seçmenler, partiler  diğer partiler ve seçmenlerinin farklılıklarına hoşgörü ile yaklaşmalı. Kutuplaşma, hakaret, küfür, nefret... söylemleri çirkinliğinden  vaz geçilerek seçmene “utanç” yaşatılmamalı.
Sosyal, siyasal, ekonomik eşitlik temelinde hak-hukuk içinde seçmenler ve partiler arasında demokrasi yarışı sürdürülmeli.
Kim mi kazanacak?
Aday belirleyen irade kazanır.
Hadi hayırlısı...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.