Kişisel Gelişim mi? İnsan-ı Kamil mi?

Kişisel gelişim diyerek, batı kültüründen derlenmiş üç beş afilli sözü kopyala yapıştır yöntemiyle insanımıza hikmet diye yutturmaya çalışanları üzülerek izliyoruz. Kişisel gelişimle ilgili onlarca kitap okudum. Hemen hepsinde benzer ortak özelliklere rastladım. Belli bir süreçten sonra bu kitapların benzerliği nedeniyle okumak sıkıcı hale geliyor. Kişisel gelişim seminerleri diyerek meddahlık gösterisi sunanları izleyenler o an büyülü havanın etkisiyle muhteşem bir sunum izlediklerini düşünüyorlar. Ama bunun içeriğini ve faydalarını düşününce zamanlarını boşa harcadıklarını fark etmeleri uzun sürmüyor.

Kişisel gelişim, spor yaparak kas geliştirmek gibi öyle üç beş hareketle, birkaç cezbedici sözle elde edilebilecek bir şey değildir. “Yaşam koçluğu”, “kişisel gelişim” sözcükleri ne kadar yapay, ne kadar yüzeysel ve cafcaflı sloganlar. “Haydi koçum, haydi aslanım” pohpohlamasıyla başka bir boyuta geçeceğini, başkalarına fark atacağını, bilgelik kürsüsüne yükseleceğini zannedenlerin gözlerini boyamaktan ileri geçemeyen para tuzakları. Kişisel gelişim kitapları, kişisel gelişim uzmanları, yaşam koçluğu hepsi aynı düşüncenin ürünleri. Kısa yoldan zengin olmayı, üç beş sertifika ile adam olmayı hayal edenlerin ağızlarına bir parmak bal sürmekten ibaret boş işler.

Kendi kültürümüzde ve inancımızda kişisel gelişim konusunu araştırdım. Bizim kültürümüzde kişisel gelişimin karşılığı olarak “şahsiyet gelişimi, insan-ı kamil” gibi kavramlara rastlamak mümkündür. Kişisel gelişim daha çok Batı uygarlığının ortaya attığı bir kavram gibi görünürken, şahsiyet gelişimi Doğu uygarlıkları ve İslami kökenli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Şahsiyet gelişimi bir kitaba sığdırılmış sloganları ezberlemekle olmaz. Sağlam bir inanca, kadim bir medeniyete ait ahlaki ilkeler olmadan kişiliğin oturması ve gelişmesi mümkün değildir. Anadolu’nun değişik diyarlarında çağlayan pınarlar mesabesinde olan Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli gibi kaynaklardan neşet alan erdemlerle donatılmadığı müddetçe basit kurallarla yazılan kitapların hiç kimseye bir faydası olmayacaktır. Kişinin kendi kültüründen, inancından, doğduğu ve büyüdüğü ülkenin şartlarından bihaber hazırlanan formüllerden medet ummak abesle iştigaldir.

Kişisel gelişim kavramlarına ve tavsiyelerine inanç ve kendi kültürümüze göre bakmak mümkündür. Bu konudaki kitaplar genellikle sadece bu dünyada huzur, mutluluk ve başarıyı ararken, bizim kültürümüzde şahsiyet gelişiminin amacı hem dünya ve hem ahiret huzur ve mutluluğunu sağlamaktır.

Kişisel gelişim kitapları çok kazanan, makam için çalışan, sadece başarı odaklı insanı gaye edinirken, İslam “İnsan-ı Kamil” ve olgun insan modelini gaye edinir. Birinde yapmacık tavırlar ve maskeler hakimdir, diğerinde ihlas ve samimiyet hakimdir. Birinde hep birilerine şirin görünmek gayreti varken, diğerinde Hakk’ın rızasını kazanmak ve “olduğun gibi görünmek ve göründüğün gibi olmak” vardır.

İslam’da yaratılış gayesine uygun yaşamak varken kişisel gelişimde daha çok kazanmak, daha büyük makamlara çıkmak gayreti ön plandadır. Şahsiyet sahibi insan, “İnsan kimdir? Bu dünyaya neden gelmiştir? Bu hayatta bizden beklenen nedir? Dünya hayatının anlamı nedir?” sorularına cevap aramakla meşguldür.

Kişisel gelişimde bencil ve egoist bir düşünce hakim iken; İnsan-ı Kamil, her zaman başkalarına yardımcı olmak ve marifet ufkunu yükseltecek bilgi peşindedir. Birisinde önce can, diğerinde önce canan gelir. Birisi nefis ve “ben” eksenli düşünürken, diğeri başkalarına hizmeti ve faydalı olmayı esas alır.

Kişisel gelişimdeki kişi, tavır ve davranışlarında “Bana ne faydası var? İnsanların nasıl beğenisini kazanırım?” düşüncesi hakimdir. Kamil insan ise, her davranışında Hakk’ın hoşnutluğu ile insanlığa faydalı olmayı düşünür

Kamil insan, kendi hatalarına karşı savcı, başkalarının hatalarına karşı hakim kesilir. Diğerinde ise hataları hep başkasında bulma alışkanlığı mevcuttur. Kişisel gelişimde sürekli bir rekabet düşüncesi varken, İnsan-ı Kamil “ensar” tavrı ile başkalarına destek olmak, dostuna yol göstermek, ikramda bulunmak için çaba sarf eder.

Kişisel gelişimci kendi olmak, üstün ve farklı olmak için var gücüyle mücadele eder. İnsan-ı Kamil, her işinde Allah’ın yeryüzünde halifesi olduğu bilinci ile hareket eder ve o her işini bu görev şuuru ile mükemmel yapma gayreti içinde bulunur. İnsanların ona sevgi ve saygısı, Hakk’a karşı saygı ve sevgi binası üzerine kurulur.

Kişisel gelişim insanı zorlayan, her zaman yüzünde bir maske ile dolaşmayı öneren ve bıktıran, zaman zaman çaresiz bırakan ve insanı olağanüstü bir konuma ulaştırmaya çalışan bir metot içerir. İnsan-ı Kamilde, kul olma, mizaca uygun bir şekilde davranma vardır. Kişisel gelişimde özgüven zehirlenmesi riski varken, İslam’da alçak gönüllülük ve gerektiğinde aciz bir kul olma bilinci vardır.

Kişisel gelişim sürekli yükselmek, sürekli performans peşindedir. İnsan-ı Kamil ise itidal, verimlilik, denge peşindedir. Kişisel gelişim, sürekli kazanma gayretini aşılarken, İslam ise dava adamı, infak insanı yetiştirmenin çabası içindedir.

“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır” prensibini esas alan düşünce tarzına tüm dünyanın muhtaç olduğu aşikardır. Şu anda insanlarımız için evinde olma ve devletimizin belirlediği kurallara uyma vaktidir. Bu vakti fırsat bilerek kültürümüze, medeniyetimize ait eserleri okumak ve gençliğimize öğretmek mümkündür. Evde kalarak öğrenmek, muhabbet etmek, aile bireylerine zaman ayırmak mümkündür. Okul dört tarafı duvarlarla çevrili yüksek binalardan ibaret değildir. Okul her yerdir, evdir, evrendir, sakin bir köşedir. Bilginin var olduğu her yer okuldur. Sağlık ve esenlik dileklerimle!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Çelebi aslan
Çelebi aslan - 6 ay Önce

İnsan kendini ihsanı kamille yetiştirise toplumada Allah hada yakın olur
Bu duygu ve düşüncelerle dr muzzaffer YURTTAŞ beyefendiye engin bilgilerini paylaştığı için Allah razıolsun

banner95

banner94