KOPAN TOPRAKLAR VE YENİ KOMŞULAR


Necdet CURA

Necdet CURA

07 Ocak 2020, 13:01

Türklerin kurduğu son büyük imparatorluğun ayak izleri yeryüzünün siyasi ve askeri açıdan karışık olan bütün topraklarında hissediliyor. Kayı boyunun(bazı tarihçiler hala kabul etmese de) Moğol ve Haçlı saldırılarından debelenip bir uç beyliği olarak Bizans’a komşuluğu ile başlayan yükselişini, iyi stratejik adımlarla Balkanlara ve ardından fütühat ruhunun diri ve dinç tutulmasıyla Hicaz ve Kuzey Afrika başta olmak üzere Ortadoğu topraklarına açılması, İslam aleminin lideri olarak görülmesinin hikayesi çok cezbedicidir.

Çok uluslu, geniş coğrafyalara hükmetmek kolay değildir. Fütühat devrinin sona ermesi, merkezi otoritenin erimesi, hazinenin gelir-gider dengesizliği, Kapitalizm ve Fransız İhtilalı modern çağa ayak uydurmaya başlamış, Batılılaşma hamlelerini bir bir yapmakta olan Osmanlı’nın yavaş yavaş yerine yine Osmanlı toplumun içinden çıkan yetenekli ve başarılı askerlerin kuracağı Türkiye Cumhuriyeti devleti Anadolu ve Trakya bölgesinde, stratejik açıdan kritik bir öneme haizdir. Son hükmedilen coğrafyalar arasında Macaristan ve Podolya yer almaz.

Bu topraklar 1699 yılında imzalanan Karlofça ile ilk ağır darbe alındığında elden çıkmıştır. Bu vakaların devamında Macaristan ve Orta Avrupa’da tutunmamız birkaç başarılı hamleyle mümkün olduysa da bunun devamı iç ve dış meselelerin büyüklüğünden gerçekleşememiştir. Balkanlar diye tabir ettiğimiz yarımadadaki hakimiyetimiz ise henüz elden çıkalı çok değil 1900’lü yılların hemen başında olmuştur. Kademe kademe elden çıkan Balkanları iyi okumamız lazım gelir.

Bu toprakların elden çıkışı devlet için çok hazin hikayelere konu olmuştur. Bu hikayeleri en iyi yansıtan diziler arasında hatırlayanların muhakkak olacağı bir yapım var. Elveda Rumeli…

Balkan Savaşları, Rumeli’deki azınlıkların devlete gitme süreci, Rumeli Türklüğü’nün aşkı, heyecanı, mutluluğu ve üzüntüsü bu dizide bizdenmişçesine çok güzel bir dille yansıtıldı. Çünkü bizdendi. Bizim dedelerimizin hikayesiydi. Kanımca bu dizinin bu denli sevilmesinin altında yatan nedenlerden biri iyi bir senaryo, iyi oyunculuklar ve müziklerdi. Jenerik müziği bana göre en iyi Türk dizi jeneriklerinden biridir. Bir film veya diziyi iyi yapacak bütün faktörler vardı diyebiliriz. Ama bir diğer unsur da izleyicinin bu dizide dedelerinin ve ninelerinin anlattığı hikayeleri ekranda yaşıyormuş gibi görmesi diziyi Balkan göçmeni Türkler nezdinde daha çok sevilir bir hale getirdi.

Balkanlar, bize hiç yabancı değil. Bugün hala çoğumuzun o topraklarda akrabaları var.

Geçen yılın en başarılı filmlerinden biri olan ‘’Naim’’de Bulgaristan Türkleri’nin yaşadıklarını izleyenlerin çoğu sahnelerden etkilenerek sinemadan ayrıldı. Balkanlar, bu millete hiç yabancı değil. Bu milletin önemli bir kısmı bizzat oralı. Ufak yaşta o topraklardan bu yerlere göç etmiş insanların hikayelerinden ne diziler, ne filmler çıkar. Türk Kültürü, anlamsız şiddet ve cinsellik dolu yapımlar yerine ‘’bizim olan ve bizden olan’’ hikayelere yoğunlaştığı takdirde güzel eserler ortaya çıkacaktır diye düşünenlerdenim. Eminim ki, benim gibi çok düşünen var.

Balkanlarda hala Türk izleri mevcutsa Libya diye söylenilen bir Afrika toprağı olan Trablusgarp, Balkanlar kadar olmasa da Türklerin tanıdığı ve bildiği bir coğrafyadır. 1551 senesinde bu bölge Osmanlı toprağı haline geldi. Turgut Reis ise Beylerbeyi olarak atandı.

Kanuni Sultan Süleyman Han devrinde, Türk donanmasının başarılı bir savaşı olan Cerbe Deniz Savaşı(1560) ise Preveze(1538)’den sonra Akdeniz hakimiyetini pekiştiren bir diğer zaferdir.

Bu bölgeler merkeze uzak olduğu için devlet adına yönetilmesi zor olmuştur. Bununla beraber Trablusgarp elden son çıkan Kuzey Afrika toprağı olmuştur. Gençliklerinin baharında olan Mustafa Kemal ve Enver Paşalar, İtalyanlarla yapılan harpte ciddi başarılar elde etse ve yerel bölge halkını örgütleseler, mücadele ateşini yaksalar da patlak veren Balkan Savaşları(1912-1913) mücadelenin önüne set vurmuştur. Nihayetinde Uşi Antlaşması(1912) ile Trablusgarp ve 12 ada elden çıkacaktır.

Yemen, Hicaz, Irak, Suriye, Filistin, Ürdün, Basra, Kuveyt hala o sıralarda Osmanlı toprağıdır. Bu bölgeler ise I.Dünya Savaşı’nın neticesinde elden çıkacaktır. Elden çıkan topraklar ise zamanla sınır komşumuz haline gelmiştir. Fakat o bölgeler ruhu hala sönmeyen Türk eserlerini haykırmayacak mıdır?

Türkler, kendi hükmettikleri coğrafyaları iyi bilmelidir ve tanımalıdır. Adını söylediğimiz yerlere karşı merakınız ve ilginiz varsa Mostar Köprüsü, Yahya Paşa Camii’ni kimler yaptırdığını asla unutmayınız.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.