Korona Hakkında 12 Tecrübe!

Tüm dünyayı etkilemeye devam eden 'küresel salgın' konusunda yeniden bir paylaşımda bulunmayı ve elde edilen tecrübe ve deneyimlerin sonuçları hakkında görüşlerimi maddeler halinde aktarmayı bir borç biliyorum.12 ayda kazandığımız 12 tecrübeyi paylaşmak istiyorum.

1) Maske Konusu

Salgının en başında bazı bilim adamları ve idareciler maskenin koruyucu olmadığını söyleyerek toplumda bir kafa karışıklığı oluşmasına neden oldular ve bugün hala maske takmayanların bir kısmınım sorumlusu, bu söylemlerdir. Uygun olmayan, standartlara uymayan ve düzgün takılmayan maske korumaz. Ama uygun şekilde takılan ve düzenli aralıklarla yenilenen standartlara uygun maskeler bulaşmayı önleme konusunda oldukça etkilidir. Maske takmaya lütfen devam edin.

2) Hastalıkta Organ Tutulumu

Virüs sadece solunum yolları ve akciğeri değil tüm organları tutmaktadır. Damarlarda pıhtılaşmayı attırması en büyük ölüm sebeplerinden biridir.

3) Sadece Yaşlıların Hastalığı Değil

Bu hastalık genç, yaşlı ya da kadın erkek ayırımı yapmamaktadır. Kan grupları ile bir ilgisi yoktur. Hiç bir kronik hastalığı olmayanları da etkileyebilmektedir. İmmün yetmezliği olanları daha çok etkilemektedir. Kronik hastalığı olmadığını söyleyenler hastalıktan muaf değillerdir. Çok genç yaşta ölümlere sebep olabilmektedir.

4) Virüsü Taşıma Süresi

 Sanıldığı gibi virüs 10-14 günde vücudu terk etmemektedir. 28 güne kadar bünyede kalabildiğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Belki vücuda yerleşip gizli ve sessiz şekilde kalıp vücut direnci düşünce tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır.

5) İlaçların Etkisi

Şu ana kadar kullanılan ilaçların hiç birinin yüzde yüz tedavi edici etkisi gösterilememiştir. Bağışık plazma hayat kurtarıcı gibi zannedilmektedir. Ancak bağışık plazma verilen hastaların bile pek çoğu ölüm ile karşılaşabilmektedir.

6) Hastalığı Geçirenlerin Durumu

 Hastalığı geçirenler bir daha geçirmeyeceklermiş gibi davranmaktalar. Ancak dört ay sonumda kanda antikor seviyeleri çok düştüğü için ikinci kez yakalanma ihtimali vardır. “Covid-19 enfeksiyonunun son aylarda tekrar yakalanabildiğine dair artık elimizde veriler var. Hastalık şu an 10’uncu ayında, bilgiler yeni birikiyor. Doğrusu bu soru hep soruluyordu. Arada kesin bir kanıtı olmayan vakalar vardı ama geçtiğimiz ay Hong Kong’da ardından Amerika’da iki vaka görüldü. Bunlar belgelerle ortaya konuldu ve aynı zamanda bunlar bilimsel dergilerde yayınlandı. Bu anlamda hem ülkemizden hem de yurt dışından gözlemler bu hastalığa yeniden yakalanmanın mümkün olduğunu ortaya koyuyor.

7) Aşı Çalışmaları

 Yapılan aşı çalışmalarının çok kısa sürede olumlu sonuç vermesi ve tüm dünyada yaygın kullanımı zor görünmektedir. Virüsün mutasyona uğrayıp şekil değiştirdiğinde aşı etkisiz kalabilecektir.

8) Beslenmenin Önemi

Elimizde güvenli ilaç ya da aşı olmadığına göre tek silahımız doğuştan vücudumuzda taşıdığımız savunma sistemimizdir. Savunma sistemini çökerten sigara, dengesiz beslenme gibi durumlardan uzak durulmalıdır. Vücut direncini arttıran beslenme ve destek doğal ürünleri kullanma, sağlıklı bir ortamda yaşama, spora devam etme gibi önlemler konusunda titiz davranılmalıdır. Beslenmeyi ve doğal gıdaları önemsemeyenlere kulak asmayın.

9) Sosyal Mesafe Kavramı

İlk gündem bu yana sosyal mesafe kavramını doğru bulmuyorum. Doğrusunun fiziksel mesafe olduğuna inanıyorum. Bu mesafe 2 metredir. Ancak kapalı alanda, rüzgarlı ortamlarda bu mesafe bile bazen yetersiz kalmaktadır. Aynı masada oturarak yemek yemek fiziksel mesafeye uygun değildir.

10) Virüs Üretildi mi? 

Komplo teorileri ileri sürenler var. Bunu tam olarak İspat etmek şu an mümkün görünmüyor. Ama şu bir gerçek ki virüs var ve öldürücü sonuçlar ortaya çıkartabilmektedir. Virüsün olmadığını söyleyenlere itibar etmeyin. Komplo teorileri ile zaman kaybetmek yerine korunma ve virüs ile mücadeleye zaman ayırmanın daha yararlı olacağını düşünüyorum.

11) Sosyal Kısıtlamalar

Sosyal kısıtlamalar yerine herkesin kurallara uyma konusunda dikkatli olması ve gereken kontrol ve önlemlerin devlet tarafından alınması gerektiğine inanıyorum. Otobüslerde taşınan insan sayısından, sınıflardaki öğrenci sayısına kadar tüm düzenlemeler yapıldığı takdirde sosyal kısıtlama olmasının gerekli olmadığı bir gerçektir.

12) Maske, fiziki mesafe ve el yıkamanın (zeytinyağlı sabun yeterli) en önemli önlem olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. 

Sağlıklılarımız en büyük risk altındaki meslek grubudur. Önümüz kış ve diğer viral enfeksiyonlar ile Korona enfeksiyonunun karıştırılma ihtimali yüksektir. Sağlığın korunması ve salgının önlenmesi sadece Sağlık Bakanlığı’nın görevi değildir. Her birimize ayrı sorumluluk ve görevler düşmektedir. Lütfen düğün dernek kovalamayın. Maskesiz dışarıya adımınızı atmayın. Ellerinizi sık sık yıkayın. Sağlık ve huzur dileği ile.

Not: Köy Okulları Açılıyor! Takip edenler bilir. Geçtiğimiz hafta gazetemizde Milli Eğitim Bakanımıza 'Açık Mektup başlıklı bir yazı kaleme almıştık. Sayın bakanımız bu mektuba cevap niteliğinde bir paylaşımda bulundu. Sevindirici bir gelişmeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığı yönetmelik değişikliğiyle kapatılan 17 bin köy okulunun yeniden açılışının önünü açtı. Yeni düzenlemede; “Geçmişte köy okulu açılabilmesi için şart olan en az 10 öğrenci olması gerektiği” ile ilgili madde de esnetildi. İnşallah en kısa sürede hayata geçer. Şimdiden hayırlı olsun.

YORUM EKLE

banner95

banner94