KURBAN İBADETİ

Kurban ve hac gibi iki önemli ibadete ev sahipliği yapan Zilhicce ayına girmiş bulunuyoruz. Zilhicce, eski zamanlardan bu yana kan dökmenin yasak olduğu, güven ve barışın hakim olduğu haram ayların ikincisidir. Bu ayın ilk 10 gününde yapılan ibadetlerin diğer aylarda yapılan iyiliklerden daha makbul olacağına dair rivayetler hadis kitaplarımızda yer almıştır.

Bu yıl maalesef hac ibadeti sınırlı sayıda hacı ile yapılabilecek, ülkemizden hiçbir vatandaşımız Mekke ve Medine’de bizleri temsil edemeyecek. Cenab-ı Hak şifalar ihsan eylesin, bizleri ve tüm insanlığı içerisinde bulunduğumuz salgın hastalıktan kurtarsın. Bununla birlikte hac ibadetinin oluşturacağı boşluğu pek çok boyutu ile kurban coşkusu ile telafi edebileceğimize inanıyorum.

Hacıların Arafat sonrası kestikleri kurbanlar her yıl, İslam Kalkınma Bankası aracığıyla mazlum ve mağdur coğrafyalara ulaştırılıyor, fakir ve yoksul insanlar ihtiyaç duydukları gıdalara nispeten bu vesile ile ulaşabiliyordu. Ancak bu sene hac ibadetinin kısıtlı olarak yerine getirilmesi nedeniyle bu insanlar milyonlarca kurban bağışından mahrum kalacaklar. Bu mahrumiyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı işbirliği ile yürütülen vekaletle kurban kesim kampanyasına destek vererek ortadan kaldırabiliriz.

Kurbanın anlamını bilmek, meselenin önemini kavramamız açısından gerekli bir husustur. Kurban; “yaklaştıran” demektir. İbadet niyetiyle ve sadece Allah için kesilen hayvanlar, bizi Allah’a ve birbirimize yakın kıldığı için “kurban” ismiyle anılmıştır. Çünkü, kurban ibadetinde, etlerin tüketimi açısından muhtaç insanların doyurulması gibi pratik bir amaç vardır. Allah rızası gözetilerek yoksulun et ve gıda ihtiyacını karşılanmakta, böylece kurban, Müslüman toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutup, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunmaktadır.

Kurban ibadeti, zengine malını Allah rızası için harcama ve başkalarıyla paylaşma mutluluğunu yaşatır; onu cimrilik ve dünyaya aşırı bağlılık hastalığından kurtarır. Neticede fakirlerin de bayram günlerindeki sevince ortak olmasını, birlik ve kardeşlik içinde huzurlu bir bayram geçirmelerini temin eder.

Hikmet boyutuyla ele alındığında kurban, zengini muhtaç kardeşlerine yaklaştıran önemli bir vesiledir. Komşuları, akrabaları, dostları, yakın olsun uzak olsun kardeşleri birbirine bağlayan ve ruhları kaynaştıran bir ibadettir.

Özellikle günümüzde vekâlet yoluyla Afrika’da, Asya’da adını dahi duymadığı birçok yoksul ülkede yaşayan hiç görmediği, tanımadığı, aç ve muhtaç kardeşlerine uzattığı bir eldir. Binlerce kilometre uzaktaki kardeşleriyle yakınlaşmanın, bütünleşmenin, ümmet olmanın adıdır kurban. Yoklukların, afetlerin yaşandığı coğrafyalara ulaşmak, fizikî mesafeleri gönül coğrafyasında aşmak, onların dertlerini paylaşmak, onlara umut ışığı olmaya çalışmaktır. Hatta sadece din kardeşlerine değil, ‘Yaratılanı sev, Yaratan’dan ötürü!’ felsefesiyle inancı ne olursa olsun muhtaç olan herkese ulaşmaktır!

Kurban, takvaya; takva da Allah’a ulaştırır. Nitekim Yüce Rabbimiz hac kurbanlarından söz ederken kurbanların, aslında Allah’ı yüceltme ve O’na şükretme vesilesi olduğunu belirttikten sonra şöyle buyurur: “(O kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Fakat O’na sizin takvanız ulaşacaktır.” (Hac Suresi, 22/36-37.)

YORUM EKLE

banner95

banner94