banner83

KURULAN İLK İLİŞKİMİZ: GÜVENLİ BAĞLANMA

Çocuğu olan veya çocuk psikolojisi ile ilgilenen herkesin son zamanlarda adını sıkça duyduğu bir kavram ‘bağlanma’. Aslında bunlarla da ilgili olmanıza gerek yok eğer yetişkin terapisi alıyorsanız yetişkin bağlanma stilinizi terapistinizin ele alması çok olasıdır. Peki bağlanma diye bahsettiğimiz kavram tam olarak nedir?
***
Bağlanma, hayatımız boyunca bizi ve ötekilerle kurduğumuz ilişkilerin niteliğini etkileyen, erken bebeklik döneminde kendimizden başka insanların da olduğunu fark etmemizle birlikte onlarla kurmayı öğrendiğimiz ilk ilişki biçimini tanımlama yolumuzdur. Bu ilk ilişki sıklıkla anne veya bakım veren kişi ile kurulur. En erken kurduğumuz bu ilişkinin niteliği, yaşam boyu kuracağımız arkadaşlık ilişkilerimizi, evleneceğimiz kişi ile olacak ilişkimizi ve hatta işimiz ile olan ilişkimizi etkiyecek kadar büyük bir belirleyiciliğe sahiptir.
***
Bebeğin öteki ile ilk ilişkisinin temelleri ilk 6 ayda atılır ve iki yaşa gelene kadar oluşumunu sürdürür. İlk aylarda annenin bebeğin ihtiyaçlarına hızlıca yanıt vermesi ile bebeğin güven duygusu kazanması sağlanır. Basit şekilde açıklamak gerekirse acıkma, kirlenme, her talep ettiğinde kucaklanma gibi temel ihtiyaçları zamanında karşılanan bebek bakım vereni ile güvenli ilişki kurmaya başlar. Ancak ihtiyaçları geciktirilen, ağlamasına izin verilen ve kucaklanmayan bebekler hayal kırıklığına uğrar ve güven duygusu geliştiremez. Bizim kültürümüzde de sıkça duyduğumuz ‘kucağa alışır’, ‘ağlasın ciğeri açılır’ gibi tavsiyeler bilimsel olmayan uzak durulması gereken yöntemlerdir.
***
Özellikle ilk yıl bebeğin tüm ihtiyaçlarına zamanında yanıt verilmeli bebeğin kaygısı azaltılmalıdır. Bu o kadar önemlidir ki yapılan birçok araştırma erken bebeklik döneminde güvenli bağ kurmuş bebeklerin yetişkinliklerinde de insanlarla daha kolay ve güvenli ilişki kurduğu ve bu ilişkilerden doyum sağladığını göstermektedir.
Bakım vereniyle güvenli bağ kuramamış bebekler sakinleşmede zorlanırlar, geceleri sık sık ağlar ve anne odadan çıktığında veya işe gittiğinde uzun süreler ağlayıp kötü hissederler. Anne işten döndüğünde ise ona adeta yapışır ayrılmaz terk edilmeye karşı yoğun korku yaşarlar. En sıkıntı yaşanılan bağlanma stiline sahip bir diğer grup ise annenin gidişine ve geri dönüşüne kayıtsız kalanlardır ve yetiştirme yurdundaki çocuklarda veya ağır ihmal ve istismara uğramış kişilerde görülür. Bebeğin güvenli bağlandığını ise anne odadan çıktığında huzursuzlansa bile sakinleştirilme girişimlerine yanıt vermelerinde ve anneleri odaya döndüğünde neşeyle annelerine gitmelerinde görürüz.
***
Güvenli bağ kurmamız için gereken ihtiyaçları zamanında karşılama meselesine dönmemiz gerekirse konuşulması gereken birkaç şey daha olabilir. Bunlardan birisi yeni doğan bebeğin gerçekten odaya ihtiyacı olup olmadığıdır. Yeni bebek sahibi olacak anne-babalar sıklıkla bebek odası yapmak isterler ve bebekleri için böyle bir oda dizayn ederler. Bazı ebeveynler ise evlerinde fazladan bir oda olmadığı için üzüntü duyar ve yanlış bir şey yapıp yapmadıklarını sorgularlar. Aslında neredeyse ilk üç yıl bebeğin ayrı bir odaya ihtiyaç duymayacağını söylemek doğru olur. Zaten odası olan bebekler de yalnız yatmak yerine anne ve babanın yanında uyumayı tercih ederler.
***
İlk bir sene bebeğin anneye yakın bir yatakta veya anne yanı beşiğinde uyuması ihtiyaçlarının zamanında karşılanması ve güvende hissetmesi bakımından çok önemlidir. Güvenli bağ kurma amacıyla yapılabilecek bir diğer şey bebekle bu bağı destekleyecek oyunların oynanmasıdır. Bu oyunlar annenin uzaklaşmasını veya gidişini ve dönüşünü temsil eden oyunlar olup bebeğe gidiş olsa da dönüş de olacağı duygusunu hissettirir. Bunlara örnek vermek gerekirse ce-ee oyunu, saklambaç ve bebeğin saçı, ayağı, göbeği gibi bebeğin bedeni ile yakın fiziksel temas kurduğumuz oyunlar çok faydalı olacaktır.
Unutmayalım ebeveynlik meselesinde de mükemmel olmak değil yeterince iyi olabilmek her zaman daha değerlidir çünkü mükemmel iyiyi öldürür...
Herkese iyi haftalar dilerim…

YORUM EKLE

banner95

banner94