LALAPAŞA YOKUŞU 


Yüksel İTAK

Yüksel İTAK

06 Ekim 2019, 14:18

Eski günleri yâd etmek, eski tatları yaşayabilmek adına revân oldum Lalapaşa yokuşuna.. şehirden uzaklaşmaya başladığımda bambaşka bir havayı teneffüs ettiğimi fark ettim. yüz metre ilerleyip bir mola verdim çınarların gölgesiyle örtüştüğü Mahzen Çeşmesinde. Çınarların serinliğini derince çekip, nüfus ettim ciğerlerime bir demli çay eşliğinde. Kısa bir dinlenme sonrasında yokuşa tırmanmaya devam ettim ama orada bir şey hissettim !!! Sokakların bomboş, komşulukların eskisi gibi olmadığını.. ama sadece eskiyi hatırlatan sokaklar vardı, eskiye dair gözümün önünden geçip gitti tıpkı bir film şeridi gibi...

Yokuşun başına geldiğimde döndüm yüzümü şehre doğru.. Dağın eteğinde olsam bile sonuçta dağın tepesindeydim, Ama şehrin betonlaşmış halini görünce, hele hele dağın yamacıyla aynı seviyeye gelmiş olduğunu görünce aynı şehirde iki farklı dünyadaymışım havasına kapıldım..

Kısa bir soluklanmadan sonra tarihe not düşmek adına fotoğraf makinem ile ıssız ve sakin sokakların karelerini hapsetmeye başlarken, önüme buram buram tarih kokan Narlıca Çeşmesi'ne geldim.. ama gördüğüm manzara tek kelimeyle içler acısıydı... koskoca Narlıca Çeşmesi'nin tabiri caiz ise içine etmişler. Sıvaları dökülmüş, duvar yazıları gençlerin yazı tahtası haline gelmiş...

Buradanda ayrılıp Lalapaşa'nın dar

sokaklarından aşağıya sallanırken, Lalapaşa Camii, yanındaki selvi ağacıyla birlikte adeta gökyüzünde süzülüp sanki geçmişe inat  hatıraları yüzümüze vurur gibi ve şikayet eder gibiydiler... Camii önüne geldiğimde de, Caminin tüm ihtişamını kaybettiren ve Caminin hak etmediği bir görüntüye sebebiyet veren etrafındaki bazı virane evlerin yıkılacak olması.. mahalle sakinlerinin 3 aydan beri caminin etrafı açılacak diye bekliyor olması ... bunun yanı sıra  Aileler bu virane evlerde ateş yakıp, Alkol bağımlıların meskeni haline gelmesinden dolayı, geceleri dışarıya çıkamaz olması ... Ailelerimizi epey bir sıkıntıya düşmüş olduğunu gözlemledim...

Ve bu yaşananları duyduktan sonra benim doğduğum ve 15 yaşıma kadar yaşadığım Tabane mahallesi aklıma geldi... Dostluklarımız, Arkadaşlıklarımız hele hele Akrabamızdan öte komşuluklarımız birde geceleri bırak korkuyu güvenle yürüdüğümüz Taşlı Sokağımız, Serabat Camii yokuşumuz, mahallemize ayrı bir güzellik katan gümbür gümbür akan deremiz, kokar ağaçlarımız, Ayıt ağaçlarımız kısacası nerden bakarsan bak, herşeyin güzel olduğu insanların medeni bir şekilde yaşadığı bir zaman, bir dönem vardı geçip giden...

Tabii ki istesekte artık O günlere dönmek imkansız ama; Yine de geçmişin aynasına bakıpta geleceğimize ışık verebiliriz ...

Birazda olaya tarihsel açıdan bakmak, kültür ve geleneklerimizi sürdürmek şehrimiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum...

Hani bazı illeri gördüğümüzde  insan birazda  özeniyor be; bizim şehrimizin O illerden neyi eksik. daha korunacak çok tarihî değerlerimiz var. bildigimiz kadarı ile buralar, yani bu evler bir gün yok olup gidecek bari korunması gereken tarihî eserlerimizi gün yüzüne çıkartarak şehrimizi daha bir anlamlı hale getirebilir, daha çok katkı sağlayabiliriz...

Nacizhane dilimiz döndüğünce bir şeyleri anlatmaya, mesaj vermeye çalıştım. Elçiye zeval olmaz derler. Aristo'nun güzel bir sözü ile yazımıza nokta koyalım...Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür. Kalın Sağlıcakla...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.