HALKIN DAYANMA GÜCÜ KALMADI

2017 Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, yarın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak. Eğitim Sen Manisa Şubesi tarafından yapılan açıklamada, 2017 eğitim bütçesi ile eğitim harcamalarının halkın sırtına yıkılmak istendiği belirtildi.

HALKIN DAYANMA GÜCÜ KALMADI

Caner KILIÇ- Yarın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak olan bütçeyi değerlendiren Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 2017 bütçesinde eğitimin en temel ihtiyaçlarını görmezden geldiğini ifade etti. Görüşme öncesi basın açıklaması yapan Eğitim Sen Manisa Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2017 bütçesinin sadece zorunlu harcamaları dikkate alan bir içerikte hazırlandığını belirtti. 2017 eğitim bütçesi ile eğitim harcamalarının halkın sırtına yıkılmak istendiğinin altı çizilen açıklamada, şunlara yer verildi: “2017 yılı MEB bütçesi, iktidar temsilcilerinin aksi yöndeki tüm iddia ve çarpıtmalarına rağmen eğitimin en temel ihtiyaçlarını görmezden gelmiş, geçmiş yıllarda olduğu gibi sadece zorunlu harcamaları dikkate alan bir içerikte hazırlanmıştır. Yıllardır kamu hizmetlerine özellikle de eğitime ayrılan kaynaklar sadece rakamsal olarak artmakta, eğitime yönelik yatırımlar açısından bakıldığında hazırlanan bütçelerde gerçek anlamda bir artış yaşanmadığı görülmektedir.”
 
85 MİLYAR 49 MİLYON TL

Eğitim Sen’in değerlendirmesinde öne çıkan diğer noktalar şöyle; “2016 yılında 76 milyar 354 milyon TL olan MEB bütçesi, 2017 yılı için 85 milyar 49 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bütçe rakamları içinde en kapsamlı ve en yaygın kamu hizmetleri içinde yer alan eğitime ayrılan pay hükümetin eğitim hedeflerini gerçekleştirmek bir yana, mevcut durumu bile kurtaracak nitelikte değildir.
 
2017 MEB BÜTÇESİ, EĞİTİM HARCAMALARINI
YİNE HALKIN SIRTINA YIKMAKTADIR

Yıllar itibariyle baktığımızda MEB bütçesinde sayısal olarak bir artış yaşanmasına rağmen, asıl bakılması gereken eğitim bütçesinin milli gelir içinde ne kadar yer aldığıdır. Geçtiğimiz 15 yıl içinde MEB bütçesinin milli gelire oranı kısmen artmış olmasına rağmen, belirlenen rakamlar ihtiyacın çok altında kalmış ve eğitim harcamalarının esas yükü, eğitimde yaşanan yoğun ticarileştirme uygulamalarının da etkisiyle halkın sırtına yıkılmıştır.
 

 
Taleplerimiz; MEB bütçesinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılmalı, başlangıç olarak OECD ortalamasına çıkarılmalıdır. Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır. MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen, özel sektörle yapılan ya da yapılacak olan ortak projeler iptal edilmelidir. Artan oranlı vergi dilimi uygulamasına son verilmeli, ek dersler başta olmak üzere, tüm ek ödemeler temel ücrete dahil edilmeli ve emekliliğe yansıtılmalıdır.
 
2017 yılında aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar sembolik olarak belirlenmekten çıkarılmalı, ihtiyaç kadar artış yapılmalıdır. Eğitime hazırlık ödeneği sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerine yılda iki kez en az bir maaş tutarında ödenmelidir. Eğitim emekçilerinin 3600 ek gösterge talepleri doğrultusunda düzenleme yapılmalıdır. Öğretmen, akademik personel, memur ve yardımcı hizmetli açıkları kapatılmalıdır. Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.
 
EĞİTİM KAMUSAL BİR HAKTIR, HİÇ KİMSE
EĞİTİM HAKKINDAN MAHRUM EDİLEMEZ

Eğitim, devredilemez bir kamusal haktır. Bu alanda yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi, devlet okullarında paralı eğitim uygulamaları yaygınlaştıkça, en düşük gelir dilimindeki yüzde 20’lik kesimin eğitim harcamalarına ayırmak zorunda oldukları pay artmaktadır. Söz konusu artış ise ancak gıda ve sağlık harcamalarından kısılarak gerçekleştirilebilmektedir. Bu koşullarda devlet okullarında eşitsizlikleri derinleştiren örnekler, var olan toplumsal eşitsizlikler doğrultusunda okulları tasnif etmeye yaramakta ve zenginle yoksula ayrı ayrı “devlet okulu”, hatta aynı devlet okulu içinde gelir durumuna ya da başarı düzeyine göre farklı “sınıf”lar oluşturulmasının önünü açmaktadır.
 
Piyasacı eğitim sistemi, yaşamın her düzeyinde rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin müşteri haline getirilmesini hedefleyerek, toplumsal eşitsizliği ve toplumdaki sınıf farklılıklarını daha da derinleştirmektedir. Aynı okul içinde sınıflar, aynı bölgede okullar, farklı bölgeler, birbirleriyle rekabet içine sokularak eğitim hizmetleri piyasa kurallarına göre düzenlenmekte, öğrenciler birer yarış atı gibi sınavdan sınava koşturmaktadır.
Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesi ve sadece eğitimde değil, bütün alanlarda kamu harcamalarının payının arttırılmasının sağlanmasıdır. Bütçeye ilişkin ekonomik önlemlerin yanı sıra, Eğitim Sen’in yıllardır savunduğu ve eğitim hakkının temel ayaklarını oluşturan kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim talebi gerçekleşmediği sürece, ne eğitimin niteliğini yükseltmek, ne de eğitimde yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretmek mümkün görünmemektedir.
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.