MİLLİ MÜCADELEDE MANİSA


Belgin KOÇAK

Belgin KOÇAK

06 Eylül 2019, 15:32

“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!” diyen Atamızın izindeyiz...

15 Mayıs 1919'da kanlı ve vahşiyâne bir şekilde başlayan Yunan işgali, Aydın, Ödemiş, Salihli ve Akhisar istikametinde genişlemeye başlamıştı. "Milne Planı" her yönüyle açıklığa kavuşmadığından, tereddüt içinde olan Aydın ve Manisa Rumları Yunanlıların bir an evvel harekete geçerek işgal sahalarını genişletmelerini, Aydın ve Manisa' yı hemen işgal etmelerini istiyorlardı. Memleketin birçok köşesi istila edilirken, son Osmanlı hükümdarı Vahdeddin ve hükümet mutlak bir acz içinde çırpınıyorlardı. Hükümet nezdinde yapmış olduğu teşebbüslerden bir sonuç alamayan ve umudunu yitiren Anadolu insanı, kendi kendini korumaya ve vatanını savunmaya karar verdi...

İşgal öyle bir hal almıştı ki;

Yunan askeri geldiği zaman bütün çukurların Müslüman cesetleriyle doldurulması ve bir Türk katleden kimsenin bütün günahlarının af olunacağı tarzında beyanlar, kiliselerde papazlar tarafından veriliyordu.

Müslümanlar, düşmanın kötülüklerine maruz kalmamak için, şimdiden ırz, can ve namuslarının muhafazası kaygısına düşmüşlerdi.

Ne yazık ki, işgal altındaki bölgeler gerek Yunan askerlerinin ve gerek bundan cesaret alan yerli Rumların devleti hor görme, millete hakaret, ırza, mala tecavüz ve taşkınlıkları tasavvur edilemeyecek bir dereceye varmıştı.

Müslüman halk üzerinde yapmış olduğu kötü etkinin derecesi korkunçtu. Malını, mülkünü, vatanını her türlü baskıya rağmen terk etmeyen bu insanlar, evlat ve torunlarının gözlen önünde kati edildiğini, ırz ve namuslarının kendi evlerinde yok edildiğini görmekteydiler.

Üstelik işgal ordusu bir taraftan Türkleri topraklarından uzaklaştırmaktaydı.

Nihayet Mustafa Kemal Paşa'nın 1 Eylül 1922'de ilk hedef olarak Akdeniz'i gösteren ünlü emrini vermesi üzerine, Türk silahlı kuvvetleri, batıya doğru kaçmakta olan Yunanlıların peşini biran olsun bırakmadı. Yunan birlikleri kaçarken, rast geldikleri masum Müslüman köylerini yakıp yıkıyorlardı. Yüzlerce yıl rahat ve huzur içinde yan yana ve kardeşçe yaşadıktan sonra, Yunan ordusunun gelişi ile canavarlaşarak, bu ordu ile iş birliği yapan, silahsız Türk halkının boğazına sarılan, binlerce masumu insafsızca kati eden, fakat bozguna uğradıkları bu günlerde, yaptıklarının hesabını veremeyeceklerini düşündükleri için, kaçmakta olan Yunan ordusu ile birlikte yerli Rumlar da denize doğru koşuyordu. Türk şehir, kasaba ve köylerini baştan başa ateşe veren ve halkının çoğunu, "Camilere ve evlere doldurarak" yakıp kül eden Yunanlılar, çok sayıda silah, cephane, araç ve gereç bırakarak, binlerce insanını Anadolu topraklarına gömerek maceralarını sona erdirdiler.

Manisa tamamen yanmış, bir enkaz şehir haline gelmişti. Tüm maddi varlığı yok edilen Manisa' da binlerce ev, yüzlerce dükkan, pekçok cami ve han yakılıp yıkılmıştı. İnsan kaybı da çok büyüktü. 3500 kişi yakılmak suretiyle, 855 kişi de kurşunlanarak katledilmişti. Üç yüz kızın ırzına geçilmişti. Sadece bir mahalleden götürülen 500 kişinin akibeti meçhuldü.

 Bir geçek var ki; Yunanlıların kazandığı tek şey, dünya tarihindeki siciline hain, zâlim, katil ve kanlı bir millet olduğunun bir defa daha kaydedilmesi olmuştur.

İşgal acılarını yaşayan insanları konuşturmak elbette ki çok acı bir şey. Bu ülkenin her köşesi kolay kazanılmadı. Bu yaşanılan acıları, zorlukları bir kere daha hatırlatmamda ki maksat, bu kadar rahat içinde yaşadığımız vatanımız bu duruma gelinceye kadar sivil, asker çok şehit verdi. Bunları ne unutalım, ne de unutturulmasına müsaade edelim.

 Kurtuluşun ne anlama geldiğini, hangi badirelerden geçerek kurtuluşun gerçekleştiğini hiç unutmayalım!

Kurtuluş günlerini kutlamak her milletin, her şehrin en milli hakkıdır. Kurtuluş günlerinin kutlanmaması, içinin boşaltılarak kutlanması milletin milli hafızasının her geçen gün yok olduğunun da bir göstergesidir!

Ülke olarak kurtuluş günlerimizi unutmayalım...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.