Mit krizinden sonra

21 Şubat 2012, 17:02
Av. Zeynel Balkız
MİT krizi de aşıldı ancak her kriz gibi o da sonunda sistemde bir kısım arızalar bıraktı.Bu arızalar sistemi ve siyaseti günü geldiğinde sıkıştıracak.Yeni krizlere yine çareler aranacak.Sistemdeki krizin tamamen  giderilebilmesi için Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin  görev alanı ve yargılama usulüyle ilgili  CMUK/394-a ve b maddeleri,Avrupa İnsan hakları Sözleşmesinin Adil Yargılama Hakkıyla ilgili 6. Maddesi ile Eşitlik İlkesi-Ayrımcılık Yasağıyla ilgili 14.maddesi,  CMK’NUN 250 ve 251.maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
    Türkiyenin Avrupa Birliği hedefi ve uyum paketleri çerçevesinde  Anayasanın DGM’leri düzenleyen 143.maddesi  2004 yazında kaldırılmıştır.Bu mahkemelerin görev alanına giren suçları bakmakla görevli Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin  ihdasına karar verilmiştir.Anayasa değişikliğinden sonra  HSYK,31 03 2005 gün ve 254 s.kararıyla ,dava sayısına göre sayılı artırılmak üzere Özel Yetkili Ağır ceza mahkemelerinin kurulmasına karar vermiştir.Bu mahkemelerin Kaldırılan DGM’lerden farkı, asker üyenin bulunmayışıdır ve  Türkiyenin taraf olduğu AİHS’nin 6.maddesinde düzenlenen Adil yargılama hakkı ile 14.maddesinde düzenlenen  Eşitlik İlkesine aykırı  olarak yargılama yaptıkları gerekçesiyle hukukçular tarafından eleştirilegelmiştir.
    Özel Yetkili Mahkemelerin görev alanları,CMK 250.maddesinde;
a)Örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen uyuşturucu imalat ve ticaretiyle ilglili suçlar,
b)Haksız ekonomik çıkar  sağlama amacıyla kurulmuş  örgütsel suçlar,
c) Devletin güvenliğine karşı işlenen,Anayasal düzene karşı işlenen, Milli Savunmaya karşı işlenen ve Devlet Sırlarına karşı işlenen  suçlar olarak belirlendikten sonra,
    CMK.madde 251’de de,yukarıda sayılan suçlar  GÖREV SIRASINDA VEYA GÖREVİNDEN DOLAYI İŞLENMİŞ OLSA DAHİ, Özel Yetkili C.Savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır,hükmüne yer verilmiştir.
HAKAN FİDAN VE ARKADAŞLARI
    KCK soruşturmasını yürüten Özel yetkili Savcı Sadrettin Sarıkaya’nın MİT eski ve yeni müsteşarı ile 3 MİT elemanını,dosyada tesbit ettiği suçlar nedeniyle doğrudan sanık sıfatıyla ifadeye çağırması bu tartışmalara yeni bir boyut kattı.MİT kanunu 26.maddeye göre MİT mensupları başbakanın izni ile soruşturulabilirken,Savcı Sarıkaya,CMK 250 kapsamında,251.maddedeki yetkisine dayanarak MİT mensuplarını doğrudan ve Başbakanın iznini aşarak ifadeye çağırıyordu.CMK’ya göre bir usulsüzlük yoktu.Çünkü sayın savcı,çağrılıların KCK ile ilgili faaliyetlerinde,250.maddede sayılan katolog suçlarını işlediklerini ve 251.maddenin tanıdığı yetki çerçevesinde de başbakan iznine bağlı olmaksızın soruşturma yetkisinin olduğunu iddia ediyordu.Mer’i  kanun gereğince işlem usule uygundu.Ancak,Savcı Sarıkaya , üstlerine bu soruşturmadan haber etmediği ve basına bilgi sızdırdığı için bu dosyadan Başsavcılıkça alındı ve görev başka bir savcıya verildi.Hele çağrılıların yakalanması kararından sonra devletin zirvesi ayağa kalktı ve krizden çıkış yolu tesbit edildi.
MİT KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK
    Hükümet CMK 251.maddedeki özel savcının yetkisini baypas edecek bir düzenlemeye karar verdi ve muhalefetin RED oyu Ak Parti’nin kabul oyuyla MİT Kanunu 26.madde şu şekilde jet hızıyla değiştirildi; “MİT mensupları veya Başbakan tarafından belirli bir görevi yerine getirmek üzere kamu görevlileri arasından görevlendirilenler  hakkında görevin niteliğinden doğan  ve görev sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı soruşturma yapılması Başbakanın iznine bağlıdır.
    Bu kişiler hakkında özel yetkili mahkemelerin görev alanlarına giren suçları işledikleri iddiasıyla soruşturma yapılmasında da başbakanın izni aranacaktır.
    Yasanın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla  devameden soruşturma ve kovuşturmalarda da  Başbakanın iznine bağlı olma hükmü uygulanacaktır” denilerek  MİT mensupları özel yetkili savcı soruşturmasından kurtarılmış,böylece  radikal bir yöntemle devlet krizi aşılmıştır.Krizin aşılmasındaki sürat ve kabiliyet önemli olmakla birlikte,devletin kurumları arasındaki tenakuz ve hasarın da bir an önce giderilmesi gerekir.Çünkü krizi çözüm operasyonunda kişiye özel yasa yapma görüntüsü hakimdir ve benzer durumdaki pek çok şüpheli de Özel yetkili mahkemelerde tutuklu olarak hesap vermektedir.Önemli olan bu çifte standart görüntüsünün de giderilmesidir.
    Başlangıçta belirttiğimiz gibi,AİHS ve genel hukuk ilkelerine aykırı Özel Yetkili Mahkemeler  tümüyle kaldırılmalı ve yargılama usullerinde değişikliğe gidilmelidir.CMK 250.maddede sayılan katolog suçları ve çeteler  varolmaya devamedeceğinden,bu suçlarla ilgili ,donanımlı yeteri kadar İHTİSAS MAHKEMESİ KURULMALIDIR.MEVCUT DAVALAR DA  YENİ YARGILAMA USUSLLERİYLE BU İHTİSAS MAHKEMELERİNDE  görülmeye devam etmelidir.
    MİT kanunundaki değişiklikle AK PARTİ büyük risk almış durumdadır.Mevcut bir soruşturmaya  yasama yoluyla müdahale etmenin tipik örneği sergilenmiştir.Ancak AK PARTİ,uyguladığı terör ve güvenlik politikasının istikrarı için siyasi bir tercihle bu riski almayı uygun görmüştür.Devameden soruşturmalar veya yeni karşılaşılabilecek benzer soruşturmalarda  muhalefet kanadından gelebilecek
“kanun çıkarma talepleri”ne vereceği “yargının bağımsızlığı ve yargıya müdahale edilemeyeceği” cevabının  çifte standart taşıdığı suçlamasına hazırlıklı olmalıdır.

Bu makale 122 kez okundu
Yükleniyor...