MİZAH


Ahmet Erdinç

Ahmet Erdinç

Okunma 27 Kasım 2017, 12:26

Mizahın; gülmeyi, fıkrayı, şakayı, espriyi içine alan bir kavram olduğunu ve insan için vazgeçilmezliğini biliyoruz.

İsterseniz önce, mizah ile ilgili bir kaç bilgiyi sıralayalım;

-Mizah ile ilgili çok derin bir literatür olmasa bile, ilgilenenlerin bir kısmı ona "M vitamini" diyorlar.

-Gülmenin, konuşmadan önce ortaya çıktığı düşünülüyor. Beden dilindeki karşılığı; "ben silahlarımı bıraktım, sen de bırak".

-Bebekler, 3-4 aylık olduklarında aile fertlerini görünce gülümsüyorlar. Bir kişiyi tanımaya çalışmak o kadar beyinlerini zorluyor ki; gülerek gevşemeye çalışıyorlar.

-Çocuklar 3 yaşına geldiklerinde, kaşığı telefon gibi tutarak veya diğer gereçleri amacından farklı kullanarak, kendilerinde mizahi düşüncenin başladığı haberini veriyorlar.

-6 yaş civarında, mizah anlayışının merkezine; konuşma yeteneğini mükemmelleştirme çabası yerleşiyor. Kelime oyunları, uyaklı konuşmalar veya cinsel içerikli sözler ile küçük tabulara savaş açıyorlar.

-12 yaşında karmaşık fıkralar ile zekalarını eğitiyorlar. Bu dönemden sonra entelektüel mizahi gelişim başlıyor.
-14 yaşından itibaren zirveye çıkan mizah duygusu, sonrasında, hızla zayıflamaya başlıyor.

-Daha otuzlu yaşlarda, insanların, %5'i ile %10'u aşırı ciddileşiyorlar.

Otuzlu yaşlardan sonra bir kısım insanda hemen hemen hiç kalmadığı iddia edilen, fiziksel ve ruhsal sağlık açısından, kritik bir "dünyaya bakış" şekli mizahi düşünce. Üstüne üstlük; sosyal yaşamı düzenleme, kolaylaştırma, sorunların ortaya çıkışına engel olabilme, ya da; sorunların çözümünü kolaylaştırabilme açılarından elzem.

Gülmeyi unutmuş yetişkinlerin; kararlar alıp uyguladıkları bir dünyada, çok da güzel şeyler görebilmenin mümkün olamayacağı da, inkarı zor bir gerçek gibi duruyor.

İnsanları aşağılamak, küçültmek gibi amaçlara yönelmiş, "alay", "istihza" dışında, gülmenin, insana veya insan ilişkilerine de, hiç bir zararı yok.

Peki nerede başlıyor mizahi anlayış? bilinen, öğrenilmiş, kalıplaşmış düşünce ve davranışların bir adım ötesinde. Bu da; mizahı üreten kişinin, bilinen, öğrenilmiş, kalıplaşmış, düşünce ve davranışların farkında olmadığını değil, onların bir adım ötesine geçebildiğini gösteriyor.

İnsanlar arasındaki mesafeyi, en kısa hale getirmek gibi bir özelliğe sahip olan gülme; yan etkisi olmayan yatıştırıcı bir ilaç vazifesi görüyor.

Yapılan araştırmaların desteklediği önemli bir bilgi ise; gülmenin, daha çok bağışıklık maddesi salgılamaya neden olduğu şeklinde.

Aşırı ciddiyetin, bir şeyleri saklayabilmek çabasına destek verdiği görüşünü de kısaca paylaşarak; çoğunlukla unuttuğumuz, bir düşünce biçimini hatırlayalım istedim.

"Gülmeden ölmemek için, mutluluğa kavuşmayı beklemeden, gülünüz" diyerek...

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MEHMET VERAL - 2 hafta önce
YÜREĞİNE SAĞLIK......