NEDEN GERÇEK OLMASIN?


Muzaffer YURTTAŞ

Muzaffer YURTTAŞ

09 Ekim 2018, 09:09

Hafta sonu olmasını fırsat bilerek sabah namazını kılmak için Manisa Ulu Camii’ne gittim. Namaz çıkışı caminin avlusunda toplanan gençlerin hummalı bir çalışma içinde olduğunu ve camiden imam ve cemaatin çıkmasını beklediklerini gördüm. Gençlerden birisine yaklaştım ve ne yaptıklarını sordum. “Haftada bir gün sabah namazı çıkışı gençlerin camii bahçesinde simit, çay ve peynir ile kahvaltı yaptıklarını, kahvaltı sonrası bir diyanet görevlisinin gençlerle muhabbet ettiğini ve bu günü iple çektiklerini belirtti” Hayran kaldım  yapılanlara ve onlara başarılar dileyerek oradan ayrıldım.
Bir arkadaşım ile Ayn-ı Ali Kahvesinde çaylarımızı içecektik. Oraya doğru yöneldim. Arkadaşım henüz sözleştiğimiz yere gelmemişti. Bu sırada yan tarafta bulunan Ayn-ı Ali Camii bahçesinde ak sakallı yaşlı amcaların sırt çantaları ile beklediklerini gözledim. Kahveciye ne yaptıklarını sordum. Bilmediğini ve sorup geleceğini söyledi. İçlerindeki görevlinin yanına yaklaşıp sordu. Belediye görevlisi “Belediyemizin yaptığı, Manisa ilimizdeki evliya ve din büyüklerinin mezarlarının ziyaret edileceği Sufi Yolu Projesi kapsamında yaşlılarımızı bugün bir günlük geziye götürüyoruz. Önce Ahmet Şemsettin Marmaravi (Yiğitbaş Veli) hazretlerinin kabrini ziyaret ederek güne başladık. Şimdi Ayn-ı Ali, sonra Şekerci Hüseyin Dede, Sarı Hoca, Şeyh İsa, Yunus Emre, Eroğlu Nuri, Hacı Zeynel gibi pek çok kişinin mezarlarını ziyaret edeceğiz ve akşam şehre döneceğiz” dedi.
 
Çaylarımızı içtikten sonra Sultan Camii’ne doğru yürüdük. Camiinin bahçesinde bulunan Tıp Tarihi müzesinde bir kalabalık vardı. Müzeyi görmek için girdik. Müzenin avlusunda pek çok doktor bahçede oturmuşlar,  bir yandan çaylarını içerken Tıbbı Nebevi konusunu istişare ediyorlardı. Her ay düzenli olarak üniversitenin davetlisi olan ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen sağlıkçı ve hekimler sabah namazı sonrası burada Tıbbı Nebevi, Osmanlı’da sağlık çalışmaları, atalarımızın sağlık konusundaki sırlarını tartışıyor ve bilgi alışverişinde bulunup Tıp Tarihi Müzesi’ni geziyorlar.
 
Tüm bunlar beni çok memnun etti. Tam da “nasıl oluyor bunlar?” diye kendi kendime sorup cevap ararken birden uykudan uyandım. Meğerki gördüklerim bir rüya ve hayal imiş. Peki, dedim kendi kendime; Bunları yapmak ve hayata geçirmek mümkün değil mi? Neden olmasın!
Camiler Hz. Peygamber dönemindeki asli hüviyetlerine kavuşturulmadıkları sürece sadece birkaç kişinin namaz kıldığı, cumadan cumaya insanların toplandığı ibadet merkezleri olarak kalacak ve toplumun can damarına hayat akıtmayacaklardır. Asr-ı Saadetteki gibi camiler hayatın merkezi haline getirilmelidir. .
 
Maalesef camilerin inşaatına verilen önem camilerin işlevsel hale gelmesi için verilmemiş ve cami inşaatlarına harcanan paralar camilerin daha etkin olmaları için harcanmamıştır. Devasa yapıda inşa edilen camilerin cemaat namazı dışında bir görev icra etmiyor olmaları ciddi bir eksikliktir. Camilerin çinisine verilecek önemden daha fazlası oradaki ve bölgedeki insanlara yönelik verilmelidir. İnsanların camilerden daha fazla faydalanmaları temin edilmelidir.
 
Bundan sonra yapılacak camiler merkezi yerlere, geniş arazi üzerine yapılmalıdır. Camilerin bünyesinde taziye salonları, kütüphane, çay ocağı, kişilerin sohbet edip çay içebileceği ortamlar ve seminer salonu, gençlik merkezi, aile ve kadın danışma merkezi, Kuran Kursu, rehberlik bürosu, sergi salonu ve sanatsal etkinlik atölyesi, misafirhane, gasilhane, revir, aşevi vb mekanlar bulunmalıdır. Her ilçede en az bir tane bu birimleri içeren merkezi bir cami inşa edilmelidir. Osmanlı'daki Ulu Camii modeli esas alınarak esnafların ve çarşının merkezinde bulunan bir camii benzer fonksiyonları yapacak hale dönüştürülmelidir.
Belirlenen bir camide her gün bir vakitte vaaz verilmeli, Cuma çıkışında hayırseverler tarağından lokma, pilav vb ikramında bulunulması sağlanmalıdır. Sabah namazı çıkışı çay içilip simit peynir ile kahvaltı yapılabilmeli, misafirler ve yolcuların ihtiyaçları burada giderilebilmelidir. Kurulacak kütüphanede her yaştan insanlar, öğrenciler, gençler kitap okuyup araştırmalar yapabilmelidir. Ebru sanatı, ney öğrenme, hat sanatı gibi faaliyetler ile bunların sergileri icra edilebilmelidir.
 
Hayaller gerçek olabilir. Yeter ki, projeler hazırlansın ve hayata geçirilsin. Selam ve dua ile!
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.