banner83

BABACAN VE SAMİMİ

Babacan, samimi ve güven verici. İşte bu üç kelime Tezcan Karadanışman’ı tanımlıyor aslında… Ulu Çınarlar’ın bu haftaki yazı dizisinde ağırladığımız Karadanışman, 75 yıllık hayatında yaşadıklarını DENGE okuyucularıyla paylaştı.

BABACAN VE SAMİMİ
banner87
 Bu haftaki konuğumuz Manisa’nın yine çok yakından tanıdığı bir isim. Tezcan Karadanışman, Manisa’nın bir zamanlar siyaset ve cemiyet hayatına yön vermiş kendi isteğiyle yaklaşık 15 yıl önce de gençlerin önünü açmak adına siyaset yaşamını noktalamış.

Karadanışman’ı şimdilerde oğluna devrettiği Havuzlu Çarşı’daki dükkanında ziyaret ediyoruz. Sıcak ve içten tavırlarıyla bizleri kendisine hayran bırakan Karadanışman’a bizlerle hayatını paylaştığı, sorularımıza açık yüreklilikle cevap verdiği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Manisalı bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Tezcan Karadanışman’ın annesi ev hanımı babası ise memurdur. Karadanışman tam bir Manisa tutkunu aslında. Karadanışman hayat öyküsünü ve ailesiyle ilişkisini şu sözlerle anlatıyor: “19 Haziran 1937 yılında Manisa’da doğdum. Askerlik dönemim dışında Manisa’dan hiç ayrılmadım. Ailenin tek çocuğuydum. Ailemle aramda her zaman disiplin ve saygı vardı. Ataerkil bir düzen içinde yaşadık. Her ikisi de kucağımda hayatını kaybetti. Tek çocuk olduğum için bana çok düşkünlerdi. İyi bir düzen içerisinde hayatımızı devam ettirdik”

‘Üzüm üzüme baka baka karardı’

Karadanışman, zaman zaman eğitimini tamamlayamamanın üzüntüsünü yaşadığını ancak, diploması olmasa da okuyarak, araştırarak kendini geliştirdiğini dile getiriyor. Ailesinin kendisini okutma gücü olmasına rağmen ortaokulu neden terk ettiğini ise şöyle anlatıyor: “İlkokul mezunuyum. Biraz da ortaokula devam ettik. Diploma alamadan esnaflığa döndük. Babam memurdu. O zamanki şartlarda okumaya pek bir rağbet yoktu. Esnaf sanatkarlığa meyil vardı. Manisa’da o zaman bir ortaokul bir de lise vardı. İkisinde okuyan öğrenci sayısı da 600’dü. İlkokulu bitiren çocuk bir yere çırak olarak girerdi. Ailemin beni okutacak durumu vardı. Ama ben istemedim. Üzüm üzüme baka baka karardı. Arkadaşlarımın hepsi çarşıda esnaftı. Ama bu süre içerisinde hiç boş durmadım. Hep okudum. Hep kendimi geliştirmek için çalıştım.75 yaşındayım ama belleğim sağlam. Kolay kolay unutmam. Bir yerel gazetedeki köşe yazılarımı kitaplaştırdım. Köşe yazarı demek çok doğru olmasa da amatörce bir şeyler karalıyorum diyebiliriz”

14 yaşında terzi çırağı olarak başladı

14 yaşında terzi çırağı olarak başladığı esnaflığa 47 yıldır ayakkabıcı olarak devam eden uzun Tezcan Amca, Havuzlu Çarşı’nın da simge isimlerinden. Şimdilerde işini oğluna teslim etse de her gün dükkana gelip, arkadaşlarıyla sohbet etmeyi ihmal etmiyor. İşini çok sevdiğini dile getiren Karadanışman, “14 yaşımda terzi çırağı olarak başladım. Çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemim oldu. Sonra bazı özel nedenlerden dolayı mesleği terk ederek ayakkabıcılığa yöneldim. 1965 yılında yukarıdaki çarşıda ayakkabıcı dükkanı açtım. 1974 yılından bu yana da Havuzlu Çarşı’dayım. İşimi oğluma devrettim 10 yıl önce. Keyfi olarak gidip geliyorum. Arkadaşlarımla sohbet ediyorum”

Uzun ömürlü evliliğin sırları

Eşinden sevgiyle söz eden Tezcan Amca, 47 yıllık evlilik hayatında bir kez bile eşiyle yüksek sesle konuşmadıklarını anlatıyor. İyi günde kötü günde her zaman eşinden destek gördüğünü dile getiren Tezcan Karadanışman, uzun ömürlü evliliğin sırrını ise şu sözlerle aktarıyor:  “Özen hanımla 1965 yılında evlendim. 47 yıldır birlikteyiz. Mutlu bir hayat yaşadık. Hanımım çok vefakar, cefakar bir insan. Annem ve babamla benden fazla ilgilenmiştir. Bu benim için bir övünç meselesi, büyük bir şanstır. Uzun evliliğin bana göre sırrı karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı bir disiplin. Yani laubali olmayacak, itişip kakışmayacak, terbiye sınırlarını aşmayacaklar. Birbirlerine karşı saygılı davranacaklar. Böyle olacak ki uzun süreli saadet olsun”

‘Torunumla her şeyi paylaşırım’

İki oğlu olan Tezcan Karadanışman’ın bir de torunu var. Torunun ondaki yeri ise bambaşka. Çocuklarıyla her zaman arkadaş gibi olduğunu anlatan Tezcan Amca, torunu için ise şunları söylüyor: “Benim iki oğlum var. Biri burada diğeri ise İstanbul’da Tombala yaşıyor. Bir tane de kız torunum var. Torunumla aram çok iyi. Oğlumla evler ayrı olmak üzere altlı üstlü oturuyoruz. Torunum çok sempatik ve zeki bir çocuk. Rahmetli babam beni uyurken severmiş. Onun döneminde böyleymiş. O yüzden babamla hep mesafeli oldu aramız. Hep kaşları çatıktı bana karşı. Ne zaman ki torunu oldu. Oğlumu omzundan indirmez oldu. Babama benim kabahatim neydi. Beni neden böyle sevmedin deyince kıskandın mı ? dedi. Sonra da açıkladı: Oğlum sen sermayeydin bu da karı. Gerçekten şimdi ben de aynı kanıyı taşıyorum. Gerçi ben de evlatlarıma çok şey yapamadım ama torunuma daha fazla ihtimam ettim, yakın oldum, çocuklarımla konuşamadığımı torunumla konuştuğum zamanlar oldu. Torunum şu anda 7. sınıfta. Çok akıllı ve cana yakın. Bu da beni hem memnun ediyor hem de gururlandırıyor.”  

Siyaset ve cemiyet hayatı

Manisa’nın siyaset ve cemiyet hayatında da bir dönem etkin rol üstlenen Tezcan Karadanışman, 1999 yılında ise siyasete veda etmeyi tercih edenlerden. Siyasetle aynı dönemde Manisayı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği’nde de başkan ve yönetim kurulu üyeliğinde bulunan Karadanışman, bu dönemin hayatının en güzel dönemi olduğunu dile getiriyor. Karadanışman o günleri, “1973 yılında gelen teklifi değerlendirerek Adalet Partisi’nden belediye meclisi üyesi oldum. O arada da Manisayı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği yönetimine seçildim. 11 yıl yönetimde üyelik ve başkanlık yaptım. Hayatımın en renkli, zevkli ve mükemmel günleri dernek yönetimindeki günlerimdi. Çok güzel faaliyetlerde bulunduk. Sonrasında bir kez daha belediye meclisi üyeliği yaptım. Ama o 12 Eylül darbesi dolayısıyla çok kısa sürdü. 12 Eylül’den sonra Anavatan Partisi kurucu üyesi oldum. Ardından İl Genel Meclisi üyesi oldum. 2 dönem bu görevi yaptım. Daha sonra kendi arzumla siyaset yaşamımı noktaladım. Kenara çekilmeyi bildim. 1999’dan bu yana da seçmen olarak yalnızca oy veriyorum. Elbette siyasetle ilgileniyorum. Ama yalnızca bir vatandaş olarak. Herhangi bir siyasi partiye üye değilim. Şunu da söylemek isterim. İnsan çekilmeyi bilmeli. ‘Benden sonrası tufan’ dememeli. Bu yalnızca siyaset için değil her şey için geçerli aslında”

SAĞLIK

Sağlığıma dikkat ederim.

Çok şükür hiçbir hastalığım yok.

YEMEK

Pek yemek ayırt etmem.

Sebze yemekleriyle aram iyidir.

Şevketi Bostan ve enginar yemeğini çok severim.

Et yemeğini de severim.

Daha önce çok yağlı yemek yerdim ama şimdi yiyemiyorum.

SPOR

Özellikle futbolu severim.

Geçliğimde de top koşturmuşluğum vardır.

Şimdiyse iyi bir izleyici ve Fenerbahçe taraftarıyım.

Düzenli yürüyüşler yaparım.

Sağlığımı da düzenli yürüyüşlere borçlu olduğumu söyleyebilirim.

HOBİLERİ

Özellikle ağaç ve çiçek yetiştirmeyi tutku haline getirdim diyebilirim.

Zeytin yetiştiriyorum. Yetiştirdiğim ağaçları çocuklarımla eşit tutmuşumdur.

Sultan Yaylası’ndaki yerimizde her ağaçtan bir koleksiyon yaptığımı söyleyebilirim.

Kitap okumayı, araştırmalar yapmayı çok severim.

Yine hobilerim arasında yürüyüş yapmayı da koyabiliriz.

TAHAMMÜL EDEMEDİKLERİ

Mümkün olduğunda insanlarla iyi geçinmeye çalışırım. Geçimsiz sevgisiz insanlara tahammülüm yok.

Her insan gibi ben de yalan ve riyakar davranışlara tahammülüm yoktur.

 

 

 

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner94