banner83

BATUM'DAN MANİSA'YA UZANAN BİR HAYAT ÖYKÜSÜ

Mübeccel Kafkaslı’yı cemiyet hayatında tanımayan yoktur aslında. Peki onun Manisa’da Türk Eğitim Vakfı, Türk Kadın Konseyi kurucu başkanı, Manisa Belediyesi’nin ilk bayan meclis üyesi olduğunu, hayatında hiç evlenmediğini bilen var mı?

BATUM'DAN MANİSA'YA UZANAN BİR HAYAT ÖYKÜSÜ
banner87
Mübeccel Kafkaslı… Kafkaslı ailesinin 6 çocuğundan biri. Sovyet zulmünden kaçan Sancakbeylerinden bir ailenin en küçük kızı… Batum’dan Manisa’ya uzanan bir hayat öyküsü…

6 yıl aradan sonra usul usul yağan karda evine konuk oluyoruz Mübeccel Kafkaslı’nın. Kar beyaz, anı ve fotoğraflarla dolu evinde tüm sevecenliği ve sıcak kanlılığıyla yüreğini açıyor bizlere. O anlatıyor biz dinliyoruz. 70 yılın verdiği olgunlukla bize ev sahipliği yapan Mübeccel Kafkaslı’ya teşekkür ediyoruz.

Batum’un Sancakbeylerinden olan aile komünist zulmüyle önce Kars’ın Posof ilçesine, Doğu Batı yer değişiminde de Manisa’ya gelir. 8 nüfuslu ailenin en küçük kızıdır Mübeccel ve  Manisa’ya göç ettiklerinde henüz 6 aylıktır. Nüfusta doğum tarihi 1937. Ancak gerçek doğum tarihi değil. Ölen ablasının nüfus cüzdanını kullanmış ailesi.

Batum’dan Manisa’ya uzanan bir hayat öyküsü

Kalabalık bir ailede büyümüş Mübeccel Kafkaslı. Ailesinden söz ederken gözleri sevgi ve hasretle parlıyor. Kafkaslı ailesinin Manisa’ya gelişini şu sözlerle anlatıyor:  “Batum Sancakbeylerinin torunlarındanım. 2. Mahmut’un eşiyle büyük annem kardeşmişler. Dedemiz Şerif Paşa Padişah Abdulmecit’le birlikte okumuşlar. Bunları bizler de yeni öğrendik. Daha doğrusu sarayla bağlantıyı yeni öğrendik. Böyle bir aileden geliyorum. Komünist zulmünden kaçan her şeyini Batum’da bırakan bir ailenin torunuyum ben. Büyükler Kars Posof’a kaçmışlar. Bir süre Posof’ta oturduktan sonra Garp-Şark dağılımında biz Manisa’ya gelmişiz. 1937 doğumlu olarak görünüyorum. Ama daha küçüğüm. Ölen ablamın nüfusunu bana vermişler. Manisa’ya geldiğimizde ben 6 aylıkmışım. Manisa’da büyüdüm. Çok onurlu, saltanatlı bir aileye mahsup olmanın mutluluğunu yaşadım. Geçmişimle her zaman övünürüm.

Çok mütevazı bir hayatım oldu. Ailemden gördüğüm saygı ve töre çok farklıydı. Evimizde asla yüksek sesle konuşulmazdı. Annemi ve babamı hiç terlikle ya da pijamayla görmedim. Her zaman muntazam giyinirlerdi. Bunu abartarak söylemiyorum. Ailem birbirine bağlı geniş bir aile. Türkiye’nin her yerine dağılmışlar. Babam göçten sonra memur olarak görev yaptı.

Evimizde her zaman sevgi ve saygı vardı. Sofraya hep birlikte oturulurdu. Bir de şunu hiç unutmam sofraya hiç örtüsüz oturmazdık. Bir de yardımcımız vardı evimizde çok mutlu ve huzurlu bir yuvaydı. Biz 6 kardeştik. Ben en küçüğüm. 6 kardeşten 2’si vefat etti. En büyük ağabeyim Niyazi Bey’i de geçtiğimiz yıllarda kaybettik”

Üniversiteye gitmediğine ve dil öğrenemediğine pişman

“Hayatımda keşkelerim olmadı” diyen Kafkaslı, ise iki şeyi yapmadığından ise çok pişman. Çalışma hayatında başarılı olmasına karşın yapamadıklarının da bugün üzüntüsünü yaşayan Kafkaslı, pişmanlıklarını, “Dil ve üniversite eğitimimi tamamlayamadığım için pişmanım diyebilirim” sözleriyle aktarıyor.

Yalandan nefret ediyor; misafir ağırlamayı seviyor

Ailesinde gördüğü, öğrendiği sevgiyi, saygıyı etrafına da yayan Kafkaslı da birçok insan gibi kendisine yalan söylenip iki yüzlü davranılmasından nefret ediyor. Sıcak kanlı tavırlarıyla herkesin gönlünde taht kuran başarılı ismin en sevdiği şeyse misafir ağırlamak elbette. Bu konuda annesinin bir sözünü düstur edinen Kafkaslı, yemek yapmayı da çok seviyor.

Hayatında hiç evlenmedi

Hayatında hiç evlenmeyen Mübeccel Kafkaslı bundan bir an bile pişmanlık duymamış. Hayatını ailesine adayan Kafkaslı, kadere inanıyor. “Kaderimde olsaydı ya bana çok şirin gösterirdi ya da beni ona çok güzel gösterirdi” sözleriyle anlatıyor bu durumu. 1968 yılında annesini, 1988 yılında da babasını kaybeden başarılı ismin başından çok kısa bir nişanlılık geçmiş. Kafkaslı o günleri şu sözlerle ifade ediyor: “Mübeccel Kafkaslı hiç evlenmedi. Evde kaldı diyebilirim. Annem kalp hastasıydı. 20 yıl bu hastalıkla mücadele etti. Annem 1968’de vefat edince babamla birlikte yaşamımı idame ettirdim. Bir dönem çok değerli dostlarımızın araya girmesiyle 5 haftalık bir nişanlılık dönemim oldu. Kendisi çok değerli bir doktordu, ama çok tanımıyordum bile. Neden evlenmedim diye bir pişmanlığım olmadı. Eğer evlenseydim bu hayatı süremezdim. Mütevazı bir ev hanımı olurdum sanırım. Ama bugüne baktığımda kendime göre güzel bir çalışma hayatım oldu. Çok şükür sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Gönül zenginliğimi ailemden aldım”

Evde dikiş dikti

Mübeccel Kafkaslı, annesini kaybettikten sonra çalışma hayatına giriyor. Güzel dikiş diktiğini belirten Kafkaslı kısa süren çalışma hayatına ilişkin ise şunları söylüyor: “Kız Meslek Lisesi mezunuyum. Zamanına göre çok güzel dikiş dikerdim. Yanımda çalışan kızlarım vardı. Evde çalışır çok güzel tayyör, tuvalet ve gelinlik dikerdik. Ama çok kazanıp kazanmadığımı sorarsanız kazanmadım derim. Kazancımın yarısını çalışanlarımla paylaştım. Çalışma hayatım 1970’te başlayıp 1980’de sona erdi”

Demirel’le ilk tanışma

1975 yılı çok önemli Kafkaslı’nın hayatında. Adalet Partisi’nin de… Siyasete atılıyor en genç bayan siyasetçi olarak. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e de ayrı bir sevgi besliyor. 1980’leri hak etmediklerine vurgu yapan başarılı isim siyasete atılışını ve Demirel’le ilk tanışmasını ise şu sözlerle anlatıyor: “1975’te başlayan bir politika hayatım var. O dönemde Adalet Partisi Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanlığı’na getirildim. En genç partili bayandım. Çok değerli büyüklerimiz vardı. Sayın Demirel o dönem genç bir başbakandı. Bir gün oturuyoruz. Bir yakınımız gelip vali beyin bizi çağırdığını söyledi. Annemle hazırlanıp valiliğe gittik. Demirel’in geleceğinden de haberimiz vardı. Bizi kapıda karşıladılar. Benim teyzezadem o dönem Konya milletvekiliydi. Aynı zamanda Demirel’in de hocasıydı. Demirel’in Manisa’ya geldiğini öğrenince, ‘Benim teyzem ve yeğenim de Manisa’da yaşıyor. Giderseniz onlarla da görüşün’ diyor. Kendisi Manisa’ya geldiğinde bizlerle görüşmek isteyince vali bey bizi çağırıyor. Sayın Demirel geldi. Annemin elini öptü. Benim saçımı okşadı. Heyecandan tir tir titriyorum. Bu unutamayacağım bir anıdır. Ziyaretin ardından Çobanisa’ya ilk kez elektrik verilecekti. Bu törene Demirel’in otobüsünde katıldık. Çok mutluydum. Gözyaşları içinde bu töreni izlediğimi hatırlıyorum. O gün politikaya girme isteğimin tohumları atıldı içime. 1975’ten 1980’e kadar çok güzel çalışmalar yaptık. Her yere hizmet götürdük. 1980 olaylarını layık değildik. O dönem aynı zamanda Yetiştirme Yurdu’nun ikinci başkanıydım. Arusan Amca da birinci başkandı. Çok güzel çalışmalar yapıyorduk. 1980’lerde çok kötü olaylar yaşanıyordu. Ümit Abi ve ben hedef alınıyorduk. Ama hiç kimseyle kişisel bir husumetimiz yoktu. Her partiye saygımız vardı. Hatta ben İşçi Partisi’nin kongresine bile katılmıştım. Daima denge unsuru olmaya çalıştım. Ama hedef olduk. Allah o günleri bir daha göstermesin”

Vehbi Koç, TEV şube müdürü olarak görevlendirdi

Partinin kapatılmasıyla Türk Eğitim Vakfı (TEV)’nın Manisa’da kurulan şubesine müdür oluyor. 15 yıl başarıyla yürüttüğü müdürlük sürecinde başarılı çalışmalar yürütüyor. Hiç evlenmeyen Kafkaslı, o dönemini “Benim 2 bin 500 çocuğum var” sözleriyle bizlerle paylaşıyor. Davet üzerine İstanbul’da Vehbi Koç’tan alıyor bu görevi. Mübeccel Kafkaslı, bakın o günleri nasıl aktarıyor: “1980’de partimiz kapatıldı. Eski senatörümüz Türk Eğitim Vakfı Genel Müdürü oldu. Sayın Vehbi Koç’a da benim Manisa’da açılacak şubeye müdür olmamı önermiş. İstanbul’a davet edildiğimde Sayın Vehbi Koç hayırlısı olsun reis hanım dedi. Bu atamayla çok güzel bir 15 yıl geçirdim. Çok güzel çalışmalara imza attık. Vehbi Koç bu dönemde 3 kez Manisa’ya geldi. 1981’de beni Türk Eğitim Vakfı Müdürlüğü’ne atadılar. Çok renkli bir dönem geçirdim. 13 kişiden oluşan yönetimimizle vakfımızı burada 15 yıl yaşattık. Burslarla öğrencilerimizi okuttuk.”

Bu olay onu derinden etkiledi

Kafkaslı, Manisa Belediye Meclisi’nin ilk kadın üyesi. Seçildikten iki yıl sonra 97 yaşındaki babasını kaybediyor. O dönem en az babasının ölümü kadar kendisini mecliste alınan karar da etkiliyor. Mecliste babasının ölümü dolayısıyla katılamadığı dolayısıyla üyeliği düşürülüyor. “Mazeretimi herkes biliyor. İsteselerdi mazeret bildirebilirlerdi” diyen o dönemin valisi ve savcısının girişimiyle mahkemeden dönen bu kararı şu sözlerle paylaşıyor: “TEV Başkanlığım döneminde DYP’den belediye meclis üyeliğine seçildim. Manisa’nın ilk kadın belediye meclis üyesi de benim. Hiçbir zaman yükseklerde gözüm olmadı. 5 yıl belediye meclis üyeliği yaptım. Babamın vefat ettiği dönemde 3 toplantıya katılamadığım için tüzük gereği üyeliğim düşürüldü. O dönem çok üzüldüm. Çünkü toplantıya katılamayanların mazereti bildirilirdi. Tek kadın meclis üyesi olmamın verdiği dezavantajla mazeret göstermiyorlar. Babamın ölümünün 40. gününde eve bir kağıt geldi. Beni toplantıya çağırıyorlar. Gündem maddesi de benim üyelikten çıkarılmam. Herkes babamın vefat ettiğini biliyordu. Evime geliyorlardı. Babamın ölümünden sonra ilk kez sokağa çıktım. Toplantıya gittim. Toplantıya Başkan Dayıoğlu katılmamıştı. Meclis üyelerinin çoğu yoktu. 9 kişilik bir heyet vardı. Bana söz verdiler. Mazeretimi bildirip takdiri meclise bıraktığımı söyledim. Ama sinirden de tir tir titriyorum. Oylama yapıldı. Emsal olacağı gerekçesiyle üyeliğimin düşürülmesine karar verildi. Karara saygılı olduğunu bildirerek çıktım salondan. Eve gelirken de bu insanlar ne kadar duygusuz, benim bunların için de ne işim var deyip söyleniyorum. Çok üzgünüm. Kıbrıs kardeş şehri, Salı pazarı gibi çalışmalar bizim önergemizle oldu. Daha iki seneliğim o zaman Sonra vakfa gittim. Dönemin savcısı ve valisi yanıma geldi. Onlar haberi almışlar. Bir kağıt imzalattılar bana. Benim adıma mahkeme açarak karara itiraz ettiler. 3 mahkemeye katılmadım. Sonrasında katıldığımda mazeretimi yeniledim. Hakim de mazeretimin büyük olduğu gerekçesiyle belediyenin aldığı kararı bozdu. Ama ben kararlıydım. İstifa edecektim meclis üyeliğinden. Çünkü çok zoruma gitmişti. Sonra Ümit ve Halil ağabeyler araya girdi. Onların da hatrını kırmayarak 3 yıl daha meclis üyeliği yaptım”

 Manisa’dan Avrupa’ya ilk turu o düzenledi

1992’de Türk Eğitim Vakfı’ndan emekli olmasının ardından Türk Kadın Konseyi’nin kurucu başkanı olan, aynı dönemde Türk Hava Yolları’yla çakışan yollarını ise şu sözleriyle anlatıyor: “Türk Eğitim Vakfı’ndan emekli olduğum gün 1992’de Türk Kadın Konseyi Manisa Şubesi’ni kurma onurunu verdiler. 4 yıl başkanlık görevi yürüttüm. Sonrasında başka arkadaşlarım bu görevi devraldı. Bu görev şimdi yine bende.  Türk Eğitim Vakfı Müdürlüğüm sırasında İzmir’den ahbaplarım vardı. Öykü Tur’un sahipleri. O dönemde bir tur düzenleyip elde edilen geliri vakfa bağışlamak istediklerini belirttiler. Bunun için bizden yolcu istediler. 1990 yılından itibaren turizm alanına girdik. Manisa’da bunun öncülüğünü yaptık diyebilirim. Manisa’da ilk Avrupa’ya tur düzenleyen benim. Türkiye iç turizminde de etkin olduk. Birçok yere turlar düzenledik” 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner94