banner83

O, GERÇEK BİR MARKA

Hani demiş ya şair “Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerin kifayetsiz olduğunu ...” İşte böyle bir şey şimdi Manisa’nın en hayırsever işadamının hayat hikayesini anlatmak sizlere. Üzerimde, madde alemindeki bir mana adamı şeklinde izlenim bırakan Cemal Ergün’ü anlatmaya şimdi kelimeler kifayetsiz… Hayırseverliğinden mi başlamalı, vergi rekortmenliğinden mi? Bir gönül adamının nasıl anlatılabilir ki maneviyatı?

O, GERÇEK BİR MARKA
banner87
 Manisa’nın Hayırsever İşadamı ve Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ün Babası Cemal Ergün, ULU ÇINARLAR yazı dizimize 84 yıllık yaşamını ve iş hayatındaki başarı öyküsünü anlattı. 

Hani demiş ya şair “Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerin kifayetsiz olduğunu ...” İşte böyle bir şey şimdi Manisa’nın en hayırsever işadamının hayat hikayesini anlatmak sizlere. Üzerimde, madde alemindeki bir mana adamı şeklinde izlenim bırakan Cemal Ergün’ü anlatmaya şimdi kelimeler kifayetsiz… Hayırseverliğinden mi başlamalı, vergi rekortmenliğinden mi? Bir gönül adamının nasıl anlatılabilir ki maneviyatı?

Yeni nesil onu Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ün babası olarak tanısa da Cemal Ergün, Manisa’nın hayırsever işadamları arasında. Her yıl kentin vergi rekortmenleri listesine adını yazdıran Ergün, çalışanları ve çevresince de çok sevilen bir isim. Manisa’ya anaokulu, ilköğretim okulu, park ve birçok eser kazandırdı. Cemal Amca, ilerleyen yaşına rağmen hala işinin başında.

Ailenin tek erkek çocuğu

Ergün Ailesi’nin tek erkek çocuğu olarak 1928’de dünyaya gelen Cemal Ergün, 3 kız kardeşi ve ailesiyle mutlu bir yaşam sürüyor. “Bizim zamanlarımız zor zamanlardı” diyen Cemal Amca ailesini ve eğitim sürecini şu sözlerle anlatıyor: “Tilki Süleymaniye Köyü’nde 1928 yılında doğdum. 3 kız kardeşim vardı. Ablam vefat etti. Okuma devri geldiğinde köyden annemin köyü Selimşahlar’a taşındık. Babamın bağları vardı. Ayrıca köylere at sırtında sigara dağıtırdı. Orada babam bir süre kahve işletti. Ondan sonra devlet Beydere Çiftliği’ni o zaman sahibi olduğu bir Yahudi’den satın aldı. Üretme çiftliği yaptı. Oranın müdürü de babamı yanına aldı. İlkokulu orada okudum. Orta okula geldim. Ama okuyamama gibi bir durumum vardı. Sonra Beydere’de ziraat okulu açıldı oraya gittim. Bir süre sonra okulun müdürü babamı çağırıp ‘bu çocuğun burada istikbali yok, bu çocuğu al ortaokula ver’ diyor. Babam okutacak durumda değildi. Nur içinde yatsın okumam için yardımcı oldu. Manisa’ya gönderdiler beni. Bir ailenin yanına verdiler, orada okudum”

3 yıl askerlik yaptı

Cemal Ergün, orta okuldan mezun olduktan sonra eğitimine devam etmez; babasıyla birlikte zahireciliğe yanı ot, saman, un satışına başlar. Askerlik çağı geldiğinde ise asker ocağına giden  Cemal Ergün tam 3 yıl askerlik yapar. Cemal Amca o günleri, “Liseyi okuyamadım; lise yoktu ki. Okumama lüzum kalmadı. Babamın yanında döndüm. O zaman İkinci Dünya Savaşı vardı. Babam zahire işine başlamıştı. Böylece tekrar babamın yanında çalışmaya başladım. O zaman Manisa’da 5-6 kişi trenle İzmir’e liseye giderlerdi. Ama bizde imkan yoktu işte. Neyse birkaç yıl babamın yanında çalıştıktan sonra 1947’de askere gittim. O zaman tren vagonlarıyla ağır ağır 10 günde Kayseri’ye vardık. Orada insan boyunda karlar gördüm. Çadırlarda konakladık. 2. Dünya Savaşı’ndan kalma iki uçak savar radar vardı. Biri İstanbul’a birini de Ankara’ya getirmişler. Biraz bilgili insanlar aramışlar askerden Amerikalılar. Beni Kayseri’den Ankara’ya gönderdiler. Orada 6 ay çalıştım. Tam 3 sene askerlik yaptım. Terhis olunca tekrar babamın yanına döndüm” sözleriyle anlatıyor.

‘Fiyatlar yükseldi, iflas ettik’

Askerden sonra da babasıyla birlikte çalışmaya başlayan Cemal Ergün iş hayatında Yahudi bir tüccarın da desteğiyle ilerliyor. O dönemlerde DP ile de yolları kesişen Cemal Ergün, “Askerlik bitti babamın yanında çalışmayı sürdürdüm. O zaman da yeni Demokrat Parti kurulmuştu. DP’de katiplik yapardım. DP iktidara 1950’de geldi. Yeni işe başlamıştım o zaman.  Askeriyeye, hastanelere, okullara mal verirdim. İşlerimiz biraz ileri gitti. O dönemki hükümet bir fiyat artırımına gitti. Un alamaz olduk. Tümene un veremez hale geldik. Turgutlu’da un fabrikası olan Yahudi bir tüccar beni fabrikasına çağırdı. Bize un vererek kurtardı. Sonra ona borcumun hepsini ödedim. Ama o dönem çok zorlandık, fiyatların yükselmesiyle iflasın eşiğine geldik. Bu yüzden babam felç geçirdi sıkıntıdan. Bu nedenle de DP’den soğudum” sözleriyle DP’yle yollarının neden ayrıldığını anlatıyor.

Babası geleceği gördü

İşleri iyiden iyiye düzelen Cemal Ergün, işlerini genişletme kararı alır. Bu konuda kendine destek verip yol gösteren Yahudi tüccara da teşekkür etmeyi unutmayan Cemal Ergün, atılganlığı, babasının rehberliği ise bugün geldikleri noktanın temellerini atmaya başlar. Babasının ‘şehir batıya büyüyecek. Uncubözköy’den senin üzerine arsa alalım’ sözlerine önce karşı çıkan ama şimdiyse haklılığını gören Baba Ergün, iş hayatındaki başarısını “Sonra işler düzeldi. İş yapmaya başladık. Sonra bir Yahudi tüccar beni yanına çağırdı. Bana Konya’dan mal topla dedi. O dönem vasıta yoktu malı vagonlarla gönderiyordum. Yine Kestane pazarındaki tüccarlara da gönderirdim iş yapabilsinler diye. Birgün iş yaptığım Yahudi bana dedi ki Manisa’da kendine İthalatçı-ihracatçı Vesikası çıkar. Dedim ki ben kimseyi tanımıyorum. Sen başvurunu yap arkanda ben varım dedi. Geldik Manisa’da daha hiç bu vesikayı alan yok. Hiç yapılmamış. Ankara’da yaptırdık. O dönemde kanaviçe, çuval, kalay gibi şeyler getirdik. 1965’te babam vefat etti. Babam hayatının son beş Youwin yılını yatalak olarak geçirdi. Babama ben baktım. Ondan sonra zahireciliği ben devraldım. O dönem beni Borsa Başkanı yaptılar. Borsa’nın zahireciler kısmı vardı o zaman. Ticaret Odası heyetine, Odalar Birliği’ne seçildim. Dış mahalleden ötede ev yoktu. Ulupark’tan ötede küçük roman mahalleleri vardı. Babam Uncubozköy’den arazi almaya başladı benim üzerime. O dönem babama çok karşı çıktım. Babam, ‘Yarın Manisa batıya doğru büyüyecek. Doğuda askeriye, sonrasında mezarlık var. O yöne gitmez. Her yerde böyle, şehirler batıya büyür’ dedi. Böylelikle arazi almaya başladık. Orada depo inşa edip, ot saman depo ettik. 200 dönüm arazi aldık. Hem de köylüye yardım ettik. Sonra orda su kuyuları aştık, depomuza Dış Mahalle’den elektrik getirdik. Çok meşakkatli dönemlerden geçtik. Daha sonra inşaat işine başladık. İnşaatlar yaptık” sözleriyle anlatıyor.

‘OSB’nin kurulmasına ben vasıta oldum’

Cemal Ergün, Manisa’ya Organize Sanayi Bölgesi yapılmasında da etkin rol oynuyor aslında. Ergün, bir kısmı kendi arazilerine kurulması için düşündükleri OSB’nin kuruluş hikayesini ise şu sözlerle anlatıyor: “Benim arazi 200 dönüme ulaşınca belediye sınırlarına alalım istedik. Alınmadı. O dönemde ağır sanayi Bursa’da yapılmaya başlamıştı. Ağır sanayiyi buraya kuralım dedik. Sanayinin kurulmasında ben vasıta oldum. Görüşmeler yapıldı. Köylüden de arsa alınacaktı. Köylü metrekareye 2 milyon isterken sonra vazgeçip, 10 milyon istedi. Sonra o dönemin Keçiliköy muhtarı yanıma gelip köylünün topraklarını 125 kuruşa satmak istediğini söyledi. Böylelikle OSB’nin şu anki yerine kurulması sağlandı.  Ağır sanayinin kurulmasına ben vasıta oldum. O dönemde Ticaret Odası’nın bana bu girişimden dolayı verdiği takdir belgesi var. Hala saklıyorum”

Evlilikte 60 yılı geride bıraktı

Evlilik hayatında 60 koca yılı geride bırakan Cemal Amca, 3 çocuk 5’te çocuk sahibi. “Ben tahsilimi tamamlayamadım. Ama çocuklarımı da torunlarımı da okuttum” diyor.

‘Çalışanlarımı evladım gibi görürüm’

Toprakla uğraşmayı sevdiğini ahlatan Cemal Ergün, hafta sonlarını ise Uncubozköy’deki bahçesinde geçiriyor. Cemal Ergün özel hayatını ise, “Sağlığıma dikkat ederim. Yaşım dolayısıyla hafif şeyler yemeğe özen gösteririm. 2 yıl öncesine kadar araba kullanıyordum. Ama artık kullanmıyorum. Havalar güzel olduğunda ve hafta sonları siteye gidiyorum. Orada yürüyüşler yapıyorum. Bir bahçe yaptım. Orada tüm meyve ağaçları var. Gül bahçem de var. Eskiden çocuklarım gelirdi. Ama şimdi çok fazla gelen giden de yok. Cemal Ergün Fidanlığı diye geçiyor. Ben kurdum büyüttüm. Çok seviyorum toprakla ilgilenmesini. Oraya bir köprü iki tane de park yaptım. Oraya gittiğimde sanki cennetteymişim gibi hissediyorum. Meyve zamanı toplattırıp, çalışanlarıma, komşularıma, hısım ve akrabalarıma yolluyorum. Zeytin ve bademlerimi de aynı şekilde. Bütün çalışanlarıma zeytinyağını ben veririm. Çalışanlarımı evladım gibi görürüm” sözleriyle aktarıyor.

‘Oğlumla gurur duyuyorum’

Cemal Ergün, oğlunun belediye başkanı olmasının kendisini gururlandırdığını anlatırken; bu konunun suiistimal edilmesine fırsat vermediğini dile getiriyor. Cemal Ergün bu konuda, “Oğluma belediye reisliği konusunda teklifler geldi. O da bunu değerlendirdi. Biz de aile olarak her zaman destekledik. Şimdi oğlum Uncubözköy’e bir şey yapmaktan çekiniyor. Babasına hizmet ediyor denir diye. Uncubozköy’e oğlum belediye başkanı olduktan sonra belediyenin rutin hizmetleri dışında hiçbir şey yapılmadı. Cengizim bu konuya çok dikkat ediyor” diyor.

Lise yaptırmak istiyor

Şimdilerde bir lise yaptırmak istediğini dile getiren Cemal Ergün bu konuda yetkililere de seslenerek, “İlkokul ve anaokulu yaptırdım. Lise için yukarıda yerim ayrılmıştır. Orada 15-20 kişinin hissesi var. Onların parası ödendi. Ben de buradan belirtmek istiyorum. Benden arazimi bağışlamam istendi. Yapsınlar projeyi, versinler ismimi ben de bağışlayayım” ifadelerini kullanıyor.

‘Hayatımda hiçbir pişmanlığım olmadı’  

84 yıllık yaşamında geriye dönüp baktığında hiçbir pişmanlığı olmamasının mutluluğunu yaşadığını ifade eden Cemal Ergün, “Bugün kimse, Cemal Ergün bana şu kötülüğü yaptı diyemez. Yaşım 80’i geçti. Çok şükür geriye dönüp baktığımda her yaptığımla iftihar ederim. Ben hatalıysam geri dönerim. Düzeltmeye çalışırım, telafi ederim. Ama güzel bir mahalle kurduğum için gururluyum”  

 

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner94