banner83

O MANİSA'NIN EN ESKİ AYAKKABICILARINDAN

O, Manisa’nın Ayakkabıcı İrfan’ı. 1957 yılında Havuzlu Çarşı’da açtığı dükkanda tam 55 yıldır Manisalılara hizmet veriyor. İlerleyen yaşına rağmen her gün işyerine gelen İrfan Kılıç, 13 yaşında çıraklıkla başladığı ayakkabıcılığı 67 yıldır sürdürüyor. Siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmayan İrfan Kılıç, aşkla yaptığı mesleğinde bugün Manisa’da bir marka.

O MANİSA'NIN EN ESKİ AYAKKABICILARINDAN
banner87
 Manisa’da İrfan Ayakkabı’yı bilmeyen yoktur. Havuzlu Çarşıda yarım asrı geçen bir dükkan burası. İşletmecisi 80 yaşında İrfan kılıç. Bugünlerde oğluyla birlikte çalışıyor. Zorlu bir hayat mücadelesiyle bugünlere gelen İrfan Amca’yı bu haftaki yazı dizimizde konuk ediyoruz. Kendisine bizleri kırmayıp sorularımızı yanıtladığı için bir kez daha teşekkür ediyoruz.

3 yaşında babasını kaybetti

1932 yılında Manisa’da doğan İrfan Kılıç, 3 yaşına geldiğinde babasını kaybetmiş. Zorlu bir çocukluk dönemi geçirdiğini dile getiren İrfan Kılıç iki kardeşi ve annesiyle birlikte özellikle gençlik yıllarında büyük zorluklar yaşıyor. Disiplinli bir ailede büyüdüğünü anlatan İrfan Amca, aynı disiplini çocuklarına da verdiğini belirtiyor. İrfan Kılıç o yılları şu sözlerle anlatıyor:  1932 yılında Manisa’da doğdum. Doğma büyüme Manisalıyım. 3 kardeştik. 2 erkek bir kız. Babam memurmuş. Ben 3 yaşındayken vefat etmiş. Ben babamı hatırlamıyorum”

13 yaşında ayakkabıcı çırağı olarak başladı

Çocukluk yılları ikinci dünya savaşı dönemine, Türkiye’de ekmeğin karneyle alındığını dönemlere denk gelen İrfan Kılıç, fakir bir ailede aile bütçesine katkı sağlamak için küçük yaşta atılmış iş hayatına 13 yaşında kavaf olarak başladığı ayakkabıcılıkta bugün ayakkabıda marka haline gelmiş.

‘Bizim evde gülmek yasaktı’

İrfan Kılıç o günleri ise, “Bizim evde gülmek yasaktı. Fakirdik. Bir lokma ekmeğe muhtaçtık. Ben 5 yıl ilkokula nalınla gittim. O günlerden bu günlere çalışarak, didinerek geldim çok şükür” sözleriyle aktarıyor.

‘Görücü usulüyle evlendim’

1957 yılında dükkanını açtıktan sonra evlenmeye karar veren İrfan Amca, abisinin beğendiği Caliye Hanım’la görücü usulüyle hayatını birleştiriyor. “O günlerde usul öyleydi” diyen İrfan Kılıç, birlikte yarım asrı geride bıraktığı eşini çok sevmiş. İşte İrfan Amcanın ağzından evlilik öyküsü: Dükkanı açtıktan sonra evlendim. Eşimin adı Caliye. Eşimi ilk abim görmüş, beğenmiş. Ben görmeden evlendim. O zamanlar öyleydi. Görücü usulüyle evlenilirdi. İki oğlum var. Birisi benimle birlikte. Diğeri ise İzmir’de tekstil işi yapıyor. Eşimle evlilik hayatımda en ufak bir tartışmamız olmamıştır. Bunun sırrı ise dürüstlük ve sevgi, karşılıklı anlayış. Birbirimizi görmeden evlendik ama çok sevdik. Ben işle meşgulken eşim de evi idare etti. Çocuklarımızı layıkıyla yetiştirdi. 2 tane oğlum var. Çocuklarımın annelerle ilişkileri çok iyi. Biz de kötülük olmaz. Disiplin, terbiye, edep, haya. Ben böyle gördüm. Çocuklarımı da böyle yetiştirdim”

Zor yılları güven ve dürüstlükle aştı

55 yıllık ticaret hayatında zor zamanlar da yaşayan İrfan Kılıç, iyi gününde yanında olan insanların kötü gününde biber birer kaçtığını da görmüş. İrfan Kılıç o gün yanında olanlarla hala dostluğunu sürdürdüğünü anlatarak, o günleri güven, sevgi ve dürüstlükle aştığını dile getiriyor.

‘Torun çocuktan çok seviliyor’

İrfan Amca çocukları ve torunlarıyla olan ilişkisini ise şu sözlerle anlatıyor: “Biz çok disiplinli büyüdük. İki oğlumun biri 50 diğeri 40 yaşında. Yanımda daha ayak ayak üzerine atarak oturmamışlardır. Öyle yetiştiler. Bunun eğriliği, doğruluğu tartışılır. Ama ben öyle gördüm, öyle de yetiştirdim. 3 torunum var. Biri erkek, iki kız. Onları çok seviyorum. Torun çocuktan çok seviliyor derler çok doğru”

İŞ HAYATI

İlkokul mezunuyum. İlkokulu bitirdiğimde kunduracı Hulusi İltemiş ustamın yanında çıraklığa girdim. Dükkan Bedesten çarşısındaydı. Orada 8 yıl çalıştım. Sonra Mehmet Mercül’ün yanında kavaflık yapmaya başladım. 2 yıl orada çalıştıktan sonra askere gittim. Askerden sonra bir dönem ağabeyimin yanında çalıştım. 1957 yılında da bu dükkanı açtım. İlk iki yıl ortaklı çalıştık. Daha sonra dükkanı devraldım. O zamandan bu zamana da bu dükkandayım. İşe ayakkabıcı olarak başladım. Sonra çanta satışı geldi. 

SPOR

Sporu sevmiyorum, aram hiç yok.

Futbolu da sevmem izlemem

Tuttuğum bir takım yok.

SİYASET

Siyaseti de sevmiyorum.

Çok davet geldi ama kabul etmedim.

Siyasete girmediğime de hiç pişman olmadım.

Çünkü yapamam. Mizacıma uygun değil.

Bugüne kadar herhangi bir siyasi parti ya da meclis üyeliğim olmamıştır.

Herhangi bir sivil toplum örgütüne de üyeliğim yok.

Bir dönem Ticaret Odası yönetimine aldılar. Toplantılara katılmadığım için bir süre sonra yönetimden çıkarıldım.

YEMEK

Yemekle aram iyi, her şeyi severim.

Yemek ayırt etmem. Ne bulursam yerim.

Şeker hastası olduğum için az ve sık yemek yerim.

Tatlıyı çok severim ama korkarım.

HOBİ

En büyük hobim. Mesleğim. İşimi yapmayı çok seviyorum.

İlerleyen yaşıma rağmen hergün işime geliyorum.

SEVMEDİĞİ YÖNLERİ

Kendimde sevmediğim yönler var elbette. Bunların başında çok çabuk sinirlenmem geliyor. Çok müşteri kovmuşluğum var. Ama yine gelir benden alışveriş yaparlardı.

TAHAMMÜL EDEMEKLERİ

Riyakarlığı hiç sevmem.

Yalan söyleyemem.

Söyleyeni de sevmem.

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner94