TARZANIN ANISINA

1923 te geldiği Manisa'nın enkaz kaldırılmasında bulunmuş, daha sonra da Manisa'nın yeşillendirilmesi için ağaç dikmeye başlamış. Belki de dünyada ilk kez çevre hareketini o başlatmıştır. Bu çıplak adam, bir bahçıvan çırağı, Ahmet Bedevi, yani Manisa Tarzanı'dır. Tarzan, kuru dalları ektikçe, sanki elinde sihir varmış gibi dallar yeşerip, fidan olmaya başlamış. Fidanlar ağaç olurken O, Yeşil Manisa'nın sembolü olmuş, Tarzan'ın kalbi; ağaçların gövdesi, dallar kolları oluvermişti.

Tarzan, yaşamında ağaç sevgisiyle bütünleşmiş, bir gün insanların doğa katliamına karşı kayıtsız kalamayacağını, yıllar önce haykırmış, Yeşil derken yüreği titreten, Ağaç sevgisi derken bilinci bileyen Tarzan, "Yeşilin Atası" olarak kabul görmüştü..

Tarzan bir yaratıcıydı, Eşsiz özverisiyle, doğa ile iç içe yaşamanın güzelliğini insanlara öğretmiş, yaprağın yeşilinde sevinci, mutluluğu bulmuştur. Onun her söylediği sözde bir ders vardır. Sevdiğim Meralım derken bakışlarında acı, umut vardır. Çocukluğum, gençliğim at üstünde geçti derken, duruşunda yiğitlik vardır. Yiğidi anlamak kolay mı? Sen diyesin Kerküt'te doğdu. Ben diyeyim Bağdat'ta. Nerede doğduğu çok mu önemli? Önemli olan çevreci olması, yeşili sevmesi. Daha önemlisi ormanlar meydana getirip “Yeşilin Atası" olması.

İnsan yapıtı olan her güzellik, büyük uğraşlar sonucu ortaya çıkmıştır. Bu gün Manisa ,Yeşil Manisa adını almışsa ,Tarzan'ın yaz-kış diktiği fidanlarının, ağaç olmasındandır. Ağaçların tomurcukları, baharı müjdelerken, sevgi tomurcuklarının çoğalması için Tarzan, fidanlıklar meydana getirmiştir. Doğa en katıksız güzelliktir. Tarzan, yeşili ümit, çiçekleri de çocuk gülüşü olarak görmüştür.

Doğa, bazen bir ağaç dalında yeşil haykırıştır. Bazen doruklarda bir buluttur. Doğada en büyük tutku, yeşilden esintidir. Tarzan, varlığına rüzgarın sesini, kuşların şakıyışını, ağacın yeşilini veren ilk doğa koruyucusudur. Daha doğrusu "Yeşilin Atası"dır. Tarzan, doğayı yeşiliyle, beyazıyla, kırmızısıyla... Tüm renkleriyle seven insandır. Doğa, dört mevsim var oluşun haykırışıdır. O, bu haykırışlar içinde, bazen kuş kanadında, özgürlüğü haykırmıştır. Tarzan renk cümbüşü ile bütünleşmiştir. Dağlar, onun evidir. Bir ağaç altı, bahçesidir. Tarzan, gün gelmiş eğitici bir öğretmen olmuş, İnsanlara ağaç dikmesini, yetiştirmesini öğretmiştir.

Ağaç ve doğa sevgisinin önderi sayılan ve Türkiye’nin bilinen ilk çevrecisi Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi'nin Manisa ile bağlantısı, Türk ordusu ile beraber, Manisa'nın kurtuluşunda kente girmiş olmasıdır. O yıllarda kül yığını haline gelen Manisa'yı eski haline getirebilmek için, yaşamı boyunca Manisa'ya ve Spilios'a binlerce ağaç dikmiştir.

Ahmet bedevi; Tarzan esprisine uygun bir biçimde, yaz-kış siyah şort upuzun sakalı ile o efsanevi Tarzan filmlerinin bir izdüşümü gibi yaşamıştır. Tarzan, simge bir isimdir. Bu gün dünyada çevreci hareket hız kazanıyor. Çünkü tropikal ormanlar tükenmek üzere. 60 yıl önce tropikal hareket bu denli hız kazanmamıştı. Doğa sevgisi, doğa ile haşır neşir olan Tarzan'ı filmlerden izlemekti. Ama o bir filmdi. Ahmet Bedevi ise gerçek bir tarzandı.

Manisa'yı yeşillendiren tüm ulu ağaçları o dikti, dikilmesine öncülük etti. Dağda tek başına bir kulübede yaşamını sürdürdü. Ağaç kesenlerin korkulu rüyası oldu. Ağaç kesenlerin karşısına dikildi. Tarzan'ın Spil Dağı'ndaki kulübesine insanlar otuz dakikada yol alırken Tarzan bu yolu altı dakikada çıkıyor, üç dakikada iniyordu. Hem de her gün üç dört kez.

Manisa'nın ağaç ve yeşilliği ile özdeşleşen Tarzan, Türkiye'deki dağların zirvelerine tırmanmayı tamamlayıp Manisa'ya döndüğünde, kesilmiş ağaçları görünce, "Yokluğumdan yararlanıp ulu çamları kesmişler, evlatlarını kaybetmiş baba gibiyim, göğsüme hançer saplanıyor, dayanamıyorum" diyerek üzüldü. O kadar üzüldü ki kalp spazmı geçirerek hastaneye kaldırıldı. Aşırı efor nedeniyle kalp büyümesine bağlı yetmezlik teşhisi konulan Tarzan'a, kendisini daha az yorması önerilse de, o tam iyileşmeden hastaneden çıktığı gibi; kent merkezindeki park içerisine hazırlanmış yeni kulübesi yerine, Spil Dağı eteklerindeki ilk kulübesine yerleşti. Sağlık şartları bakımından tekrar hastaneye kaldırıldığı 31 Mayıs 1963 günü ise vefat etti. Manisa Tarzanı , ölümünden sonra da ölümünden önceki gibi sevilmeye devam etti. Adına heykel yapılacak kadar sevilen Manisa Tarzanı, her yıl 31 Mayıs ve 5 Haziran tarihleri arasında Manisa halkı tarafından anılıyor.

Kaynaklar; http://www.manisavdb.gov.tr/tarzan, https://www.cnnturk.com/yasam/film-degil-gercek-manisa-tarzani

YORUM EKLE