TEKASÜR NEDİR?

Mâliki’l-Mülk yani bizde emaneten bulunan her şeyin gerçek sahibi olan yalnızca Allah’tır. Kur’an- Kerim’in pek çok ayeti insanlığın geçmişte ve günümüzde yaşadığı “dünyanın sahibi olduğunu zannetme” krizinin tedavisine yöneliktir. İnsan geçici ve sınırlı bir şekilde sahip olduğu dünyalıklarla ebedileşeceğini zannetmiş, şımarmış, sınırları aşmış ve nihayet nankörlerden (kâfir) olmuştur. Zannedilenin aksine Peygamberler sadece nankörlüğün doruk noktası olan şirk ile değil nankörlüğün en önemli tezahürü olan adaletsizlikle de mücadele etmişlerdir. Haksız kazanca, nimet-külfet paylaşımındaki dengesizliğe itiraz etmişlerdir. Şirk Allah’ı inkâr etmenin değil, Allah’ın ekonomi, siyaset, ahlaka müdahale etmesinden duyulan rahatsızlığın bir sonucudur.

İslam’ın devleti öncelikle yüreklerde kurulmuştur. Faizcilik, tefecilik, haksız vergiler ve imtiyazlı sınıfın her türlü aşağılayıcı tavırlarından bunalan Mekke’nin fakirleri ve köleleri için İslam bir alternatif olmuş, bu köle düzeninin değişeceğine dair bir umut oluşturmuştur. Bu sebeple en çok iman edenler onlar olmuşlardır. Müesses nizamın insan onur ve haysiyetine yakışmadığını düşünen ve bu düzenin değişmesi gerektiğini düşünen bazı Mekkeli zenginler de inananlardan olmayı tercih ettiler. Hatta Ebu Talip gibi Mekkeli bazı müşrikler iman etmeye yanaşmadıkları halde; “Zulüm bizden ise ben bizden değilim” (Rachel Corrie) şeklinde bir tavır geliştirecek, Hz. Peygamber’e (sas) ve ashaba destek vermeyi tercih edeceklerdi.

Gücün, servetin ve şehvetin esiri olmuş nankör (kâfir) insanlar alabildiğine çoğaltmanın ve bu çoklukla övünmenin gayretindeydiler. Kur’an-ı Kerim bu gerçeği “Tekâsür” kelimesi ile ifade eder. Ülkelerin işgal edilmesi, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının talan edilmesi, insanın insanı sömürmesi “Tekâsür” hastalığı ile ilgilidir.

Bu hastalık iki farklı şekilde gün yüzüne çıkar.

  1. Servet yığma ve sınırsız sermaye biriktirme (Kenz)

Tevbe Suresi 34. Ayet dini değerlerin servet yığma ve sermaye biriktirme (tekâsür) alet edildiğini dile getirir. “Ey inananlar, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) Allah yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allâh yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azâbı müjdele!”

Bu gün dünyada hakim yaşam tarzı olan kapitalizm bir tekâsür (kenz) ideolojisidir. Helak edilmiş uygarlıklardan kalan yüce eserlerin kalıntıları ve piramitler, devasa gökdelen ve AVM’ler ile gücünün doruğunda olduğunu ispat etmeye çalışan modern insan için bir hatırlatma olarak görülmelidir.

  1. Sayısal anlamda çok olma arzusu, yandaşlarının, üyelerinin, müritlerinin, sempatizanlarının çokluğu ile övünme

Kur’an-ı Kerim ise sayısal çokluğun öneminin olmadığını vurgular. Hele bir toplum hak ve adalet duygusunu yitirmişse sayısı ne kadar çok olursa olsun, hükmettiği alanın metre karesi ne kadar büyük olursa olsun ahirette gününü görecektir. “Kendilerine vâd olunan azabı veya kıyamet saatini gördüklerinde, kimin yardımcılarının daha zayıf, kimin askerlerinin daha az olduğunu, işte o zaman anlayacaklardır.” (Cin Suresi, 24. Ayet) Önemli olan nicelik değil, niteliktir. Allah’ın izniyle tarihte nice az ama inançlı, az ama teşkilatlı çalışan topluluklar kendilerinden kat kat çok olan topluluklara galip gelmişlerdir. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kaan
Kaan - 3 hafta Önce

Aynen sayın müftüm, Allah razı olsun güzel bir konuyu ele almışsınız

banner95

banner94