TUTANAKÇILAR


Kamil KARAGÖZ

Kamil KARAGÖZ

06 Temmuz 2018, 09:25

ATATÜRK’ÜN 01 MART 1922’DE KAMUTAY’I AÇARKENKİ KONUŞMASINDAN
 
Baylar... Adliye siyasetimizden sonra ulusal yaşantımızın en çok ilgili bulunduğu ekonomimize ilişkin düşüncelerimi sunacağım. Bu konuya girmeden önce görüşünüzü açıklamak için yüksek kurulunuzdan ve bütün evrenden bir soru sormama izin veriniz.
Türkiye’nin sahibi ve koruyucusu kimdir? Bunun yanıtını hemen birlikte verelim. Türkiye’nin gerçek sahibi ve saygıdeğer kişisi gerçek üretici olan köylüdür. Öyleyse herkesten daha çok gönenç, mutluluk ve varlığa hak kazanmış ve buna en çok yaraşık olan köylüdür. Bundan dolayı, Kamutay’ın da Hükümet’in de ekonomik siyaseti bu yüce amacı elde etmeye yönelik olmalıdır.
Baylar diyebilirim ki bugünkü yıkım ve yoksulluğumuzun tek nedeni bu gerçeği göremeyişimizdir.
 
Gerçekten yedi yüzyıldan beri dünyanın dört bir köşesine göndererek kanlarımızı akıttığımız, kemiklerini yabancı topraklarda bıraktığımız ve yedi yüzyıldan beri emeklerini ellerinden alıp gereksiz yere harcadığımız ve buna karşılık sürekli olarak aşağılayıp küçük gördüğümüz bunca esirgemezlik ve bağışlamalarına karşılık iyilik bilmezlik, sıkılmazlık ve zorbalıkla uşak düzeyine indirmek istediğimiz bu soylu koruyucunun önünde bugün utançla ve saygıyla kendimizi toplayalım.

TUTANAKÇILAR
Yıllar önce bir zabıtaya “Zabıta ne demek” diye sormuştum. “Tutanakçı” demek diye karşılık verdi. “ Biz çarşıda pazarda iş yerlerini. satıcıları denetleriz. Yasalara aykırı davrananlar için tutanak yaparız” demişti.
   
Sanırım 2018 mayıs ayının ilk günlerinde olacak. Bir akşamüstü eve dönüyordum. Evin yakınında Endüstri Meslek Lisesi önünde bir gürültü, bağırış çağırış insanlara yerlere dökülmüş kirazlara üzüntüyle bakıyordu. Sahibi tartı aracın alıp götüren tutanakçıların arkasından koşuyordu. Olanları ben de ilgiyle izliyordum. Biraz sonra tartı aracını alamadan dönen  satıcı yerlerdeki kirazları toplamaya başladı. Bir süre sonra naylon torbaya doldurduğum kirazı ileride bir yerden tarttırıp parasını da verip ayrıldım.
    
Oralarda her zaman, kucağında çocuk olan kadın dilenciler, simit satanlar, erik
, çağla v.b satanları görür geçip giderdim. Ama bu kez yaşadıklarım beni çok etkiledi. Bu insanlar sattıklarını yerlere dökecek kadar öfkelendirilmemeli. Uygarca insanca bir çözüm bulunmalı. Örneğin haftanın her günü belirli bir yerde üretici pazarı kurulmalı.  Karşıyaka’da, Soma’da, Foça’da ve daha pek çok yerde üretici pazarları kurulduğunu duydum. Üreticiler bu pazarlarda ürünlerini satıyor. O yere dökülen kirazlar oraya bin bir emekle geliyor. Satıp ta üç beş kuruş kazanarak evine ekmek götürecekleri böylesine aşağılayıp öfkelendirmeye hakkımız yok. Böyle köylüleri, küçük üreticileri üretimden koparırsak; marketlerde köy yumurtası ararız diyorum ve şiir defterimden bir şiirimi paylaşıyorum.
 
DÜNLER GERİDE KALSIN
 
Akıp geçen ak yıllar sevgiyi bizden çaldı
Ne varsa güzel olan hep elimizden aldı
Kırık dökük anılar yaşama umut saldı
Yarına bak sevgilim dünler geride kalsın
 
Dönmeyelim bir daha o karanlık dünlere
Yepyeni bir umutla başlayalım günlere
Can versin o aşkımız tarlada ürünlere
Yarına bak sevgilim dünler geride kalsın
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.