banner83

UÇMASI BEKLENEN BALIKLAR: ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Bildiğimiz gibi hepimiz aynı hızda ve aynı yöntemlerle yeni bilgiyi öğrenemeyiz. Bunun sebebini basit anlamda hepimizin sahip olduğu farklı öğrenme stilleri ve kişilik özelliklerimiz ile açıklayabiliriz.

Kimimiz yazarak, kimi insan dinleyerek kimisi de anlatarak öğrenebilir. Bazı çocuklar yerlerinde oturamazlar sürekli kalkıp dolaşmak isterler ve arkadaşları ile iletişim kurarlar ve buna rağmen nasıl olur da öğrenme ile ilgili sorunları olmadığını düşünürüz ama aslında bu yol o çocuğun bedensel zekasının baskın olduğunu ve hareket ettiğinde daha kolay öğrendiğini de bize söylüyor olabilir.

Bahsettiğimiz gibi insanların çeşitli öğrenme yolları ve stilleri olmasına karşın bazı çocuklar ne yaparsa yapsın öğrendiklerini kolayca unutmakta veya öğrenme konusunda akranlarından çok geri kalabilmekteler. Aileler bu durumla baş edebilmek için çocuklarını ders konusunda daha çok çaba göstermeye zorlamak veya özel ders aldırmak gibi yollar deneyebilirler. Bazı ailelerin ise yanlış da olsa çocuklarını etiketleme ve hırslandırmak için başkalarıyla kıyaslama yoluna da gittiklerini görüyoruz.

Çocuğunun daha geç ve zor öğrendiğini fark eden aile öncelikle çocuğun sınıfını dikkate almalıdır. İlköğretim birinci sınıfın sonuna gelmeden çocukları hakkında bir çıkarım yapmamalı ve öğrenme konusunda çocuğun başaracağı seviyenin üstünü çocuktan beklememeliler. Örnek vermek gerekirse henüz sayıları karıştıran bir çocuktan matematik işlemi yapmasını beklerseniz çocuk yapamayacağı için kendine olan inancı da zedelenir ve başaramayacağım düşüncesi ile çaba göstermek istemez. Bu sebeple öğrenme konusunda zorluk yaşadığını düşündüğünüz çocuğunuz için bir psikologdan değerlendirmesini talep ederek sürece yön verebilirsiniz.

***

Öğrenme güçlüğü dediğimiz durum; çocuğun öğrenme süreçlerinde yaşadığı zorlanma ve kavrayamama durumu şeklinde basitçe açıklanabilir. Bu tanıya sahip çocukların bazıları harfleri doğru yazamaz ve okumada gecikir, bazıları sayıları ve sayılarla işlemler yapmada zorluk yaşar. Bu durum her çocukta seviyesi ve çeşidi bakımından da farklılaşabilir.

Öğrenme güçlüğünün nörolojik bir durum olup olmadığı her zaman net değildir ve psikojenik dediğimiz çocuğun psikolojik olarak var olan sorunsalından/durumundan kaynaklanan öğrenme güçlükleri de sıklıkla bizlerin karşılaştığı sonuçlardandır. Yine örnek vermek gerekirse canınız bir duruma sıkkınken sizden çince öğrenmenizi istesek muhtemelen bu sizin için de kolay bir süreç olmayacaktır. Buna benzer şekilde çocukların da var olan kaygıları, korkuları ve anlamlandırmadığı, psikolojik anlamda çocuğa yük olan durumlar çocuğun öğrenme süreçlerini belirgin şekilde etkiler. Buna benzer sebeplerle öğrenme güçlüğü yaşayıp yaşamadığını bir çocuk psikoloğuna giderek konuşmak ve belki de terapi almasını sağlamak çocuğu daha çok ders çalışmaya zorlamaktan daha etkili bir yoldur.

Öğrenme güçlüğüne sahip çocukların zeka seviyelerinden bahsetmemiz gerekirse bu çocuklar sıklıkla normal ve normalin üzerinde zeka puanına sahip olduklarını görürüz. Yani yapamaz diye etiketlenen, diğer çocuklara göre geç öğrendiğini ve çabuk unuttuğunu gördüğümüz bu tanıya sahip çocukların zeka ile ilgili hiç problemleri yok desek yanlış olmaz. En ünlü sanatçılar, ressamlar, belki de bilim insanları arasında bu tanıya sahip kişilerden azımsanamayacak sayıda kişi olduğunu söyleyebilirim. Bu sebeple belki de balığın yüzmesi gerekirken ondan uçmasını beklemenin yanlış olduğu gibi çocuğun da var olan yeteneklerine odaklanıp başarma duygusunu desteklemek bizim ihtiyacımız olandır…

Herkese iyi haftalar dilerim

YORUM EKLE

banner95

banner94