banner83

ÜLKE OLARAK ZOR BİR HAYAT BİZİMKİSİ

Dünya gündeminde virüs etkisini hızla sürdürüyor. Sosyal alanda, ekonomik alada, yaşam şartlarında olsun virüsün dünyaya ve ülkemize verdiği zarar çok fazla. Milyonlarca kişinin ölümüne sebep olan virüs, kolay kolay bitmeyeceğini bize bir kez daha gösterdi. Buna rağmen hayat devam ediyor. Umarım dada dikkatli oluruz ve bu virüsü hep birlikte yeneriz.

Son günlerde siyasi partilerin ısrarla kongre yapması, dükkanı kapalı olan esnafı, okula gidemeyen öğrenciyi, düğün yapamayan evlenecek çiftleri ve buna benze bir çok kişi ve işletmeyi çileden çıkarmaya yetti de arttı bile.

Siyasi partilerin il kongrelerinde ısrar etmesi ve pandemi nedeniyle kısıtlama çeken ve kurallara uyan herkesi kızdırdı. Hani derler ya “Dostlar alışverişte görsün” bu söz kongreleri anlatmaya cuk diye oturuyor. Çünkü demokrasi gereği bir yerde seçim olabilmesi için adayların olması gerekiyor. Ama siyasi partilerin kongrelerine baktığımız zaman ortada bir seçim değil, adeta hazır bir başkan adayı ve ekibi tek liste olarak seçime giriyor ve biz de bunun adına kongre başkan seçimi diyoruz. Buna kim inanır?

SOSYAL MEDYA İYİCE İÇİMİZE İŞLEDİ

Bir ülkenin refah ve huzur içinde yaşamasında en önemli faktörü ekonomidir. Birey olsun, aile olsun, toplum olsun ekonomik düzeyi yerindeyse o toplum huzur içinde yaşar. Ülke olarak ekonomimizin iyi gitmediğini hatta hazinede sıfırı tükettiğimizi herkes biliyor. Üretim olmayınca, tarım ve hayvancılık desteklenmediği sürece, esnaf ve sanayici üretmediği sürece bu durum hep böyle gidecek.

Maliye ve hazine bakanlığı görevinden istifa eden Berat Albayrak, istifasını sosyal medya hesabından yapınca hepimiz şaşırdık. Koskoca Bakan, instagram hesabından istifa ediyor. Oysa devlet erkanında böyle bir durum daha önce yaşanmamıştı. Ardından Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal yine istifasını twitter hesabından istifasını duyurması bizleri bir kez daha şaşırttı.

Düşünsenize koskoca Merkez Bankası Başkanı oluyorsun, milyar dolarları yönetiyorsun ama “istifanı ver” denince kendini dahi savunamıyorsun. Her şeyi günahıyla sevabıyla kabullenip, tüm olanları sineye çekiyorsun. Peki, neden iktidar partisinde istifa edenler hiç dargın olmuyor? Ya da neden kendilerini savunma gereği duymuyorlar? Sebebi belli. Çünkü iktidar cephesinde öyle bir düzen kurulmuş ki, bu düzende kaldığın sürece sana hiçbir şey olmuyor. Yani bugün bakan olan yarın belediye başkanı oluyor. Milletvekilliği elinden alınan biri, yarın üniversiteye rektör oluyor. Kurum müdürlüğünden alınan biri, bakanlıkta müsteşar oluyor. Yani değerli okurlarım bu dönem siyasetin içinde olanlar asla boşta kalmıyor. Tabi durumda istifa ederken kelimeleri özenle seçmek ve asla kimseyi incitmemek gerekiyor.

KURULAN PARTİLER HİZMET İÇİN YETERLİ Mİ?

Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Muharrem ince, Mustafa Sarıgül, Fatih Erbakan, gibi partilerinde üst düzey yöneticilik yapmış isimlerin partilerinden ayrılarak yeni partiler kurması, siyasette rekabetin kızışacağı sinyallerini veriyor. Özellikle AK Parti ve MHP’den ayrılan seçmen bu yeni partilerde kendini bulabiliyor. Bunun farkında olan iktidar cephesi, gündeme en kritik konuları getirerek seçmenin gözünde başarılı imajı vermeye çalışıyor. HDP’nin kapatılması, yeni anayasa gibi can alıcı konuların gündeme gelmesindeki en büyük etken iktidar partilerinin son zamanlardaki oy kayıpları.

Olası bir erken seçimde neler yaşanır bilinmez ama zor bir seçim olacağı ve sonucunu tahmin etmenin imkansız olacağı biliniyor. Artık seçim sonuçlarını millet belirlese de, iktidar olmak için partilerin kendi içlerinden verecekleri tavizler belirleyecek.

İktidar partilerinin işi zor. Ya yorgunluğa boyun eğecek ya da 19 yılın tecrübesiyle tekrar iktidarda kalacak. Bunu hep birlikte göreceğiz.

Kalın sağlıcakla…

YORUM EKLE

banner95

banner94