banner83

ÜLKEMİZ YAPAY GÜNDEMİ BIRAKIP "ÖNCE TARIM" DEMELİ!

Manisa Denge gazetesinde ilk köşe yazılarımı yazmaya başladığımda içimde sanki kelebekler uçuyordu. İnsanın fikirleri, görüşlerini paylaşacak bir platform olması kadar insana mutluluk verici başka bir şey olamaz.
Tabii sadece gazeteler değil insanlarla iletişim kurmanın yolu. Bunun yanında toplumsal olarak en fazla iletişim kurduğumuz ve birçok haberden onun vasıtasıyla haberimiz olan televizyondan bahsediyorum. Belki toplum olarak fazla gazete ve dergi okumuyoruz ama Türk halkı olarak çok iyi televizyon seyredicisiyiz.
VE ARTIK ETV EKRANLARINDAYIM
Köşe yazılarımdan sonra televizyon programlarında da bana yer veren ETV ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. Bundan sonra salı günleri tarım ve hayvancılık üzerine canlı yayınlarla söyleşi yapacağım. Ülkenin ve Manisa'nın tarım ile ilgili her konuda yeni konular ve konuklarla birlikte bu programı sunmaya çalışacağım.
NEDEN TARIM?
Globalleşen dünya düzeninde aklı selim olan her ülke tarıma ve gıda sektörüne yatırım yapmaktadır. Bunun en güzel örneğini dünyanın başına gelen pandemi salgınında öğrendik. Yasakların ilan edildiği andan itibaren halkın önce marketlere marketlerden de gıda reyonlarını yağma ettiklerine şahit olduk. Çünkü bir haftalık yasak boyunca her şeyden vazgeçtik belkide ama yeme ve içmeden asla vazgeçemedik. Yaşamak için yemek ve içmek gerekiyordu. O zaman anladık gıda ve tarımın ne kadar değerli bir ihtiyaç olduğunu.
ÜLKEMİZ VE DÜNYA DURMADAN ÇOĞALIYOR
Daha düne kadar ülkemiz için 80 milyon insandan bahsederken bugün 90 milyon nüfustan bahsediyoruz. Tarım kaynaklarımız ve topraklarımız gittikçe küçülüyor. 90 milyon nüfus yesin içsin istiyor. Ama topraklarımız ne yazık ki yabancılara satılmaya devam ediyor. Artan maliyetler, giderler, mazot fiyatları, gübre, tohum, ilaç fiyatlarının uçuşa geçmesi neredeyse Hollanda kadar bir bölgenin ekilip biçilmemesine sebep oluyor. Ama ne acıdır ki, marketlere gittiğimiz zaman elimize mercimek alıyoruz menşeii Kanada, fasulye alıyoruz menşeii Kırgızıstan, bulgur alıyoruz menşeii Rusya… Yani bununda kolayını bulmuşuz. Başımız sıkışınca bir ürünün karaborsaya düştüğünü görünce hemen ithalat yapıp sorunu çözdük zannediyoruz. Sonra da geçici olan ithalat ürünü bir bakmışız devamlı ithal eden ülke konumuna gelivermişiz.
BİR DÜŞÜNÜN NEDEN FAYDALI ÜRÜNLER HEP PAHALI?
Kırmızı et, balık, tavuk, sucuk, peynir, pastırma, fındık, badem, ceviz, Antep fıstığı yukarıda saydığım ürünleri belkide birçok aile yemiyor, yese bile ayda belki bir defa. Mesela eti bayramdan bayrama yiyen ailelerin sayısı binlerce belki de. Neden? çok pahalı da ondan. Bugün evinde eti olan bir ev hanımı ne yemek yapacağını bir an bile düşünmez. Bu ürünler hem pahalı hem sağlıklı. Bir çocuğun yetişmesi için proteine ihtiyacı var. Kahvaltılarda peynir, süt, tereyağı, yumurtaya yani kalsiyuma ihtiyacı var.
Canan Karatay durumu daha da güzel özetliyor. " Aslanlar etle beslenir hem akılları çalışır hem de kasları ama aynı performansı mandalar için söyleyemeyiz çünkü mandalar ot yiyor" diyor.
Tarım ve hayvancılağa bu kadar müsait yerlerimiz varken, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkemiz varken varlık içinde yokluk çekmemiz sizce normal mi? Ya da sorun bu imkanları halkın refahı için kullanamayan sistemde mi? Karar sizin...

YORUM EKLE

banner95

banner94