YAŞANMIŞ BİR SÜTTOZU HİKAYESİ !


Muzaffer YURTTAŞ

Muzaffer YURTTAŞ

Okunma 05 Aralık 2017, 14:03

İlkokul 2. sınıfa gidiyordum. Kula ilçesi Eroğlu Köyü İlkokulu’nda okuyordum. Köyümüzde hemen hemen her ailenin koyunu, keçisi ya da inekleri vardı. 50-60 kişilik okulda iki öğretmen görev yapıyordu. Bir gün öğretmenimiz dış ülkelerden yardım geldiğini söyledi. Her bir öğrencinin eline birer poşet içinde süt tozu verdi. Marshall Yardımı ile ülkemize gönderilen içeriğinde ne olduğu şüpheli süt tozlarını annelerimize kaynattırıp içmemizi, ertesi günü soracağını söyledi.

Verilen süt tozu poşetini eve götürdüm. Ninem sordu “Elindeki nedir?” “Yurtdışından yardım gelmiş öğretmenimiz verdi” deyince ninem “İyi bir şey olsa göndermezlerdi, sakın içme!” diye tembihledi. Ama öğretmen emretmişti ve bizim için öğretmen her şeyi iyi bilir ve zararlı bir şeyi bize vermezdi. Annem süttozunu suyla kaynattı. Bir kaşık tadına bakmak için ağzıma aldığım ile dışarı koşmam bir oldu. Bulantı ile süttozunu çıkarttım. Annem, içmediğim süttozunu köpeğimiz Akkuş’a verdi, ama o da içmedi.

Ertesi günü öğretmen sıra ile her çocuğa soruyor, herkes içtiğini ifade ediyordu. Ben gerçeği söyledim, “Süttozunu içmeye kalktım ve kustum, hatta köpeğimiz Akkuş bile içemedi” deyince öğretmen yerlere yatarcasına güldü.

Bizler köylerde sütün içinde olan çocuklar olarak bizlere öğretmenlerimiz “Evlerinizde süt var, yoğurt var, her gün bir bardak tüketeceksiniz” diyeceği yerde dış ülkelerden gelen, ne idiğü belirsiz süttozunu içirmeye çalışıyordu. Devletin hiçbir yetkilisi de “Bunun içinde ne var, insanı kısırlaştıran bir hormon, genetiğimize zarar veren bir kimyasal var mı” diye sormuyor, hatta itiraz bile etmiyordu.

Beslenmede özümüze dönmeliyiz. Zeytinyağının en iyisi bizde ama kişi başı ortalama 3 litre zeytinyağı tüketiyoruz. Komşumuz Yunanistan 20 litre kişi başı zeytinyağı tüketiyor. Üzümü biz üretiyoruz ama yıllık kişi başı 250 gram tüketirken, bizim sattığımız İngiltere ve Almanya’da tüketim kişi başı 1600-1700 gram. Biz onlara üzüm, çilek, kiraz satarken onlardan kola, fanta ve ilaç alıyoruz.

Fast food tüketimi gün geçtikçe artıyor. Aynı şekilde bizde de hastalıklar artıyor. Diabet yaşı çok aşağılara indi, kısırlık oranları ve bunama hastalığı arttı. Bütün bunlar çevre faktörleri, dengesiz beslenme, aşırı ilaç kullanımı, radyosyon ve cep telefonu kullanımının artması gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Özümüze dönüp çevremizi ve yediklerimizi kirlilikten arındırmadığımız müddetçe ileride bizi daha kötü günler beklemektedir.

Şifa kaynakları bitkiler bizde, kaplıcalar bizde, güneş ve toprağın en verimlisi bizde ancak biz Batı hayranlığına devam ediyoruz. Köklerimize dönmemiz gerekiyor. 6 yıl tıp eğitimi içinde Tıbbı Nebevi’den bahsedilmiyor. Öğrenciler Tıbbı Nebevi ve Geleneksel Tıp konusunda ne bir makale, ne bir kitap okumadan mezun olmaktalar. Fakülteden mezun olurken yapılan yemine Hippokrat Yemini deniliyor. Nedir bu Batı hayranlığı? Neden Batı’nın bilim adamları için hazırladığı yemin bizde kullanılır? Batı Tıbbı’nın yanında Doğu Tıbbı, Tıbbı Nebevi de öğretilmelidir. Hipokrat ve Galen’in yanında İbn-i Sina, Merkez Efendi gibi bizim değerlerimiz de anlatılmalıdır.

İthal ete, ithal hayvana ve ithal buğdaya da karşı olduğumu ifade etmeliyim. Oradan canlı hayvan geliyor gelmesine de o hayvanlar ne yiyerek beslendiler? Domuz kemiği konulmuş yemler mi, GDO’lu gıdalar mı verildi? Bunları bilemiyoruz. Bir kilo ithal et yiyeceğinize yarım kilo yerli et yemek daha güvenilir. “Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı” diye bir slogan var ya, tam da zamanıdır.
Özümüze ve kendimize dönmeliyiz. Batı ve Doğu’nun analizini yaparak insanlığın hizmetine sunmalıyız. Batı’nın ilaç deposu ve tıbbi cihaz çöplüğü olmaktan kurtulmamız gerekiyor.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mithat - 1 hafta önce
Aynen katılıyorum hocam. Zaten benim tanıdığım Muzaffer yurttaş buydu
Avatar
Ahmet Aytac Ugur - 1 hafta önce
Çok begendim.önümüze donmemizin, kendimize g elmemizin zamanıdır.hocam guzel yorumlariniz için ağzınıza saglik
Avatar
yörükoğlu - 1 hafta önce
Verimlilik verimlilik diyor isminin önünde bol ünvan olan insanlar avrupada ıskandinav ülkelerinde hayvan et ve süt verim oranı ile bitkilerde bizdekinden çok çok fazla diyor. Verimlilik diyerek obez yaptığımız hayvan ve bitkilere tezat insanlar zayıf olsun istiyoruz hocam bu nasıl iş.
Avatar
yörükoglu - 1 hafta önce
Hocam iki yaşında bir koç boğa teke ile 8-10 yavru yapmış dışı sığır keçi koyun eti aynı olurmu besin değeri ve lezzet farkı yokmudur. Marketlerdeki indirimli etler hangisinden olma ihtimali yüksektir
Avatar
yörükoglu - 1 hafta önce
Hocam süt tozu has un vita yağı 3'ü bir yerde 1960-1970 yıllarda sanırım tüm köy okullarında verildi ilk okul öğrencilerine inşAllah hasun denen unun içinde gdo' lu pirinç unu falan yememişiizdir
Avatar
yörükoğlu - 1 hafta önce
Hocam anadoludaki yerel tedavi yöntemlerine ve kullanılan bitkisel tedavi uygulamalarına 10-15 yıl kadar önce koca karı ilacı kocakarı yöntemi yöntemi derken nasıl olduda bunun adı "Altarnatif Tıp" diye uygulamaya girdi..Bir yakınımın sırtındakikupa tutma belirtisini gören doktorun 20 yıl evvel bilime tıpta modernleşme karşymısız gibi bize söylenen ithamlarına binaen artı tv perdede aynı ithamları duyuyorduk şimdi birileri dünyada yerek tedavi yöntemlerinin endüstrisinimi kurdu yoksa
Avatar
yörükoğlu - 1 hafta önce
Sn.vekilim eskiden öküz veya beygir ile işlenen arazinin çorak yerleri sürülmüyordu dönerler işlenir halde değildi.Dolayısıyla sizindi dediğiniz gibi herkeste 3-5de olsa büyük küçükbaş hayvan vardı bu işlemeyen arazi kısımlarıda mera olarak kullanılıyordu. Şimdi herkes dozerle bir dikey bir yatay baklava gibi yeri karartıp bağ bahçe yapıyor. Şimdilerde köy ve kasabalarda beygir öküz yerine traktör kullanıldığından buğday arpa ekmediginden saman üretimide azaldı. Artı geceli gündüzlü arazi çobanlıgına 81 ilde fazla yanaşan ilgi duyanda yok
Avatar
yörükoğlu - 1 hafta önce
Sn. Vekilim eskiden halkın %70-80'i nin tarımla uğraşıyordu oysa günümüzde oran tersine döndü köylerde araziler iyice küçük parçalara bölündü insanlar ya sanayiinde yada memurluk ve bilahire hareketsiz yaşam emeklilik durumlarının yaygınlaşması da halkımızın sağlığını menfi yönde etkilemiş olaamazmı?.