YEREL SEÇİMLER YAKLAŞIRKEN-2


Kamil KARAGÖZ

Kamil KARAGÖZ

15 Mart 2019, 13:45

Beş yıl önce yerel seçim günü yaklaşırken ki yazımın bazı bölümlerini olduğu gibi yeniden yazıyorum
“Sokaklarda-çarşıda-pazarda bir kıpırtı, bir canlılık, bir devingenlik… var ki sormayın gitsin. Başkan seçilip kenti yönetmeyi düşleyen adaylar var güçleriyle dolaşıyor ortalıkta bir aşağı bir yukarı. Seçilirsem şöyle yapacağım böyle yapacağım diye atıp tutuyorlar. Oysa beş yıl önceki seçimlerde de böyle sözler verilmişti. Kimse de “Arkadaş sen beş yıl önce şunları şunları  .. yapacağım diye söz verip seçildin. Söz verdiklerinden şunları şunları yapmadın. Söylediklerine güvenerek sana oy verenlere düş kırıklığı yaşattın…” deyip yargıya başvurmuyor. Sanırım seksenli yılların sonlarıydı. Polonya’da bir yurttaş yargıya başvurup haklı çıkmıştı. Şimdi kenti yönetenlerin beş yıl önce söz verip de yapmadıkları için yargıya başvurmanın tam zamanı. Seçmenleri kandırarak başkan seçilmenin de bir  yaptırımı olmalıdır.
     Şimdi başkan seçilip kenti yönetmeyi düşleyenler de yapamayacağı şeylere söz vermesinler. Belki beş yıl sonra birileri yargıya başvurabilir.
      Adaylar olur-olmaz, yazılı-yazısız… bir yığın eylem için söz veriyor. Bizim için yazılı olanlar önemli. Onları saklayacağız ve yapılıp-yapılmadığını izleyeceğiz. Ne var ki pek öyle yapılamayacak: (“Kentin altında doğudan batıya on kilometre altulaşım yolu (metro) yaptıracağım gibi, Sabuncubeli’ne beş kilometre delme yol (tünel) yaptıracağım gibi, Spil Dağı’na vargel (teleferik) yaptıracağım...” gibi) uçuk-kaçık söz verenleri de yok. Hepsi de aşağı-yukarı “Seçilirsem kaldırım yaptıracağım, çöpleri toplattıracağım,....”  türünde şeyler söyleyip oy istiyor.
Ben önerilerimi yazıyorum Belki okuyup ta değerlendiren olur,
    -Seçildiğin andan başlayarak bana kimler oy verdi hangi yörelerden daha çok oy geldi diye düşünmeyeceksin. Tüm seçmenlerin başkanı olacaksın. Tüm seçmenlerin; gerek birey olarak ve gerekse topluca sorunlarının sorumlusu olacaksın. Kent yönetimi, insanların bunalım ve sıkıntılarının çözüm yeri olmalı.     
     --Öncelikle bölgende yaşayan insanların “İnsan haklarına saygılı olacaksın”. Bölgende değişik inançlı-inançsız, etnik kökenli... insanlar var. İnananların kutsal aylarında gece yarıları sokaklarda davul çaldırıp  toplumu rahatsız ettirmeyeceksin. Sayrısı var, çalışanı var, uyku düzeni bozuk olanı var, bebeği olanı var....Davulcular üç beş kuruş para kazanacak diye, bu insanları gece yarıları uyandırıp sinirlerini bozmaya hakkınız yok. Daracık sokaklarda yankılanan davul sesleri ve bu arada araçların bitmek bilmeyen canavar bağırışlarından çok hoşlanıyorsanız; kendi sokağınıza toplayın tüm davulcuları ve çaldırın sabahlara dek.  Ben bizim sokakta istemiyorum. Yoksa; çok rahatsız oluyorsan “Ya rahatsız  olma, ya da çek git ” mi diyor sun?.  “ Ya sev ya terk et ” diyenler gibi.
     --Bölgedeki insanların eğitimine önem vereceksin. Kuracağın T.V. ve sürekli (periyodik) yayınlarınla yurttaşlara, Büyük Atatürk’ün “Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir ” sözü doğrultusunda bilimsel olarak yol gösterip, dürüstlük ve çalışkanlığınla örnek olacaksın.
     --Çarşı-pazardaki işyeri adlarındaki yabancı sözcükleri ayıklamalısın. Yabancı sözcüklerle yazılmış işyeri adları Türkçe sözcüklerle yazılmalıdır. Her türlü yayında Türkçe sözcükler kullanılmalı. İnsanlarımızda “Anadilimiz Türkçe” ile “Ulusal Bilinç” geliştirmelisin.
     --Bölgendeki insanların yaşam niteliğini yükseltmek için uğraşmalısın. Uzun yaz sıcaklarında deniz kıyılarında 15’er gün dinlendirmelisin. Parası olanlar, yazlığı olanlar zaten gidiyor tatil yörelerine. Sen ötekilere   tatil yaptıracaksın. Her yaz en az bin yoksul aileyi deniz kıyısındaki dinleneklerde (tatil kamplarında) on beş gün dinlendirmelisin.
     --İlkbahar ve sonbahar ayları için; içinden Gediz Irmağı’nın kıvrılarak aktığı, Akpınar alanının on katı büyüklüğünde eğlen-dinlen yerleri (rekreasyon ya da piknik alanları) yaptırmalısın. Buralarda hayvanlar bahçesi, yüzme havuzları, buz kayma yerleri (buz pateni), çocuklar için oyun alanları....v.b. olmalı. Yoksul insanları buraya taşıyıp parasız yararlandırmalısın. Yeşil renkleri nerdeyse unuttuk. İnsanlar yeşil renkleri trafik ışıklarında değil buralarda görmeli.
    --Kentin çevresindeki yoksul (çoğu gecekondu) evlerdeki çocukların ders çalışma ortamı yok. Buralarda öğrencilerin ödevlerini yapıp ders çalışabileceği  bilgisayar donanımlı-yetkin eğitimcilerin yönettiği eğitim yerleri yaptırmalısın. Çocuklar hafta içi ve hafta sonu buralardan gün boyu saat 24.00 e dek yararlanabilmelidir.
    --Belirli aralıklarla halka açık bilgilendirme ve değerlendirme toplantıları yapmalısın. Yapılan ve yapılacak işlemleri oldukça saydam bir ortamda tartışmalısın. Her şeyi, herkesin gözü önünde, herkesin onayı ile apaçık yapmalısın. Kentin değerlerini gizli-kapalı pazarlıklarla kurtlara-çakallara kaptırmamalısın. Ayrıca insanlarla inatlaşıp karşı çıkma yerine  halk oylaması yaparak onların istemleri doğrultusunda davranmalısın.
    --Çok önemli saydığım için en sona bıraktığım bu sözümü kesinlikle unutmayacaksın. “Bal tutarken değil parmağını yalamak,  ağzına bile yaklaştırmayacaksın ellerini. Arı gibi çalışıp üreten binlerce insanın emeğini yemediğin gibi, yedirtmeyeceksin hakkı olmayanlara.”   
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.