YILLAR SONRA BU ZAMANLAR NASIL ANILIR?


Necdet CURA

Necdet CURA

11 Şubat 2020, 13:17

Türkiye ve dünya hiç olmadığı kadar hareketli ve hızlı bir sürecin içine girdi. Yeni yıla girdikten kısa bir süre sonra ABD-İran gerilimi daha sonra Çin’de yayılan ve bütün dünya için tehdit oluşturan bir virüs yani Coronavirüs ve de devamında hem şehrimiz Manisa’da bitmek bilmeyen artçı depremlerin yanında Elazığ’da çok ciddi maddi ve manevi kayıplara neden olan Elazığ depremi bütün insanlık için şoke edici ve üzücü bir hal aldı. Bilhassa da Türkiye için.

Çok geçmeden gerçekleşen Çığ ve İstanbul’daki uçak kazasının etkileri ‘’şaşırtmaya ve üzmeye’’ devam ediyor.

Sosyal medya üzerinde dolaşan bir karikatür çok hoşuma gitti. O karikatürde sadece Ocak ayının dünya genelinde nelerle karşılaştığını, hangi facialara misafirlik yaptığını gördüğümüzde insan birden düşünmeye başlıyor…

Yıllar, hayatı anlamamız için oluşturulmuş yapay ve kısa periyotlardır.

Zaman, meçhul bir kavramdır. Bu meçhul kavramın bilinmezliğinde kaybolmamak yerine ona bir anlam biçerek, süre vererek anlamlandırmaya çalışıyoruz.

İnsan düşünüyor.

Yıllar sonra bu yıl nasıl anılacak?

Geçmişe baktığımızda bu kadar kısa süre içerisinde böylesine olayların yaşandığı bir yıl var mıdır?

İnsanlık tarihini göz önüne aldığınızda neler neler yaşanmış diyorsunuz. Hele bir de Tarih gibi uçsuz bucaksız bir ilmin aşkına kapılmışsanız ve bunun metodunu, araştırma basamaklarını biliyorsanız o zaman geçmiş ile gelecek arasında yaşayan insanın bugün macerasını çok daha farklı ve analitik bir gözle görebilirsiniz.

Dünya, yaşlandı.

Tarım Devrimi, Sanayi İnkılabı, Coğrafi Keşifler, Moğol İstilaları, Sömürgecilik Yarışı…

Bu hadiseler bütün insanlığı etkileyen büyük vakalardır.

İnsanlar bu yaşlı dünyayı daha ilk dönemlerden beri kavramaya çalışıyor. Bunun için çeşitli yollara düşüyorlar. ‘’İlim’’ belki de bu evrenin sırlarını çözebilmek için gidilen en kıymetli yol.

İlmin sırrını çözmek ise, tarifsiz bir derece.

O derecede olanlar işte huzura ve refaha erenlerdir.

Zaman, içindeki yolcularla bilinmezliğe doğru gidiyor. Bu bilinmezlik içinde olan insan geminin batmaması için ne kadar çok çaba gösterirse o kadar kar elde eder.

Geldiğimiz nokta itibariyle, gemi batıyor. Batan bu geminin baş katili içindeki mürettebat…

Savaşlar, krizler, yıkımlar, cinayetler, ölümler…

Bol virgüllü, üç noktalı felaket kelimelerinin sayısını arttırabiliriz.

Yazmak istemediğimiz nice facia biz insanların elini başının arasına alıp tekrar ve tekrar düşünmeye itmelidir.

Sorun, yerel bazda ve cihanşümul bazda olabilir. Mühim olan ‘’iyilik etkisini’’ nasıl arttırabileceğimiz ve geoit biçimli şu mavi gezegenin içindeki sorunları nasıl çözebileceğimizin peşinden gitmektir.

‘’Yıllar sonra bu zamanlar nasıl anılır?’’ sorusuna net bir şey söylememiz için zamanın üstüne adeta bir bina yükseltirmişcesine biraz daha zaman koymamız gerekiyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serhat köse - 5 gün önce
Maalesef hırs, kin ve nefret bürümüş bu insanların gözünü. Hatayı kendilerinde aramıyorlar ve yapıcı olamıyorlar. Çözüm odaklı hakiki çözümlere baş vurmaktan kaçınıyorlar.En iyisi Allah ın şeriatına uymak derim