Yörükler Mert İnsanlardır!

Bu yaşadığımız karantina günlerinde bir kaz daha görüldü ki insanımız doğadan ve topraktan uzaklaşıp metropollere mecbur bırakılınca her türlü ruhsal sıkıntıya yakalanabilmektedir. Gelecekte en yaşanılır yerler, havası temiz, suyu ve yeşil alanı olan çevresinde kendi meyve ve sebzenizi yetiştirebileceğiniz doğal yaşam alanları olacaktır. Bu vesile ile dağlarda, yaylalarda yaşayan yörükler aklıma geldi. Biraz olsun hastalık ve salgının dışında konulara değinmenin yararına inanarak bu konuyu yazmanın iyi geleceğine inanıyorum.

Yörükler Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nun şiirlerinde “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” sözleriyle anlatılan, sıcakkanlı, hoş sohbetli, fedakar, cömert insanlardır. Atatürk’ün “Arkadaşlar! Gidip Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki, bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez”.  diye tarif ettiği vatanına, bayrağına, ezanına yürekten bağlı, özgürlüğüne düşkün, milliyetçi yörükleri ve Türkmenleri muhabbetle selamlıyorum. Kıl çadırları, renkli giysileri, muhabbetleri ve doğaya olan saygıları ile bu vatanın bekçileri olan yörükleri inceleyelim bu yazımızda diye düşündüm.

Bazlama, keşkek, bükme ve yanında ayrana dayanamazlar. Yolunuz düşerse bir yörük obasına, bir çoban yanına biraz sohbet muhabbet edin. Sırtındaki torbasından çıkarıp sizinle paylaştığı kese yoğurdunun, yufkanın arasına dürüm yapılmış çökeleği yediğinizde oradan ayrılasınız gelmez.

Yer sofrası, bulgur aşı, tarhana, ayran, höşmerim denince ilk akla yörükler gelir. Misafirperver ve yardımsever insanlardır. Büyüklerine hürmeti ve saygıyı törenin en önemli kuralı bilirler. Hırsızlık nedir bilmezler. Kapılarına kilit vurmazlar.

Yörüklerin müziği türkülerimizdir. Düğünleri davul zurna ile yapılır. Milli içecekleri ayran, dost ile birlikte oldukları her gün bayramdır.  Ana yemekleri bulgur aşı ve keşkektir. Çiçeği kekik, kuşumuz keklik, ekmeği bazlama, çorbası tarhanadır. Muhabbet ve hoşgörü ikliminde yetişen yörüklerdee düşmanlık yoktur. Küslük başındaki yaşmak kuruyana kadardır.

Derelerden söğüt, atalardan öğüt alarak büyüyen yörükler misafirperver insanlardır. Misafirsiz sofraya oturmaz, her geleni hızır ve Tanrı misafiri kabul ederler. İftar vaktinde dış kapıyı kapatmak ayıptır.

Öğretmenimiz bir gün derste sordu, “Siz hangi yörüklerdensiniz? diye. Bilemedim. Osman dedeme sordum. Dedi ki, “Evladım silahın Macarı, saatin naçarı, yörüğün gacarı meşhurudur. Biz gacar yörüklerindeniz demişti. Oğuzlar Bozoklar ve Üçoklar diye ikiye ayrılıyor. Bozokların Bayat boyuna bağlı bir yörük boyu gacarlar. Genellikle koyun ve keçi ağırlıklı hayvancılık ile uğraşırlar. Yörüğe sormuşlar “Nerelisin, poyraz esen sazlık yerden mi? Yoksa keklik öten kekik kokan yerden mi? Biz keklik öten kekik kokan yerdeniz.

Yörük kültürü ham çökelektir, yayladır, katar katar develer, koyunlar ve keçilerle yola düşmektir. Rengarenk kilimdir, çuldur, kıl çadırdır. Yörüklük kardeşliktir, barıştır, birlik ve beraberliktir. İmece demek, yardım demektir. Tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak ve hep birlikte Türkiye olmak demektir.

Yörükler artık yaşam şartlarının zorlaması ile yerleşik hayata hatta şehirlere mecbur kaldılar. Yörüklerden doktor, hakim, kaymakam, mühendis, işçi, her şey çıkar. Bir tek şey çıkmaz yörüklerden. Yörüklerden hain çıkmaz.

Yörükler mert insanlardır, vatanını, bayrağını severler. Toprağına göz diken düşmana haddini bildirir. Yörükler misafirperver, yardımsever insanlardır. Büyüklere saygı, küçüklere şefkat ve merhamet bizde çok önem verilen kurallardır. Mevlana ve Yunus’un izinden yürüyen, Anadolu’yu karış karış gezen yörükler için  ahlak en önemli unsurdur.

Gelecek neslimizi milli ve manevi değerlerimize uygun olarak yetiştirmek için tekrar ataerkil aileye ve muhabbet ortamına ihtiyacımız var. Kıl çadırı, develeri, koyun ve keçiyi severek izlerim. Ama gelecek nesle bırakacağımız en güzel şey birlik ve beraberlik, saygı, çevre bilinci, temiz bir dünya olmalıdır.  Gelecek nesillere yörüklerin saygısını, dilini, kelimelerini ve deyimlerini, çevreye saygısını, toprak ile dostluğunu, hayvan sevgisini, mertliğini, çalışkanlığını, dürüstlüğünü aktarmaya mecburuz. Bir yörükçe sözlük hazırlığı yapıyorum. İnşallah yayına hazır olduğunda basmayı planlıyorum.

Koyunumuza, köpeğimize atımıza bakmadan, onların karınlarını doyurmadan kendi karnımızı doyurmayız. Kendimiz güneşte sıcakta kalırız ama hayvanların sıcağın göbeğinde bırakmayız.

Rahmetli Osman dedem armudu çok severdi. Bazen birlikte armut toplamaya giderdik. Dedem armut toplarken tüm armutları koparmazdı dalından. “Dede neden hepsini toplamıyoruz?” dediğimde. “Evladım kurdun kuşun da hakkı var. Onlar ne yiyecekler?” derdi. Yörükleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

YORUM EKLE