İŞÇİNİN SENDİKAL TAZMİNAT HAKKI

Sendika  genel olarak tanımlayacak olursak ; işçilerin ve ya işverenlerin ayrı ayrı olmak üzere iş kazanç, toplumsal ve kültürel konular yönünden çıkarlarını korumak , yeni haklar sağlamak ve onları da geliştirmek amacıyla hukuka uygun şekilde kurdukları birlikteliktir. Yani kendi içinde istihdam koşullarını sürdürmek ve geliştirmek için bir araya gelen çalışan gruplarıdır.  

Kişi dilediği gibi  sendika kurabileceği gibi  istediği  sendikaya da  üye olabilir buna sendikal özgürlük  denilmektedir. Bu özgürlük, sadece bireylerin özgürce sendika kurma veya bir sendikaya üye olmalarını değil, aynı zamanda birden çok sendikadan dilediğini seçebilmeleri anlamını da gelmektedir

 Anayasanın 51. maddesine göre, “Çalışanlar ve işverenler önceden izin almaksızın sendikalarını ve üst kuruluşlarını kurabilecekleri gibi, bunlara serbestçe üye olabilecekler ve üyelikte kalabileceklerdir… Hiç kimse üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”   Şeklinde  Anayasamız tarafından  güvence altına  alınmıştır.

İşçinin  sendikal özgürlüğü işyerine başvurusu ile başlar  ve devamı süresince de  devam etmektedir. Bu özgürlük  kanunlarla da  güvence altına alınmıştır. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25.maddesine göre; “İşçilerin işe alınmaları, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz. Bu hükümlere aykırı olan toplu iş sözleşmesi ve iş sözleşmeleri geçersizdir. Anlaşılacağı üzere işe başlarken şu  sendikaya üye olacaksın veya sendikaya üye olmayacaksın  şeklinde  işin başında  yapılan  iş sözleşmesi  geçersizdir. Öyle bir sözleşme yapılsa dahi işçi dilediği  sendikaya geçebilir.

İşveren iş akdinin devamı sırasında da işçiler arasında sendikalı veya sendikasız ayrımı yapamaz. Kanun bunu engellemek için ayrıca bir hüküm koymuştur.

Buna göre, “işveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır.” Bu hüküm dışında kanunun üçüncü fıkrasına göre; “işçiler sendikaya üye olmaları veya olmamaları, işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz.” Kanundaki bu düzenleme iş hukukundaki “eşit davranma ilkesi” ve “işverenin yönetim hakkıyla” da yakından ilgilidir.

Öncelikle, bu maddelerde açıklanan işverenin sendikalı işçilerle sendikasız işçiler veya sendikal faaliyete katılan işçiler arasında ayrım yapma yasağı, işverenin eşit işlem yapma borcu kapsamı içerisinde değerlendirilmelidir. Zira, eşit davranma borcu; işverenin yükümlülüklerinden birisidir. İşveren, aynı işte ve aynı koşullarda, eşit verimde çalışan işçilere herhangi bir ayrım yapmadan eşit davranmakla yükümlüdür.

Kısaca, eşit davranma borcu, işverenin haklı bir neden olmadan, keyfi ve haksız olarak işçiler arasında farklı davranmamasını ifade eder. Bu noktada şunu söyleyebiliriz ki, Kanunu’nun 25.maddesindeki bu düzenleme eşit davranma ilkesinin bireysel sendika özgürlüğü açısında somutlaştırılmış bir şeklidir. Yani, işverenin İş Kanunu’nun 25.maddesine aykırı davranışı hem bireysel sendika özgürlüğüne hem de eşit davranma borcuna aykırılık teşkil eder. Böylece, işveren örneğin sendikaya üye oldukları için işçilere mesleki ilerlemelerinde veya disiplin hükümlerinde belirtilen kanun hükümlerine aykırı olarak davranamayacaktır.

Bununla beraber, işverenin; işçiler arasında sendikalılık durumuna bakmaksızın, kıdem, eğitim, yetenek, deneyim, çalışkanlık gibi hususları göz önüne alarak, işçiler arasında özellikle ücret, prim, ikramiye ve çalışma koşulları arasında farklı bir uygulamaya gitmesi eşit davranma borcuna aykırılık teşkil etmeyecektir. Şüphesiz ki burada önemli olan husus, işverenin 25.maddeye aykırı hareket etmemesidir.

İşveren eğer yukarıda bahsettiğimiz şekilde  işçiyi sendikal sebeplerle  işe  almaz veya  işçiyi işten çıkardığı taktirde işveren işçiye işçinin bir yıllık ücretini tazminat olarak ödemek zorundadır. Nitekim, kanunda öngörülen bu bir yıllık ücret tutarı, asgari miktardır. Bu tutarın altında bir tazminatın belirlenmesi mümkün değildir. Çünkü bu tutar, sendika özgürlüğünü koruma amaçlı olarak, işvereni sendikal fesihten vazgeçirme amacını taşır.

YORUM EKLE

banner95

banner94